AĞLARSA ANAM AĞLAR

Zeki Saruhan



Hepimizin hayatta en çok sevdiğimiz, en çok bağlı olduğumuz, bizden önce ölmüşlerse anılarını derin duygularla yaşattığımız analarımızın adı kimlik kartlarında ilk kez hak ettikleri yeri almış. Babamızın adından önce yazılmış.

Babaların da birer annesi olduğuna, onlar da analarına karşı aynı duygularla dolu oğluna göre kimliklerimizde önceliği anaların almasına memnun olmalılar. 

Doğal yaşamda ve gönlümüzdeki yerine oranla toplumsal ve siyasal hayatta hak ettikleri yeri alamamış annelerimiz için bunun bir hak teslimi olarak görmek gerekir. Kim ve hangi kurum akıl etmişse çok iyi etmiş. Kimlikteki tanımlarda Türkçe yanında İngilizce de kullanıldığına göre bunun Avrupa Birliği ölçütlerinde bir uygulama olduğu anlaşılıyor. Ne de olsa Avrupa denen coğrafyada kadın ve insan haklarının üç yüz yıllık bir gelişim tarihi var. 
 
Ancak bundan önceki nüfus kâğıtlarında “Ana adı” yazıyorken bu kez “Anne adı” diye yazılmış. Gerçi Türkiye’nin herhangi bir bölgesinde veya herhangi bir yaş kuşağında anasına “ana” diye seslenen kaldı mı bilmem. Bizim ailede bir kısmımızın dili okulda İstanbul şivesine göre kırılarak anamıza “anne” demeye başladık fakat ablam ve ağabeyim “ana” demekten vazgeçmediler.

Anne ifadesi, İstanbul kibarlarının uydurduğu bir şeydir.  Daha önce “Valide” derlerdi ve kayıtlarda öyle yazarlardı ki Arapça “Doğuran” anlamına geliyor. “Baba” yerine de “Peder” derlerdi. “Ana” demek onlara kaba gelmiş anlaşılan. İkinci heceyi ince bir sesli harfle değiştirmişler. Böylece “Anne” hiç de gerekli olmadığı halde “ana”nın yerini almış. “Alma”nın yerini “Elma”nın alması gibi. Oysa Karacaoğlan’ın şu deyişi ne kadar tatlıdır:
“Alma alma yanakları al gibi…”

Turan Oflazoğlu, Genç Osman oyunu hakkında verdiği bir mülakatta, Genç Osman’ın boğulurken can havliyle “Anam! Anam!” diye inlediğini yazar. En zor zamanında Osmanlı sarayının padişahları “Validesi”ni değil “anası”nı imdada çağırır… Analar oğulları ve kızları için en son zamanların varlığıdır. “Ağlarsa anam ağlar” diye boşuna dememişler. 

Delişmenlik çağımda annemle aramızda çeşitli sorunlar yaşadım. Kendi yaptığı dini ritüelleri benim da yerine getirmemde çok ısrarlı idi. Şimdi daha iyi anlıyorum ki, bunu doğurup emzirdiği, yıkayıp pakladığı, giydirdiği, okula gönderdiği oğlunun bu dünyadaki gibi öteki dünyada da sefil olmaması için yapıyordu…  Ana yüreği işte! Bu yürek çarptığı sürece, hayal ettiği sonsuz âlemi de kapsayacak ölçüde  evlatlarını düşünüyor. 

Kimliklerimizin temel kaynağı sayılan nüfus kayıtlarında bu sözcük “ana” olarak kalmalıydı. Bunu da bize her halde Avrupalılar öğretecek değil. Ortaasya’dan getirdiğimiz binlerce yıldır kullandığımız bir sözcük “Millî ve yerli”  yanımızı güçlü tutmaya yardım ederdi. “Analardır adam eden adamı” dizesindeki “ana” İstanbul’un annesinden çok daha doğal, Türk ve Anadolu’dur. 

Esas, temel, kaynak gibi kavramları anlatan ve yüzlerce sözcüğün türetildiği, deyimlerde kullanılan “Ana”, Türkçe sözlükte sayfalar tutuyor. Bunlar dilimize o kadar yerleşmiştir ki, bunu “anne” ile değiştirmek kimlikteki kadar kolay değildir. Bir deneyelim bakalım dilimize hoş geliyor mu?

Anne gibi yer olmaz, Anneden doğma (çıplak). Annesinden doğduğuna pişman etmek, Annenin ak sütü gibi helal, Annesini bellemek. Annesinin gözü. Anne baba günü. Anne bilim dalı, Anne cadde, Anne dil, anne dili, Anne kuzusu,  Anneerkil, Anne fikir, Anne haber, Anne kapı, Anne kraliçe,  Anneli babalı büyütmek, Kayınanne, Annemal (Sermaye), Anneokulu, Annesınıfı. Anneyasa, Anne muhalefet partisi, Annepara, Annekent, Annevatan, Anneyurt, Anne yol, Anne yüreği…

Nüfus kayıtlarında olsun “ana”mızdan vazgeçmeyelim. Ha “ana” “ha “anne” olmuş ne fark eder? demeyin. Her sözcüğün derin bir hikâyesi var.
Fotoğraflardan ilki yeni kimlikteki sıralama ve ifadeyi, ikincisi sürücü belgesindeki ilgili kısmı gösteriyor. (13 Mayıs 2017, 00.05)

Dergi: Delikliçınar, Kültür Sanat Edebiyat(Denizli. Özkan Fidan yönetiminde), 2017 Mayıs, Sayı 19. Bu sayıda konumuzla ilgili Ömür Eke nin "Dolunay Kadınları" harika! deliklicinardergi@gmail.com

5/13/2017
Okuma Sayısı : 1025


Tavsiye Ettiğimiz Kitaplar

Yazarın Diğer Yazıları

İŞŞİZ VE EVSİZ! (130)
SAKARYA SAVAŞI, SURİYE SAVAŞI… (224)
DAHA KÖTÜSÜ OLAMAZ! (63)
İNSAN KAZANMAK (349)
GERİCİLİK JAPONYA’DA DA OLSA… (283)
SİZ GİDİN, BİZ DÜZELTİRİZ! (164)
KÂZIM KARABEKİR HAKLI ÇIKTI (295)
ZAFERİ TÜRKLERİN ÇILGINLIĞINA MI BORÇLUYUZ? (501)
2018’DE OKUDUĞUM KİTAPLAR (556)
ULUSALCILIK, MİLLİYETÇİLİK DEĞİLDİR (469)
SİYASİ İNTİHAR (762)
Andımız Tartışması Üzerine: BİLİP DE BİLMEZLİKTEN GELMEK… (629)
“HEPİMİZ AYNI GEMİDEYİZ” (858)
CHP İLE İGİLİ KAYGILAR (706)
Kurtuluş Savaşı nasıl kazanıldı? (505)
Onlar bir gün mutlaka ayağa kalkacak (871)
DEMOKRASİ KOKUSU (1060)
Vaazlar-8 DEİZM ÜSTÜNE (1286)
Vaazlar-7 TÜRKLER ÜSTÜNE (1000)
Vaazlar-6 MİLLİYETÇİLİK ÜSTÜNE (522)
Vaazlar-5 SAVAŞLAR ÜSTÜNE (638)
Vaazlar-4 DEVLETLER ÜSTÜNE (571)
Vaazlar-3 DİNLER ÜSTÜNE (749)
Vaazlar-2 KADINLAR VE ERKEKLER ÜSTÜNE (671)
Vaazlar-1 & MİLLETLER ÜSTÜNE (542)
İSLAM’IN GÜNCELLENMESİ (1457)
YENİLEN PEHLİVAN GÜREŞE DOYMAZMIŞ (976)
MAHKEMEDE DAYIN VARSA (996)
BİR NEHİRDE İKİ KEZ YIKANILMAZ (842)
HALİFE ORDUSU (1203)
ÜLKENİN BÜTÜN GERİCİLERİ BİRLEŞİN! (856)
KUDÜS, EY KUDÜS! (819)
YERLİ VE MİLLÎ (956)
EN MÜKEMMEL DİN HANGİSİ? (934)
ATATÜRKÇÜ TAYYİP ERDOĞAN! (633)
Biraz da Ezber Bozalım-3 (1087)
Biraz da ezber bozalım-2 (978)
BİRAZ DA EZBER BOZALIM-1 (883)
Çuvala konup denize atılan 280 cariye... (2880)
Çuvala konup denize atılan 280 cariye... (811)
DİL BAYRAMININ DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ (909)
ZAFER HAFTASININ DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ (983)
ATATÜRK’ÜN KOMÜNİZM PROGRAMI (1082)
ERDOĞAN’IN KURUCU OLDUĞU YENİ DEVLET (965)
HALİL VE FETHULLAH HOCALAR (1082)
ERDOĞAN BENİ NASIL YANILTTI? (913)
BOKTAN SİYASET (1050)
KIZIL PİÇLER! (1015)
ESTERGON KALESİ SUBAŞI DURAK (1059)
SIRA CHP’YE GELDİ (1005)
AYDINLAR İSLÂM’LA NİÇİN BARIŞMALIDIR? (1070)
AYDINLAR İSLÂM’LA BARIŞMALIDIR (1060)
AKPINAR’DA OKURKEN (1106)
ÇAMUR DERYASINDAKİ “DERİN” TARİH (1073)
ŞEYHİM NE DERSE DOĞRUDUR (1059)
BİZ ADAM OLACAK MIYIZ? (1069)
“BİZ PADİŞAHI İSTERİZ” (1241)
16 NİSAN’DA NEYİ OYLUYORUZ? (1129)
YETER, YETER, ANLADIK! (1039)
Kuvvetler Ayrılığı Kötü Müdür? (1019)
O KONUDA HAKLI OLAN İSMET PAŞA’YDI (1233)
Ey milletin evladı, tarihten ders çıkar (1306)
Erdoğan Batı ile neden geçinemiyor? (1128)
HÜNGÜR HÜNGÜR AĞLADIM! (1479)
ZENGİNİN TARİHİ, FAKİRİN TARİHİNİ DÖVÜYOR! (1390)
KEMALİZM YOL AYRIMINDA (1491)
NE OLMUŞ SOLCUYSAM? (1349)
BÜYÜK PİŞMANLIKLAR (1360)
Hayatı Hakikiye Sahneleri-38 (1724)
Bakmayın başlarında fes olduğuna (1821)
CUMHURİYET’SİZ OLMAZ! (1595)
EN KAHRAMAN ASKER (1702)
BİZ TÜRK MÜYÜZ SAHİDEN? (1648)
ORUÇ VE SOSYALİZM (1619)
ALMANLARDAN VAZGEÇMEMEK İÇİN 44 NEDEN (1669)
BURASI TAM YAŞANACAK YER (1727)
OKULUM BEN GELDİM! (1811)
ATATÜRK SAMSUN’A NASIL ve NEDEN ÇIKTI? (2031)
ALÇAKGÖNÜLLÜLÜK MEZİYETTİR (1574)
Ey Oğul-5! AZİMLİ OL (1646)
KUT-ÜL AMERE DE NERDEN ÇIKTI? (1690)
KENDİ TARİHİMİZİ YAZMAK (2035)
KÖY ENSTİTÜSÜ MEZUNLARI SAHABE DEĞİLDİR (1947)
‘’SAPIK’’ EDEBİYATI (1621)
Ey Oğul: 2 (1674)
Ey oğul! 1 (1626)
DİDİM’DE GÜZEL BİR GÜN (1760)
VATANIMIZDAKİ KADIN HARCI (1894)
KIZILIRMAK ÜZERİNDE GARİP BİR KEŞİF MACERASI (1789)
NEVRUZDAN BALO KÜLTÜRÜNE… (1779)
CHP İÇİN VERİLEN KAVGANIN ANLAMI (1527)