İstanbul 10. Sulh Ceza Hakimliği, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun "terör örgütüne yardım'' soruşturması kapsamında tutuklanma istemini reddetti. İmamoğlu, İstanbul 10. Sulh Ceza Hakimliği’ndeki ifadesinde, "Yargıyı perişan eden ve siyasetin aparatı haline getirme gayreti içinde olan kişi ve şürekasi ile milletimiz ve devletimiz adına bayrağımız ilelebet dalgalansın diye sonsuz mücadele edeceğimi dünden daha güçlü olduğumu ve 86 milyon insanın varlığını arkamda hissettiğimi ve 86 milyon insanı birbirinden ayırt etmeden, kimliğine, inancına bakmadan bu ülkenin asli bir vatandaşı olduklarını hissedecekleri bir geleceği hep birlikte başaracağız" dedi.
İstanbul Büyükşehir Belediyesine yönelik iki ayrı soruşturmada gözaltına alınan ve emniyetteki sorgularının ardından Çağlayan'daki İstanbul Adliyesi'nde sevk edilen İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, ''yolsuzluk'' soruşturması kapsamında tutuklandı. İmamoğlu'nun ''silahlı terör örgütüne yardım etme'' suçundan tutuklanması talebi ise reddedildi.
''Hepsi benim için çöp niteliğindedir''
İmamoğlu’nun İstanbul 10. Sulh Ceza Hakimliği’nde verdiği ifade şöyle:
''Mahkeme anında elime geçen sevk yazısında benden ifade alan savcının isminin olmadığı, farklı iki savcının isminin olduğunu gördüm. Sayfalarca PKK terör örgütü, hiç ilgilenmediğim KCK, HDK vesaire kısaltmalarla geçen farklı dergilerde farklı terör örgütlerinin söylemlerinin dizildiği, tam bir kumpas ve pusu düzenini kuran 2 savcının suç isnadı görmekteyim. Hepsi benim için çöp niteliğindedir. Bütün bunları benim için yazan ve terör örgütü üyeliğini ortaya koyan kişiler meslek şereflerini kaybetmiş kişilerdir. Bu tür kişiler sadece bunları yazma marifetine sahip değil muhtemeldir ki ülkemizin başına bela olmuş veya olacak terör örgütü deneyimlerine de sahip olduklarını düşünüyorum, çünkü bu tür pusu ve kumpas işi terör örgütü üyesi olmakla başarılabilir diye düşünüyorum. Yaptıkları bu iş ve işlemler ülkemizin adalet sistemine atılmış bir bombadır, tahribatı büyük olacaktır.
''Suç isnadının bende zerre kadar kıymeti yoktur''
Yüce Türk yargısına ve onbinlerce namuslu yargıç, savcılara sesleniyorum ki bu tür meslek namusunu, meslek ahlakını yitirmiş insanlara meydan vermeyin, şeref yoksunu bu insanlar Ramazan ayında kul hakkının ötesine geçip milletimize ve vatana ihanet etmektedirler. Dolayısıyla suç isnadının bende zerre kadar kıymeti yoktur, yazdıkları her sayfa çöp niteliğindedir. Benim vatan ve millet sevgimi, bayrak sevgimi ve bu ülkede yaşayan 86 milyon insanı barış ve huzur içerisinde yaşayacakları bir ülke sevdamı bu tür çöp niteliğindeki insanlar beni ne sorgulayabilir. Ne ifademi alabilir, ne de benimle ilgili fikir beyan edebilir, benim milletime, vatanıma, bayrağıma olan sevgimi, bağlılığımı ölçecek, aşağılayacak ya da terörle iltisaklı olacak diyecek kişi anasının karnından doğmadı, ben dün ne istedilerse vermedik diyenlerden ve dün dünde kaldı cancağızım diyenlerden değilim. Dünde ‘ne istediler de vermedik’ dediklerinde ülkenin zararlarını gördüğüm yerdeydim, bugün de ülkemize zarar verenleri çok iyi bir noktadan gören yerdeyim.
''Bu mahkemeye gelen bütün karalayıcı, kumpas içerikli iddiaları reddediyorum''
Beni doğuran anne ve baba vatana ve millete faydalı olma noktasında yetiştirmiş, ben Cumhuriyet değerlerine bağlı, Atatürk'ün kurduğu bu Cumhuriyet'in 2. Yüzyılında gençleri ile tarih yazacağı bir döneme imza atmaya kararlı bir siyasetçiyim. Bu hedefimi bu milletin 86 milyon insanımızın evlatları ile birlikte başaracağımızı milletimiz görecek ve yaşayacaktır. Bu terör örgütü kimliği ile hareket eden bu iddianameleri yazan, uyduran, kumpasla beni alt etmeye çalışan yargıyı perişan eden ve siyasetin aparatı haline getirme gayreti içinde olan kişi ve şürekasi ile milletimiz ve devletimiz adına bayrağımız ilelebet dalgalansın diye sonsuz mücadele edeceğimi dünden daha güçlü olduğumu ve 86 milyon insanın varlığını arkamda hissettiğimi ve 86 milyon insanı birbirinden ayırt etmeden, kimliğine inancına bakmadan bu ülkenin asli bir vatandaşı olduklarını hissedecekleri bir geleceği hep birlikte başaracağız. Allah yolumuzu açık etsin. Bu mahkemeye gelen bütün karalayıcı, kumpas içerikli iddiaları reddediyorum. Tabii ki serbest bırakılmamı talep ediyorum.''
"Raporda söz konusu işe alımların AK Partili Mevlüt Uysal ve dönemin kayyumu Ali Yerlikaya olduğu görülecektir"
İmamoğlu’nun avukatlarından Mehmet Pehlivan ise savunmasında şunları söyledi:
“Meşru ve yasal siyasi partilerin temsilcileri yapılan görüşmeler, terör örgütüne yardım çıkarmak akıl ve mantık ile bağdaşmaz. Aklın ve mantığın olmadığı yerde gizli tanıklar vardır, hemen koşar gelir imdada; 'duymuş olur, görmüş olur, bilmiş olur' ancak burada duymuş olmak bile yeterli kabul edilmiştir. Şüphesiz bugüne kadar müvekkile yönelen 50'yi aşkın adli, 50'yi aşkın idari soruşturmada olduğu gibi bu da politik saik içeren bir suçlamadır.
Örneğin, tutuklama talebinde 21 kişinin Ocak 2019, Aralık 2021 tarihinde İBB'ye işe alındığı, bu kişilerin de terör iltisaklı kişiler olduğu bir sebep yapılmıştır, soruşturmanın ilerleyen aşamalarda savcıların bu talebinden nasıl döneceğini merakla ve titizlikle izleyeceğiz. Çünkü bu iddia ortadan kaybolan bir mülki müfettişliği raporuna dayanmaktadır, o mülkiye müfettişliği raporunda söz konusu işe alımların AK Partili Mevlüt Uysal ve dönemin kayyumu şimdinin İçişleri Bakanı Sayın Ali Yerlikaya olduğu görülecektir, işte politik saik tam buradadır, Ekrem İmamoğlu şüphelidir, diğerleri değildir, bundan başka denilecek, söylenilebilecek bir sözüm ve bir talebim bulunmamaktadır."