İktidar Olmak İsteyen Muhalefet Topluma Pozitif Enerji Verebilmelidir-1


Ahmet Akküçük

         KARAMSAR KABUS SENARYOLARI KİMSEYE İKTİDAR GETİRMEZ.

Türkiye’nin, Türk Demokrasisinin sorunu iktidar olduğu kadar muhalefet sorunudur da.  Siyaset üzerine kafa yoran, yazan, çizen konuşan  taraflı tarafsız birçok kişinin sık tekrarladıkları ortak bir yargıdır bu.  Muhalefet, halkın gözünde İKTİDAR SEÇENEĞİ olamamaktadır.Bu sorunu aşmak en başta ana muhalefet partisine düşmektedir. Yaklaşan CHP kongreleri sürecinde CHP’liler her şeyden önce toplumdaki bu yargının nedenlerini analiz etmeli, kendisinden kaynaklanan düşünce , söylem ve eylemleri, davranışları sorgulamalı  toplumdaki bu olumsuz ve umutsuz yargıyı aşacak   düşünceler, davranışlar, söylemler,  programlar geliştirerek üyelerine , seçmenlerine ve tüm millete bir iktidar hamlesi projesi sunmalıdır.

KARAMSAR SENARYOLAR KİMSEYE İKTİDAR GETİRMEZ.

AKP iktidara geleli beri muhalefet sürekli kabus senaryoları üreterek Türkiye’nin kör karanlıklara gömüleceğini, faşizm bataklığına düşeceğini, bölünüp parçalanacağını propaganda etmişlerdir, hala da bu tutum devam etmektedir. Türkiye İran oldu, Malezya oldu, Araplaştı, Afganistan oldu, şeriat anayasa oldu, Nazi Almanyası olduk …vs. vs. Hele sosyal medya adı verilen ortamda adı sanı belli olmayan, politik  etkisi  yetkisi, sorumluluğu, bilgisi, kültürü, kime hizmet ettikleri  belli olmayan aktörlerin, aktrislerin hergün topluma zerkettikleri  kara propaganda toplumu umutsuzluğa, edilgenliğe, kaderciliğe sürüklemektedir. Öyle ki son yıllarda sosyal medya ortamında “artık Türkiye’da yaşanmaz “ diyerek Batı ülkelerine göç planları yapanların sayısı gün be gün çoğalmaktadır. Aslına bakarsanız kimsenin bir yere gittiği de yok.

Bu politik- kültür - propaganda iklimi muhalefete değil iktidara hizmet etmektedir. Türkiye’nin son 15 yıllık tarihi bunun canlı tanığıdır. Bu tutumun muhalefete ve özellikle ana muhalefet partisine birçok zararları var. Ben bu yazıda  bunlardan başat olan 2 etkiden bahsedeceğim.

BİRİNCİ BAŞAT ETKİ, ortalığı kaplayan karamsar kabus senaryoları iktidar cephesinin gücünü abartmaktadır. Neredeyse Kadir-i mutlak ( herşeye muktedir ) bir güç algısı yaratmaktadır. Bu da halk  arasında var olan güce tapma güdüleri nedeniyle iktidara desteği artırmakta veya bu desteği pekiştirmektedir.  Ayrıca kültürel ve coğrafi  parçası olduğumuz islam dünyası ve Ortadoğulu komşularımız terör sarmalı altında can çekişmektedir. Bu ülkelerin görünen en belirgin özelliği merkezi devlet ve hükümet otoritesinin kaybolması, otorite yokluğu krizine düşmüş olmalarıdır. Bu gerçeği hergün halkımız canlı örnekler ile görüyor. Milyonlarca Suriyeli mültecinin yaşadığı trajediyi hergün sokaklarımızda görüyoruz. Hafta geçmiyor ki Akdenizde mülteci taşıyan bir teknenin kıyılarımıza vurmasına veya batmasına tanık olmayalım. Yaşanan bu gerçekler de doğal olarak güçlü devlete, güçlü hükümete, güçlü otoriteye ehven-i şer de olsa istikrar için sahip çıkma eğilimini güçlendirmektedir.  Halkın bu etkilerle takındığı tutumu da anlayışla karşılamak, halkın istikrar özlem ve talebine sahip çıkmak gerekir.

AKP ve yöneticilerine vehmedilen bu “ Herşeye Muktedir “ güç algısı gerçekçi de değildir. Türkiye, ekonomik olarak , coğrafi olarak, nüfus olarak Dünyanın yaklaşık %2 sidir. Geri kalan %98 ile hem tarih içinde hem günümüz dünyasında,  sürdürülen ekonomik, politik, askeri,  sosyal , kültürel, demografik ilişkiler ağı içinde, bu ilişkilere bağımlı olarak yaşamaktayız. Türkiye  1815 Viyana Kongresinden beri bir Avrupa ülkesi olarak kabul edilmiştir, BM üyesidir, NATO üyesidir, AB ile bir dargın bir barışık bir aşk hikayesi  yaşamaktadır. Asya’nın Avrupa’ya açılan kapısı, Avrupa’nın Asya’ya açılan kapısıdır. Ekonomisi, üretimi ile tüketimi ile büyük ölçüde ihracata, ithalata ve turizme bağımlıdır. Ekonomi bu sayılan ilişkilerin devamı ile südürülebilir. 5 kıtaya yayılmış, taa Avusturalya’dan Havai adasına kadar geniş bir Türk Diasporamız vardır. Türkiye petrol zengini arap şeyhliklerinden değildir veya İran değildir. Dünya’ya kapalı olarak yaşayamaz, Dünya’ya açık olarak yaşamak zorundadır.Türkiye Amanya değildir. Krupp, Thysen, Siemens, AEG, MAN, Mannesman vbg dev sanayi tekelleri yoktur,  bir Nazi – Hitler çılgınlığını besleyecek, taşıyacak ekonomik – endüstriyel güce sahip değildir. Bu saydığım iç ve dış dinamiklerin ayakta tuttuğu Türkiye’yi hiçbir kuvvet tarihsel yörüngesinden saptırıp  “ortaçağ karanlıklarına “ , “ şeriat - engizisyon “ zincirlerine bağlayamaz, “faşizm” cenderesine sokamaz.  Olabilecek olan, her ülkenin tarihinde gördüğümüz ileri – geri adımlar, zikzaklar, dalgalanmalar olacaktır. AKP’nin de Türkye’de yapabileceği bundan fazlası değildir. Bu AKP yöneticilerinin öznel ( sübjektif ) özlem, niyet ve ütopyalarından bağımsız, NESNEL DÜNYA gerçeklerinin bir dayatmasıdır, tarihin kanunudur. AKP’nin ve AKP’lilerin nesnel Dünya gerçekleri ile “diklenip” savaşacak maceracı fanatikler olacaklarını da çok düşük bir ihtimal olarak görüyorum. İnşallah beni yanıltmazlar. Bu faslı Server Tanilli’nin muhalif çevrelere bir öğüdü ile kapatalım. “ Gelecek biraz da sizin katkı ve katılımlarınızla şekillenecektir… “Demokratik muhalefetin bir görevi de iktidarın otokratik eğilimlerini dizginlemektir. Bunun birçok farklı yolları vardır, diyalog da bu yollardan biridir. Diyalog köprüleri açık tutulmalıdır.

Bu karamsar politik kültürel propaganda ikliminin İKİNCİ OLUMSUZ ETKİSİ  Türk halkının tarihsel ve güncel ekonomik, politik, sosyal, bilgi, düşünce, kültür, sanat, demokratik deney  birikimini hafife alması, hatta yok saymasıdır. Halka kendine güven değil tam tersine güvensizlik telkin eden , özgüven duygusunu yok eden bir etki yapmaktadır. Halka pozitif enerji değil negatif enerji enjekte etmektedir. 

Tarihinde övünülecek bir şey bulamayan bir ilerici siyasi hareket veya akım başarı kazanamaz. Yenilgiye kendini mahkum etmiş demektir. Kendi Milleti için “Bu millet adam olmaz, tarihinde hiçbir olumlu başarı yok, bundan sonra bu milletten demokrasi, özgürlük, adalet, eşitlik, bağmsızlık yolunda olumlu başarılar beklemek boşunadır … “ gibi düşüncelerle yapılacak siyaset peşinen yenilgiye mahkumdur , başarı şansı yoktur.  Bizim milli tarihimiz içinde de her miletin tarihinde olduğu gibi övünülecek iyilikler, başarılar da vardır, utandırıcı başarısızlıklar, kötülükler de vardır. Oysa muhalefet  çevrelerinde tarihimize karşı genel  bir olumsuz önyargı hakim. Örneğin iktidar çevreleri sürekli olarak Cumhuriyete karşı Osmanlı’yı öne çıkarma, O’na öykünme, övme yarışına giriyorlar. Buna karşı muhalif çereler sosyal medyada , antisosyal medyada hemen tarihi didikleyip Osmanlı’yı kötüleme gayretkeşliğine girişiyorlar. Bu tavır tarihsel gerçekliğe de uymuyor, güncel siyaset açısından da söyleyene bir şey kazandırmıyor, kaybettiriyor. Bir kere Osmanlı Türk tarihinin en uzun ömürlü devletidir. O’nu tarihten sildiğiniz zaman Türk Milletinin devlet tarihi, siyasi tarihi yarım kalır. Osmanlı’nın her şeyi yanlış olsaydı 600 yıl yaşayamazdı. Herşeyi doğru olsaydı, 300 yıllık çöküş sürecinde, makus talihini yenecek çözümler bulabilirdi. Ayrıca Cumhuriyet’in kurucu kadroları Osmanlı’nın yetiştirdiği insan kaynaklarıdır.

Son ikibin yıllık tarihimizi özgürlük, eşitlik, hoşgörü kriterleri açısından irdelersek hiç de utanılacak bir tarihimizin olmadığını, hatta bir çok başka kavimden çok fazla övünülecek uygulamalarımızın olduğunu görürüz. Panoromik bir bakışla tarihimizin insani değerlerine gözatarsak:

1-    Anadolu öncesi yaşamımızda, pasifikten Orta Avrupa düzlüklerine kadar tarihi ticaret güzergahı İpek Yolu boyunca birçok devletler kurmuşuz. Gerek müslümanlık öncesi gerek sonrası kurulan bu devletler tarihi ticaret yolunun kontrolunu ve güvenliğini sağlamışlardır. O nedenle de çok dilli, çok dinli, çok etnik parçalı bir yapıdır. Çoğulculuk ve farklılıklara karşı hoşgörü daha kitaplar yazmadan bu devletlerin törelerinde var idi. Tarım Havzası, Maveraunnehir, Afgan, Hint  bölgelerinde kurulan bu devletler Bizans’ta baskı ve zulüm gören aykırı hristiyan mezheplerin, Hindistan’ta Çinde, İran’da dönem dönem baskı gören budistlerin, zerdüştlerin sığınma yeri olmuşlardır. Bu özellik ticaretle içli dışlı olmanın oluşturduğu bir gelenek, bizim ırki bir özellliğimizden değil. 

2-    İnsanlığın Aydınlanma  adımlarının ilkleri olan İyonya ve İskenderiye’den sonraki üçüncü adımı Bağdat merkezli Abbasi ‘lerle başalayan İslam Altın Çağı’dır. Abbasilerin yıkılmasından sonra  Aydınlanma ateşini Batıda Endülüs, doğuda Semerkant çevresi sürdürmüştür. Tarihçilerin Timur Rönesansı olarak adlandırdıkları Semerkant ve çevresinde kurulan Türk devletleri , batıdaki Endülüs’le paralel olarak Avrupa Rönesansına kadar insanlığın Aydınlanma meşalesinin taşıyıcıları olmuşlardır. Uluğ Bey gibi bir bilgin hükümdar burada yetişmiş ve hüküm sürmüştür.

3-    Osmanlı döneminde Avrupadaki Engizisyon zulmünden kaçanların sığınağı gene Osmanlı olmuştur. Bunları en bilinenleri  Yahudilerdir, Bogomilerdir, kilisenin aforoz ettiği değişik mezheplerdir.  Keza 19. YY Avrupa’da monarşiye karşı mücadele ederken dara düşen Macar, Polanyalı, İtalyan ve diğer devrimcilerin sığınağı gene Osmanlı olmuştur. Marks ve Engels güncel siyasi onlarca makalelerinde bu gerçekleri övgü ile dile getirmişlerdir.

4-    Savaş yorgunu genç Cumhuriyetimiz de 1930’larda Hitler zulmünden kaçanların da, Stalin zulmünden kaçanların da sığınağı olmuştur.  Bu geleneğin iki istisnası Nato’cu Soğuk savaş dönemindeki 2 askeri darbe dönemidir. 12 mart ve 12 Eylül dönemleridir. Tarih boyunca baskı ve zulme uğrayıp ülkelerini terkeden mültecileri himaye eden, onlara  ev sahipliği yapan Türk Ulusu bu iki darbe döneminde  kendi evlatlarını mülteci konumuna düşürmüştür. Tarihimizin 2 utanç dönemi.

5-    Ulusumuz iki yüz yıllık bir modernleşme , bağımsızlık mücadelesi, cumhuriyet, aydınlanma , özgürlük, demokrasi mücadeleleri  deneyimleri  birikimine sahiptir. Bir buçuk asırdır gelgitleri, zikzakları, eksik ve kusurları ile seçilmiş halk temsilcileri ile yönetilmektedir.  Kurtuluş Savaşımızın karargahı seçilmiş halk temsilcilerinden kurulmuştur. En organize askeri cuntalar bile en fazla 3 yıl içinde sandığı vatandaşın önüne koymak zorunda kalmışlardır. Mutlakiyetten meşrutiyete, oradan Cumhuriyete, oradan Çok partili demokrasiye geçerek hep özgürlüğe ve aydınlığa doğru koşmuşuz. 100 yaşına doğru giden Cumhuriyet devrimimizin yetiştirdiği aklın ve bilimin rehberliğinde yürüyen aydınlanmacı insan kaynaklarımız halen ayaktadır.

Tarihimizin bu zengin birikimi ve günümüz dünyasında  ülkemizin konumu ve dünya ile kurduğumuz ilişkilerimizin içinde “15-20 yıllık AKP iktidar parantezi” Türkiyeyi istediği kalıba sokamaz, sokamayacaktır,  ancak cürmü kadar yer yakabilir. İktidarın gücünü abartan, halkıngücünü küçümseyen korku senaryoları  ile iktidar olunmaz.

Muhalefet , İKTİDAR olmak istiyorsa, iktidar cephesinin yapacağı kötülüklerden çok kendi yapacağı iyilikleri anlatmalı, topluma öz güven duygusu aşılamalı,  ulusumuzun sahip olduğu tarihsel ve güncel pozitif enerji birikimine güvenen ve dayanan bir siyaset dili oluşturmalıdır. Bunun için de Tepkici(reaktif ) değil , Etkici(proaktif) siyaset izlemelidir. Bu serinin ikinci yazısının konusu REAKTİF – PROAKTİF SİYASET olacaktır.

AHMET AKKÜÇÜK / 23.08.2017 

8/27/2017
Okuma Sayısı : 1493



Sonsuzluğun İçindeki Geçit
[Emine Kuraç]

Eğitim ve İdeoloji
[Fahrettin Korkmaz]

Yaratılış mı, Evrim mi?, Bilim İnsanları Yaratılışçılığı Tartışıyor
[Der.: Andrew J. Petto & Laurie R. Godfrey]

Yazarın Diğer Yazıları

2018’de OKUDUĞUM KİTAPLAR (661)
Beka Sorunu mu, Beka Krizi mi? (265)
Dünya kadınları gözünden Atatürk ve Cumhuriyet Devrimimiz (436)
Kaşıkçı Olayı 53 Yıl Önceki Bin Barka Cinayetini Hatırlatıyor (1378)
Bir kitap: ULUSLARIN DÜŞÜŞÜ, Güç, zenginlik ve yoksulluğun kökenleri (846)
MUAMMER AKSOY, Avrupa doğumlu Sosyal Demokrasi yi dünyalılaştırmada öncü (1209)
Seçileceklere öneriler -2 Eğitimde atılacak öncelikli adımlar (1126)
Seçileceklere öneriler-1, İş Sağlığı ve Güvenliği yasası hakkıyla uygulansın (611)
İKTİDAR OLMAK İSTEYEN MUHALEFET TOPLUMA POZİTİF ENERJİ VEREBİLMELİDİR -3 (3877)
İktidar Olmak İsteyen Muhalefet Topluma Pozitif Enerji Verebilmelidir-2 (1489)
Bir Kitap: KOZMOS / CARL SAGAN; bir populer bilim ve bilim tarihi şaheseri (1823)
YSK’nın 16 Nisan Gafları Masum Hukuki Cehaletler mi, Yoksa Bir Operasyonun İşaret Fişekleri miydi? (1299)
TBMM, Milli Hakimiyetin Tecelligahı Olmaktan Çıkarılacak Mı ? (1178)
Boş Teneke Dolusundan Daha Çok Ses Çıkarır (1198)
Referanduma Doğru- 3, Kamu Yönetiminde Tarafsızlık Ve Kuvvetler Ayrılığı (1251)
Referanduma Doğru- 2, Kamu Yönetiminde Tarafsızlık Ve Hizmet Ahlakı (1239)
Madde madde Anayasa değişiklikleri irdelemesi (1511)
Propaganda, Psikolojik savaş, Örtülü operasyonlar, Algı Yönetimi … (1788)
OECD/PISA 2016 Raporu ve Yerlerde Sürünen “Milli” Eğitimimiz-3 (1509)
OECD/PISA 2016 Raporu ve Yerlerde Sürünen “Milli” Eğitimimiz-2 (1677)
OECD/PISA 2016 Raporu ve Yerlerde Sürünen “Milli” Eğitimimiz-1 (1583)
Yılın ilk ayı bir HÜSNÜ MAHALLİ kitabı MANİKİ DÜNYA (2192)
Alim de Söylese Zalim de Söylese; DOĞRU DOĞRUDUR YANLIŞ YANLIŞTIR (1749)
Atatürk, Dogmalar ve Dogmatizm (2223)
Beklenen İstanbul Depremi ve Çılgın Projeler (1630)
Cemaat – AKP İlişkisinin Cemaziyelevveli (1745)
2014 Atamızı Anma 9 kasım etkinliği (1885)
DÜNYADA VE TÜRKİYEDE İŞ SAĞLIĞI GÜVENLİĞİ (1498)
Bir kitap bir savaş kadar önemli bir olay olabilir - Disraeli (1929)
Devrimci Kriz – Gerici Kriz kavramları bağlamında (1835)
CHP’DEKİ KRONİK HASTALIKLAR , TEŞHİS VE TEDAVİLER (2024)
TERÖR ÖRGÜTÜ PKK’YA KARŞI DEVLET OPERASYONLARI HAKKINDA (1872)
GÜVENLİK – ÖZGÜRLÜK İKİLEMİ BAĞLAMINDA 1 KASIM 2015 SEÇİM DEĞERLENDİRMESİ (1834)
CHP Sol Kanat Paneli Üzerine Bir Gözlem ve Değerlendirme (2719)

Destekcilerimiz

TÜM YAZARLARIMIZ

SEÇTİKLERİMİZ

Bu mahallede fırınları kadınlar çalıştırıyor
YSK Başkanı Güven: İmamoğlu yüzde 54,21, Yıldırım yüzde 44,99 oy aldı
Ekrem İmamoğlu’ndan açıklama:Sandıktan benim için sefer görev emri çıkmıştır
Red Kit’e de konu olmuştu... Hacı Ali’nin sıra dışı hikayesi
Imamoğlu’ndan uyarı:Seçim günü hiçbir olaya bulaşmayın!
MİT ve emniyetten ortak operasyon! Roger Carlsen tutuklandı
Konut fiyatları Nisan’da yıllık reel yüzde 14.02 düştü
Bursaspor’da şok: Gelirlere el konuldu!
Robot eczacı iş başında
Dünyaca ünlü bilim insanı Muazzez İlmiye Çığ, 106’ncı yaşını kutladı
YSK, İstanbul seçiminde oy kullanamayacak seçmenleri açıkladı
Göçmenlerin zorlu umut yolculuğu
Facebook, kripto para basmak için FED ile görüştü
Yeni yapay zeka modeli... Yüzde 87’sinde doğru teşhis!
Twitter’dan ’ayrıntılı konum’ açıklaması
Demirtaş’ın tahliye talebine oy çokluğuyla ret
Askerlik süresini 6 aya indiren yasa teklifi kabul edildi! İşte detaylar
Kılıçdaroğlu: İstanbul’u Allah’ın izniyle bir daha alacağız
Balıkesir mavi çiçeğini arıyor
Berfin’in ilk ameliyatı 12 saat sürdü
Aydın Doğan’ın yargılandığı ’SPK davası’ zaman aşımından düştü
Tarla gibi sürülen caretta kumsalında kaybolan yuva sayısı 100’ü geçti
İstanbul’da milyonluk yağma! Bir zamanların deviydi, talan ettiler...
Klasik müzik dinlettiği tavuklarda verim arttı
Arap Birliği Genel Sekreteri Gayt: Türkiye Yeni Osmanlıcılık kisvesi altında Siyasal İslam’ı teşvik ediyor
Şehit ağabeyi eski yarbay Alkan, FET֒den beraat etti
Ziraat Bankası’ndan enflasyona endeksli konut kredisi
Şule Çet’in 20’nci katından düşerek hayatını kaybettiği plazada keşif yapıldı
Rum Yönetimi’nde ’Fatih’ krizi
Büyük Tehlike! 1 milyona yakın çam ağacının büyük bölümünü ’Basra böceği’ sardı