Hayatı Hakikiye Sahneleri-38

Zeki Saruhan


“BİZİM ARKADAŞLAR NE YAPIYOR?”

50 yaşın üstünde olan aydınlar içinde geçmişte bir sosyalist çevreye dâhil olmamış bulunanlar yok gibidir.  Sol çevre sayısı da az değildi hani? Dev-Yol, Halkın Kurtuluşu, TKP, TSİP, TİKP,  Halkın Yolu, Kurtuluşçular, Kava, Özgürlük Yolu, TİP…

 1970’lerin ortalarından başlayarak iş çığırından çıktı. Örgüt taraftarları birbirlerini düşman gibi görmeye, gençler birbirlerine karşı şiddet kullanmaya başladılar. Okullarda öğretmenler, odalarını ayırdılar.

 Her siyasi örgütün ve fraksiyonun öğretmenler arasında uzantısı vardı.  Bunlara “Grup” deniyordu. Ben de Aydınlıkçıların oluşturduğu “Yurtsever Öğretmen” grubundandım. Bu adla bir dergi de çıkarıyorduk.

 Bu sağlıksız gruplaşmanın öğretmen ve eğitim mücadelemizi olumlu bir yere götürmeyeceğini ilk anlayan grup da bizimkiydi.

 1978’de siyasi jargonlarla konuşup yazmak yerine öğretmence bir dil kullanmaya karar verdik. Öğretmen-öğrenci ilişkileri broşürünü çıkardık. 1979’da Öğretmenlerin Ortak Açıklaması için binlerce imza topladık. Meslek sorunlarımız çevresinde bir birlik oluşturma çabamız 1980 Ocak ayında Öğretmen Dünyası’nı yayına sokmakla bir sıçrama yaptı.

 Dergi, bir dizi toplantı sonucunda kuruldu. Kurucularının hepsi Aydınlıkçıydı. Fakat onun bir grup dergisi olmasını reddediyorduk. Eğitim hakkında sözü olan herkes bu derginin yazı kuruluna girebilir ve onda yazı yazabilir, onun temsilcisi olabilirdi. Nitekim öyle de oldu.

 Ne var ki bu anlayışı yerleştirmek kolay olmadı. Bölünme o kadar keskinlikler taşıyordu ki farklı gruplara mensup insanları bir ayaya getirmek nerdeyse imkânsızdı. 12 Eylül balyozu herkesin başına indikten sonra bile bu bölünme varlığını önemli ölçüde korudu. Bir örnek vermek gerekirse Abece dergisi, 1986’da yayına başlayınca kardeş bir dergi doğdu, artık baskıları birlikte göğüsleriz diye sevindik ve dergi bürosuna telefon ederek iki derginin yazı kurullarının bir araya gelmesini,  tanışma ve çay içmelerini önerdik. İster onlar lütfedip gelsinlerdi, değilse biz Abece’ye gidecektik. Bu isteğimiz geri çevrildi!

 Abece içinde de birkaç grup vardı ve bunlar arasında da sırf siyasi aidiyetlerinden ötürü alttan alta bir çekişme sürüyordu. Bilindiği gibi bu çekişme 1990’da Eğitim-İş ve Eğit-Sen adlı iki sendikanın kurulmasıyla sonuçlandı.

 1980’de Öğretmen Dünyası’nın yazı kurulunu belirleyince, şu soru gündeme geldi: Kuruldan boşalma olunca onun yeri nasıl doldurulacaktı? Arkadaşlar, “Parti tayin eder” dediler. Bu anlayış, gruplar gibi dergiyi de hâlâ partinin öğretmen kolu olarak görme anlayışının ifadesiydi. Neyse ki partinin bu işe karışmaması gerektiği, boşalan yazı kurulu üyesi yerine üye seçiminin kurul tarafından yapılacağı ilkesi kabul edildi.

 Fraksiyonlar içinde o zamana kadar bir “Bizim arkadaşlar” söylemi yaygındı. Taşradan bir arkadaş gelse, “Bizim arkadaşlar ne yapıyor? Bizim arkadaşlar nasıl?” diye sorulurdu. Öğretmen Dünyası bürosunda bu dili yasakladık. Her öğretmen bizim arkadaşımızdı ve derginin ilk sayısında da bunu ilan etmiştik. Yurdun bağımsızlığı, halkın esenliği, birliği, laik ve halkçı bir eğitim için yüz binlerce öğretmenle aynı safta olabilirdik. Derginin aralıksız yayın yaparak 38 yılına gelmesi nedenleri, bir cephe dergisi olması ve kendi ayakları üstünde duran bağımsız bir yayın organı olmasıdır.

 Bu tutumumuzu kavrayamayan veya geç kavrayan arkadaşlar oldu. Bir gün dergi bürosuna taşradan bir meslektaşımız uğradı ve o Aydınlıkçı değildi. Bunu biliyordum fakat yazı kurulu üyelerinden biri bunu bilmiyor, dergiye uğradığına göre onun da Aydınlıkçı olduğunu sanıyordu. Misafire:

 “Bizim arkadaşlar ne yapıyor?” diye sordu.

 Misafir arkadaşımız anlamadı.  “Hangi arkadaşlar?” diye soracak oldu.

 Bizimki gene “Bizim arkadaşları soruyorum” diye tekrar etti.

 Ona kaş göz ettiysem de görmedi veya anlamadı.

 Dergiden çıkıyorlardı. İkisi de Ulus tarafına gideceklerinden bir süre birlikte yolculuk yapacaklardı. Arkalarından kendi kendime:

 “Ne haliniz varsa görün!” dedim.  (11 Aralık 2016)


12/16/2016
Okuma Sayısı : 1726


Tavsiye Ettiğimiz Kitaplar

Yazarın Diğer Yazıları

İŞŞİZ VE EVSİZ! (138)
SAKARYA SAVAŞI, SURİYE SAVAŞI… (224)
DAHA KÖTÜSÜ OLAMAZ! (64)
İNSAN KAZANMAK (349)
GERİCİLİK JAPONYA’DA DA OLSA… (285)
SİZ GİDİN, BİZ DÜZELTİRİZ! (165)
KÂZIM KARABEKİR HAKLI ÇIKTI (297)
ZAFERİ TÜRKLERİN ÇILGINLIĞINA MI BORÇLUYUZ? (502)
2018’DE OKUDUĞUM KİTAPLAR (558)
ULUSALCILIK, MİLLİYETÇİLİK DEĞİLDİR (471)
SİYASİ İNTİHAR (764)
Andımız Tartışması Üzerine: BİLİP DE BİLMEZLİKTEN GELMEK… (631)
“HEPİMİZ AYNI GEMİDEYİZ” (860)
CHP İLE İGİLİ KAYGILAR (707)
Kurtuluş Savaşı nasıl kazanıldı? (507)
Onlar bir gün mutlaka ayağa kalkacak (874)
DEMOKRASİ KOKUSU (1062)
Vaazlar-8 DEİZM ÜSTÜNE (1286)
Vaazlar-7 TÜRKLER ÜSTÜNE (1002)
Vaazlar-6 MİLLİYETÇİLİK ÜSTÜNE (523)
Vaazlar-5 SAVAŞLAR ÜSTÜNE (640)
Vaazlar-4 DEVLETLER ÜSTÜNE (572)
Vaazlar-3 DİNLER ÜSTÜNE (751)
Vaazlar-2 KADINLAR VE ERKEKLER ÜSTÜNE (671)
Vaazlar-1 & MİLLETLER ÜSTÜNE (544)
İSLAM’IN GÜNCELLENMESİ (1459)
YENİLEN PEHLİVAN GÜREŞE DOYMAZMIŞ (977)
MAHKEMEDE DAYIN VARSA (996)
BİR NEHİRDE İKİ KEZ YIKANILMAZ (843)
HALİFE ORDUSU (1206)
ÜLKENİN BÜTÜN GERİCİLERİ BİRLEŞİN! (857)
KUDÜS, EY KUDÜS! (820)
YERLİ VE MİLLÎ (956)
EN MÜKEMMEL DİN HANGİSİ? (937)
ATATÜRKÇÜ TAYYİP ERDOĞAN! (634)
Biraz da Ezber Bozalım-3 (1088)
Biraz da ezber bozalım-2 (979)
BİRAZ DA EZBER BOZALIM-1 (883)
Çuvala konup denize atılan 280 cariye... (2892)
Çuvala konup denize atılan 280 cariye... (813)
DİL BAYRAMININ DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ (912)
ZAFER HAFTASININ DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ (985)
ATATÜRK’ÜN KOMÜNİZM PROGRAMI (1084)
ERDOĞAN’IN KURUCU OLDUĞU YENİ DEVLET (965)
HALİL VE FETHULLAH HOCALAR (1083)
ERDOĞAN BENİ NASIL YANILTTI? (915)
BOKTAN SİYASET (1052)
KIZIL PİÇLER! (1016)
ESTERGON KALESİ SUBAŞI DURAK (1060)
SIRA CHP’YE GELDİ (1005)
AYDINLAR İSLÂM’LA NİÇİN BARIŞMALIDIR? (1070)
AYDINLAR İSLÂM’LA BARIŞMALIDIR (1061)
AKPINAR’DA OKURKEN (1109)
ÇAMUR DERYASINDAKİ “DERİN” TARİH (1075)
AĞLARSA ANAM AĞLAR (1025)
ŞEYHİM NE DERSE DOĞRUDUR (1061)
BİZ ADAM OLACAK MIYIZ? (1069)
“BİZ PADİŞAHI İSTERİZ” (1243)
16 NİSAN’DA NEYİ OYLUYORUZ? (1130)
YETER, YETER, ANLADIK! (1039)
Kuvvetler Ayrılığı Kötü Müdür? (1021)
O KONUDA HAKLI OLAN İSMET PAŞA’YDI (1234)
Ey milletin evladı, tarihten ders çıkar (1308)
Erdoğan Batı ile neden geçinemiyor? (1129)
HÜNGÜR HÜNGÜR AĞLADIM! (1482)
ZENGİNİN TARİHİ, FAKİRİN TARİHİNİ DÖVÜYOR! (1398)
KEMALİZM YOL AYRIMINDA (1493)
NE OLMUŞ SOLCUYSAM? (1351)
BÜYÜK PİŞMANLIKLAR (1360)
Bakmayın başlarında fes olduğuna (1824)
CUMHURİYET’SİZ OLMAZ! (1595)
EN KAHRAMAN ASKER (1703)
BİZ TÜRK MÜYÜZ SAHİDEN? (1651)
ORUÇ VE SOSYALİZM (1619)
ALMANLARDAN VAZGEÇMEMEK İÇİN 44 NEDEN (1672)
BURASI TAM YAŞANACAK YER (1729)
OKULUM BEN GELDİM! (1812)
ATATÜRK SAMSUN’A NASIL ve NEDEN ÇIKTI? (2033)
ALÇAKGÖNÜLLÜLÜK MEZİYETTİR (1574)
Ey Oğul-5! AZİMLİ OL (1647)
KUT-ÜL AMERE DE NERDEN ÇIKTI? (1692)
KENDİ TARİHİMİZİ YAZMAK (2035)
KÖY ENSTİTÜSÜ MEZUNLARI SAHABE DEĞİLDİR (1949)
‘’SAPIK’’ EDEBİYATI (1622)
Ey Oğul: 2 (1676)
Ey oğul! 1 (1626)
DİDİM’DE GÜZEL BİR GÜN (1762)
VATANIMIZDAKİ KADIN HARCI (1898)
KIZILIRMAK ÜZERİNDE GARİP BİR KEŞİF MACERASI (1791)
NEVRUZDAN BALO KÜLTÜRÜNE… (1780)
CHP İÇİN VERİLEN KAVGANIN ANLAMI (1527)