YERLİ VE MİLLÎ

Zeki Saruhan



Kendimi koyu bir “yerli” ve millî” sayardım. Hiç ilgisi olmayanlar bu kavramları kendilerine mal ettiği için bu sıfatlarımdan vazgeçecek de değilim.

Benim yerli ve milliliğim, Öğretmenler Haftasında 2017 Eğitim Onur Ödülü verdiğimiz müzik eğitimcisi Prof. Muammer Sun’un müzikte “Türk kalarak çağdaşlaşmak” anlayışla aynıdır.

Türklükten de burjuvazinin tekelinde olan saldırgan, şovenist bir Türklüğü değil, en geniş halk kitlelerinin yaşama, duygu ve düşünce dünyasını anlarım. Bu kavramlar, dil ile, güzel geleneklerle, dayanışma, yardımseverlik, birlikte yaşama kültürü ile tarihsel köklerden gelmedir. Yabancı hayranlığı, ancak halkına yabancılaşan insanların davranışıdır. Onlar zaten milletin ruh dünyasında esaslı bir yer edinemezler. 

Ben millî bir sosyalizm isterim. Başka ülkelerden alınıp Türkiye halkına monte edilen rejim kalıplarları zaten bünye ile uyuşmaz, yadırganır. Hatta dilimize yerleşmiş “sosyalizm” sözcüğü yerine onun Türkçe karşılığı olan “Toplumculuk” kavramını tercih ederim. 

Annelerimizin ninnisi, türkülerimiz ve ağıtlarımız, çobanın kavalı, ocak başı masalları, yemek kültürümüz, halay ve horonlarımız hem yerli, hem millîdir. Bu türkülerin yankılandığı, oyunların titrettiği obalar, köyler, kentler, dağlar, dereler yerli ve milliliğin coğrafyasıdır. Oralar “Benim Güzel Yurdum”dur. 
Her ülkeyi gezip görmek isterim, oralarda güzel ve yararlı ne varsa alıp yurduma getirmek isterim. Başka milletlerin edebiyatını da okumak isterim. Ders çıkarırım.

Milletim için istediğim her güzel şeyin başka milletlerin de hakkı olduğunu düşünürüm. Hiçbir milletin toprağında gözüm olmadığı gibi, bizim dağlarımızda, ovalarımızda, bağ ve bahçelerimizde gözü olan aç gözlü yabancılara karşı silahla, kazma ve kürekle, kalemle direnirim.

“YERLİ VE MİLLÎLİK” GERİCİLİİN ALETİ OLAMAZ 

Fakat “yerli ve millî”liği diline dolayan bazıları, bununla geri bir toplum hayatını ve zorba bir devlet düzenini kast ediyorlar. Kanun devleti yerine keyfi bir tek adam yönetimini, parlamenter sistem yerine Kanuni döneminin saray egemenliğini getirmek istiyorlar. Tek adam diktatörlüğünü öngören anayasa kampanyasında bunun mimarı olan kişi, tek adam rejiminin bizim devlet geleneklerimizde yeri olduğunu savunmuştu! 
Oysa toplumlar durağan değil. Yeni buluşlar ve hareketlerle toplum evrimleşiyor, gelişiyor. Milletler birbirlerinden öğreniyor. Gerekli buldukları kurumları kendi bünyelerine taşıyorlar.  Onlar da millî hayatın birer unsuru oluyor.
 
Türkler tarafından icat edilmemiş pek çok şey, uzak ve yakın zamanlarda Türkler tarafından benimsenmiş ve millî bünyenin ayrılmaz bir parçası olmuştur. Bunlar içinde zamanın eskittiği, toplum bünyesine uymayan unsurlar atılmaktadır.
  
İslam dinini Türkler çıkarmadı. Padişahlık, Türklerin buluşu değildir, Hint-İran kaynaklıdır.  İlk Türk yazısı bile komşularının alfabesinden uyarlanmıştır. Kubbeleri Türk mimarları yaratmadı. Yemeklerimizin bir kısmı Anadolu’nun kadim halkları Ermeni ve Rumlardan geçmiştir. Patates, domates bile başka diyarlardan gelip sofralarımızın vazgeçilmez sebzeleri olmuşlar, çay, kahve günlük alışkanlıklarımız ve ikramlarımız haline gelmiştir.
 
Başka dillerden Türkçeye girmiş ve günlük kullanımda yer almış kitap, defter, araba, lahana, banka, para, köy, şehir, memleket, Ali, Ayşe, Mehmet de millîleşmiştir. Bunları ailemize komşu kabileden gelin gelmiş kadınlara benzetebiliriz. Gelin gelmiş, üstelik çocuklar doğurarak kabileyi çoğaltmış kadınlar. Onlar “millî ve yerli” olmuşlardır.
 
Medeni Kanun, kadın ve insan hakları, parlamenter yaşam, uğruna kanların akıtıldığı demokrasi ve özgürlük de “millî ve yerli”dir.
 
Kısacası, milletin ihtiyacına yanıt veren ve benimsenen her kavram millîdir. 

İslam’ı (hem de en gerici anlayışla ve uyuşturucu gibi kullanarak) yerli ve millî sayıp, hak ve özgürlükleri güvence altına alan demokrasiyi “yerli ve millî” saymamak, taşıdığı Ortaçağ zihniyetini dayatmaktan başka bir şey değildir. Bugün millî olan medrese değil, laik okuldur. Arap alfabesi değil, Yeni Türk alfabesidir. Saray değil, hür parlamentodur. 

Onların “yerli ve millî” saydıkları Hızır Paşalarına karşı milletin Pir Sultan Abdal’ı, Molla Kasımlarına karşı Yunus Emre’si, Çelebi Mehmetlerine karşı Şeyh Bedrettin’i, Sarıklı Şeyhülislam Mustafa Sabrilerine karşı kalpaklı Kuvayı Milliye kahramanları var. Onların soyguncu kapitalizmlerine karşı toplumculuğumuz var. Zarrablardan milyonlarca dolar rüşvet alanlarına karşı boğazından haram lokma geçmeyen dürüst memurlarımız var. Asıl “yerli ve millî” olanlar bunlardır. (6 Aralık 2017)

12/6/2017
Okuma Sayısı : 956


Tavsiye Ettiğimiz Kitaplar

Yazarın Diğer Yazıları

İŞŞİZ VE EVSİZ! (130)
SAKARYA SAVAŞI, SURİYE SAVAŞI… (224)
DAHA KÖTÜSÜ OLAMAZ! (63)
İNSAN KAZANMAK (349)
GERİCİLİK JAPONYA’DA DA OLSA… (283)
SİZ GİDİN, BİZ DÜZELTİRİZ! (164)
KÂZIM KARABEKİR HAKLI ÇIKTI (295)
ZAFERİ TÜRKLERİN ÇILGINLIĞINA MI BORÇLUYUZ? (500)
2018’DE OKUDUĞUM KİTAPLAR (556)
ULUSALCILIK, MİLLİYETÇİLİK DEĞİLDİR (468)
SİYASİ İNTİHAR (761)
Andımız Tartışması Üzerine: BİLİP DE BİLMEZLİKTEN GELMEK… (628)
“HEPİMİZ AYNI GEMİDEYİZ” (858)
CHP İLE İGİLİ KAYGILAR (706)
Kurtuluş Savaşı nasıl kazanıldı? (505)
Onlar bir gün mutlaka ayağa kalkacak (870)
DEMOKRASİ KOKUSU (1060)
Vaazlar-8 DEİZM ÜSTÜNE (1286)
Vaazlar-7 TÜRKLER ÜSTÜNE (999)
Vaazlar-6 MİLLİYETÇİLİK ÜSTÜNE (521)
Vaazlar-5 SAVAŞLAR ÜSTÜNE (637)
Vaazlar-4 DEVLETLER ÜSTÜNE (570)
Vaazlar-3 DİNLER ÜSTÜNE (749)
Vaazlar-2 KADINLAR VE ERKEKLER ÜSTÜNE (671)
Vaazlar-1 & MİLLETLER ÜSTÜNE (542)
İSLAM’IN GÜNCELLENMESİ (1456)
YENİLEN PEHLİVAN GÜREŞE DOYMAZMIŞ (975)
MAHKEMEDE DAYIN VARSA (995)
BİR NEHİRDE İKİ KEZ YIKANILMAZ (841)
HALİFE ORDUSU (1203)
ÜLKENİN BÜTÜN GERİCİLERİ BİRLEŞİN! (855)
KUDÜS, EY KUDÜS! (819)
EN MÜKEMMEL DİN HANGİSİ? (934)
ATATÜRKÇÜ TAYYİP ERDOĞAN! (632)
Biraz da Ezber Bozalım-3 (1086)
Biraz da ezber bozalım-2 (978)
BİRAZ DA EZBER BOZALIM-1 (883)
Çuvala konup denize atılan 280 cariye... (2878)
Çuvala konup denize atılan 280 cariye... (811)
DİL BAYRAMININ DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ (908)
ZAFER HAFTASININ DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ (982)
ATATÜRK’ÜN KOMÜNİZM PROGRAMI (1082)
ERDOĞAN’IN KURUCU OLDUĞU YENİ DEVLET (965)
HALİL VE FETHULLAH HOCALAR (1082)
ERDOĞAN BENİ NASIL YANILTTI? (913)
BOKTAN SİYASET (1050)
KIZIL PİÇLER! (1015)
ESTERGON KALESİ SUBAŞI DURAK (1058)
SIRA CHP’YE GELDİ (1005)
AYDINLAR İSLÂM’LA NİÇİN BARIŞMALIDIR? (1070)
AYDINLAR İSLÂM’LA BARIŞMALIDIR (1060)
AKPINAR’DA OKURKEN (1106)
ÇAMUR DERYASINDAKİ “DERİN” TARİH (1073)
AĞLARSA ANAM AĞLAR (1024)
ŞEYHİM NE DERSE DOĞRUDUR (1059)
BİZ ADAM OLACAK MIYIZ? (1069)
“BİZ PADİŞAHI İSTERİZ” (1240)
16 NİSAN’DA NEYİ OYLUYORUZ? (1128)
YETER, YETER, ANLADIK! (1039)
Kuvvetler Ayrılığı Kötü Müdür? (1019)
O KONUDA HAKLI OLAN İSMET PAŞA’YDI (1233)
Ey milletin evladı, tarihten ders çıkar (1306)
Erdoğan Batı ile neden geçinemiyor? (1126)
HÜNGÜR HÜNGÜR AĞLADIM! (1479)
ZENGİNİN TARİHİ, FAKİRİN TARİHİNİ DÖVÜYOR! (1390)
KEMALİZM YOL AYRIMINDA (1491)
NE OLMUŞ SOLCUYSAM? (1348)
BÜYÜK PİŞMANLIKLAR (1359)
Hayatı Hakikiye Sahneleri-38 (1724)
Bakmayın başlarında fes olduğuna (1821)
CUMHURİYET’SİZ OLMAZ! (1594)
EN KAHRAMAN ASKER (1702)
BİZ TÜRK MÜYÜZ SAHİDEN? (1648)
ORUÇ VE SOSYALİZM (1618)
ALMANLARDAN VAZGEÇMEMEK İÇİN 44 NEDEN (1669)
BURASI TAM YAŞANACAK YER (1726)
OKULUM BEN GELDİM! (1811)
ATATÜRK SAMSUN’A NASIL ve NEDEN ÇIKTI? (2030)
ALÇAKGÖNÜLLÜLÜK MEZİYETTİR (1574)
Ey Oğul-5! AZİMLİ OL (1645)
KUT-ÜL AMERE DE NERDEN ÇIKTI? (1689)
KENDİ TARİHİMİZİ YAZMAK (2034)
KÖY ENSTİTÜSÜ MEZUNLARI SAHABE DEĞİLDİR (1947)
‘’SAPIK’’ EDEBİYATI (1620)
Ey Oğul: 2 (1673)
Ey oğul! 1 (1626)
DİDİM’DE GÜZEL BİR GÜN (1760)
VATANIMIZDAKİ KADIN HARCI (1893)
KIZILIRMAK ÜZERİNDE GARİP BİR KEŞİF MACERASI (1788)
NEVRUZDAN BALO KÜLTÜRÜNE… (1779)
CHP İÇİN VERİLEN KAVGANIN ANLAMI (1527)