HALİL VE FETHULLAH HOCALAR

Zeki Saruhan



          (Fetullah Gülen ve cemaatinin durumu, günümüzde 
          siyasetin baş konusu. Aşağıdaki yazı, 18 yıl önce, 
          yayımlanmıştır. Ona eklenecek ve ondan çıkarılacak tek bir 
          sözcük bulamıyorum! Yazı iktidar paylaşımından çıkan 
          kavga nedeniyle Fetullah örgütü mensuplarına karşı savaş 
          açan iktidarın evrim teorisi gibi bilimsel bir konuyu 
          müfredattan çıkararak onun zihniyetinin nasıl sürdürdüğünü 
         de hatırlatıyor olmalıdır.)
                                               *
İşte sonunda Nurcu Fethullah Gülen müritlerine konuştu. Gözyaşlarına boğulmadan devleti ele geçirmek için hangi yolları izleyeceklerini uzun uzun anlattı. Hâlâ anlaşılamayacak bir şey kaldı mı? 

12 Mart’tan sonraydı. Bizim komşu köyde bir Halil Hoca peyda oldu. Çocuk yaşta başka bir köyden alınıp Rize’ye götürülmüş, burada yetiştirilmiş, sonra İstanbul Fatih’teki hocalardan icazet almış, Kur’an Kursu hocası olmuştu. 1980’den sonra Halil Hoca’nın ünü ve etkisi iyice arttı. Başında bulunduğu kurs takkeli küçük öğrencilerle dolup taşmaya başladı. Perşembe günleri çerce köylerden Halil Hoca’nın vaazını dinlemeye giden bir hayli köylü vardı. Çevrede takkeliler çoğalmaya başladı.
 
Herkeste bir Halil Hoca hayranlığı gidiyordu. Söylendiğine göre Halil Hoca’nın bilmediği yoktu. Her konuda hüküm yürütüyordu. Halil Hoca’nın üzerine söz söylemek nerdeyse kâfirlik sayılıyordu. Kendisini iki sefer bizim köydeki cenaze nedeniyle dinledim. Halil hoca dedikleri buydu demek. Bildikleri şeyler bir takım dini hikâyelerden ibaretti. Çok konuşuyor, o eski kitaplardan ne varsa sıralıyordu. Okuduğu kitaplar Arapça, Farsça sözcüklerle dolu olduğu için Halil Hoca bayağı lügat da paralıyordu. “Bu karyenin ahalisi” diyordu örneğin.  “Karye”nin köy demek olduğunu bilmeyen köylüler kim bilir buna bile ne anlamlar veriyordu. 

Şapka giymenin günah olduğunu sanacak kadar bilgisizdi. Sarık da takamadığı için bir mendili başına dolayıp öyle geziyordu. 
Bir yaz havalar kurak gitmişti. Çevre köyler hep birlikte yağmur duasına çıkacaktı. Halil Hoca konuşmuş: Bu kuraklığın nedeni, televizyonlarda çıkan açık saçık kadınlardı ve yağmur duasından önce televizyonlar üç gün süreyle kapatılmazsa Allah yağmur duasına çıkanların duasını kabul etmezdi. Yüz yıl önce bile Türkiye aydınları böyle cahil hocaları alaya almaktaydılar. 

Halil Hoca, erken bir yaşta öldü. Cenazesine yalnız çevre köylerden değil, çevre ilçelerden ve illerden amirler memurlar da içinde olmak üzere binlerce insan gelmiş, arabalar kilometrelerce dizilmişti.

Ülkemizin üstüne karanlık örtüler çekiliyordu. Biz ülkemizin aydın öğretmenleri ya içerdeydik, ya meslekten atılmıştık, ya izleniyorduk. Okullar Türk-İslam sentezcisi müdürlere teslim ediliyordu. Evrim teorisini savunduğu için öğretmen dergisinin ülkedeki bütün okullara girmesi, tarikatçı bir milli eğitim bakanı tarafından yasaklanıyordu. Kur’an Kursları, İmam Hatip okulları çoğalıyordu. Dersaneler, özel okullar pıtrak gibi ortalığı sarıyordu. Paralı eğitim yaygınlaşıyordu.

Halil Hoca da Fethullah Hocaefendi de aynı koşulların ürünü. Bu cezaevlerinde görüldüğü gibi aydınların işkenceden geçirildiği, insan aklının dumura uğratıldığı koşullardır. O tarihte Atatürk adı ne kadar da çok söylenirdi! Bilim insanları çatı çatır kurşunlanıyordu.  Demek ki 12 Mart ve 12 Eylül fideliği Halil Hocalar, Fethullahlar üretiyor.  Halil Hoca, iki derenin çatağındaki bir yerleşim yerinde çevre köylere geçmiş yüzyılların “nur”unu saçıyordu. Fethullah Hoca, bütün ülkeye, Ortadoğu’ya, Ortaasya’ya emperyalizmin ve gericiliğin  “nur”unu saçıyor. 
Sen ülkenin çocuklarına yetecek okul açmazsan bir açan bulunur. Sen onlara barınacak bir yurt vermezsen bir veren bulunur. Sen onlara bağımsızlıkçı, halkçı bir ülkü vermezsen, bu okul ve yurtlarda, Işık Evlerinde kendi ülküsünü veren bulunur. Herhalde Fethullahçılık gelişsin diye bütün bu ihmali yaptın. Ülkenin zenginlikleri ve devlet bütçesi, bankalar, bir avuç soyguncuya peşkeş çekilirken, param yok diyerek devlet okullarını öğretmensiz, araç gereçsiz, tebeşirsiz bıraktın. Tarikatları kolladın, büyüttün ve en azından birini diğerine tercih ettin. Başını kuma gömdün. Hayatta en gerçek yol göstericinin bilim olduğunu unuttun. Sonra da onun okullarını şöyle iyi, böyle iyi diye övmeye başladın.
 
Bari şimdi uyansan! Türk devrimini, aydınlanmayı hatırlasan. Dış sömürüye ve bağımlılığa son verecek önlemler alsan. Sınıflar arasındaki uçurumu kapatmaya çalışsan. Halk da Halil Hoca gibi, Fethullah gibi söz avcılarının tuzağına düşmese. Herkesi parasız okutsan. Bak Fethullah parasız okutuyor. Kimseyi sokakta bırakmasan. Bak Fethullah yurtlar açmış. Cumhuriyet’in üzerinde yükseldiği bağımsızlıkçılığı ve aydınlanmayı savunsan. Bilimin, sanatın zincirlerini çözsen. Başka ülkelere göndereceğin kültür ve eğitim elçilerini CİA güdümündeki tarikatlara havale etmesen.
 
Karnı tok, sırtı pek, başı dik insanlar ülkesinde Fetullah’ın ne işi olur. 
 
Zeki Sarıhan, “Halil ve Fethullah Hocalar”, Öğretmen Dünyası, Yıl 20, Sayı 235,  (Temmuz 1999), s. 3, başyazı.   (20 Temmuz 2017)

7/20/2017
Okuma Sayısı : 1032


Tavsiye Ettiğimiz Kitaplar

Yazarın Diğer Yazıları

GERİCİLİK JAPONYA’DA DA OLSA… (188)
SİZ GİDİN, BİZ DÜZELTİRİZ! (101)
KÂZIM KARABEKİR HAKLI ÇIKTI (211)
ZAFERİ TÜRKLERİN ÇILGINLIĞINA MI BORÇLUYUZ? (389)
2018’DE OKUDUĞUM KİTAPLAR (485)
ULUSALCILIK, MİLLİYETÇİLİK DEĞİLDİR (394)
SİYASİ İNTİHAR (697)
Andımız Tartışması Üzerine: BİLİP DE BİLMEZLİKTEN GELMEK… (540)
“HEPİMİZ AYNI GEMİDEYİZ” (794)
CHP İLE İGİLİ KAYGILAR (627)
Kurtuluş Savaşı nasıl kazanıldı? (433)
Onlar bir gün mutlaka ayağa kalkacak (812)
DEMOKRASİ KOKUSU (1000)
Vaazlar-8 DEİZM ÜSTÜNE (1223)
Vaazlar-7 TÜRKLER ÜSTÜNE (934)
Vaazlar-6 MİLLİYETÇİLİK ÜSTÜNE (465)
Vaazlar-5 SAVAŞLAR ÜSTÜNE (583)
Vaazlar-4 DEVLETLER ÜSTÜNE (519)
Vaazlar-3 DİNLER ÜSTÜNE (690)
Vaazlar-2 KADINLAR VE ERKEKLER ÜSTÜNE (603)
Vaazlar-1 & MİLLETLER ÜSTÜNE (485)
İSLAM’IN GÜNCELLENMESİ (1404)
YENİLEN PEHLİVAN GÜREŞE DOYMAZMIŞ (915)
MAHKEMEDE DAYIN VARSA (940)
BİR NEHİRDE İKİ KEZ YIKANILMAZ (787)
HALİFE ORDUSU (1092)
ÜLKENİN BÜTÜN GERİCİLERİ BİRLEŞİN! (800)
KUDÜS, EY KUDÜS! (766)
YERLİ VE MİLLÎ (896)
EN MÜKEMMEL DİN HANGİSİ? (874)
ATATÜRKÇÜ TAYYİP ERDOĞAN! (579)
Biraz da Ezber Bozalım-3 (1023)
Biraz da ezber bozalım-2 (930)
BİRAZ DA EZBER BOZALIM-1 (828)
Çuvala konup denize atılan 280 cariye... (1137)
Çuvala konup denize atılan 280 cariye... (751)
DİL BAYRAMININ DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ (854)
ZAFER HAFTASININ DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ (931)
ATATÜRK’ÜN KOMÜNİZM PROGRAMI (1030)
ERDOĞAN’IN KURUCU OLDUĞU YENİ DEVLET (915)
ERDOĞAN BENİ NASIL YANILTTI? (860)
BOKTAN SİYASET (989)
KIZIL PİÇLER! (955)
ESTERGON KALESİ SUBAŞI DURAK (996)
SIRA CHP’YE GELDİ (948)
AYDINLAR İSLÂM’LA NİÇİN BARIŞMALIDIR? (1005)
AYDINLAR İSLÂM’LA BARIŞMALIDIR (1006)
AKPINAR’DA OKURKEN (1049)
ÇAMUR DERYASINDAKİ “DERİN” TARİH (1020)
AĞLARSA ANAM AĞLAR (969)
ŞEYHİM NE DERSE DOĞRUDUR (1004)
BİZ ADAM OLACAK MIYIZ? (1022)
“BİZ PADİŞAHI İSTERİZ” (1183)
16 NİSAN’DA NEYİ OYLUYORUZ? (1077)
YETER, YETER, ANLADIK! (990)
Kuvvetler Ayrılığı Kötü Müdür? (968)
O KONUDA HAKLI OLAN İSMET PAŞA’YDI (1187)
Ey milletin evladı, tarihten ders çıkar (1257)
Erdoğan Batı ile neden geçinemiyor? (1069)
HÜNGÜR HÜNGÜR AĞLADIM! (1423)
ZENGİNİN TARİHİ, FAKİRİN TARİHİNİ DÖVÜYOR! (1309)
KEMALİZM YOL AYRIMINDA (1442)
NE OLMUŞ SOLCUYSAM? (1284)
BÜYÜK PİŞMANLIKLAR (1308)
Hayatı Hakikiye Sahneleri-38 (1659)
Bakmayın başlarında fes olduğuna (1763)
CUMHURİYET’SİZ OLMAZ! (1540)
EN KAHRAMAN ASKER (1646)
BİZ TÜRK MÜYÜZ SAHİDEN? (1599)
ORUÇ VE SOSYALİZM (1566)
ALMANLARDAN VAZGEÇMEMEK İÇİN 44 NEDEN (1625)
BURASI TAM YAŞANACAK YER (1676)
OKULUM BEN GELDİM! (1754)
ATATÜRK SAMSUN’A NASIL ve NEDEN ÇIKTI? (1985)
ALÇAKGÖNÜLLÜLÜK MEZİYETTİR (1518)
Ey Oğul-5! AZİMLİ OL (1597)
KUT-ÜL AMERE DE NERDEN ÇIKTI? (1642)
KENDİ TARİHİMİZİ YAZMAK (1973)
KÖY ENSTİTÜSÜ MEZUNLARI SAHABE DEĞİLDİR (1904)
‘’SAPIK’’ EDEBİYATI (1571)
Ey Oğul: 2 (1620)
Ey oğul! 1 (1576)
DİDİM’DE GÜZEL BİR GÜN (1700)
VATANIMIZDAKİ KADIN HARCI (1840)
KIZILIRMAK ÜZERİNDE GARİP BİR KEŞİF MACERASI (1739)
NEVRUZDAN BALO KÜLTÜRÜNE… (1725)
CHP İÇİN VERİLEN KAVGANIN ANLAMI (1472)