Bakmayın başlarında fes olduğuna

Zeki Saruhan


TARİHİMİZDE İKİ ÖĞRETMENLER GÜNÜ

 

*Bakmayın başlarında fes olduğuna,

onlar bugünkü eğitim yöneticilerinden çok ileri idiler*

 

Zeki Sarıhan

 

12 Eylül 1980 darbesine kadar Türkiye’de Öğretmenler Günü yalnız öğretmen okullarında ve bu okulların kuruluş günü vesilesiyle kutlanırdı. Öğretmen Okullarının kuruluş tarihi ise 16 Mart 1848 olarak kabul edilmektedir. Yıldönümü kutlamalarının ne zaman başladığını bilmiyoruz.

 

Aşağıda İstanbul Erkek Muallim Mektebinin 1920 ve 1925’te yaptığı iki yıl dönümü kutlamasının basında yer alan haberlerini bu günkü yazıya ve dile aktararak veriyorum.

 

1920 yılında yapılan kutlamayı Tasviriefkâr gazetesi ve Tedrisat Mecmuasından aktarıyorum. Fakat bu kutlama, haberde 75. Yıl kutlaması olarak verilmektedir. 1848’den beri ise 72 yıl geçmiştir. Bu farklılığın nedenini bilmiyoruz. Üstelik kutlama 16 Mart’ta değil, 2 Şubat’ta yapılmıştır.

 

1920: EN ÖNEMLİ İRFAN KURUMU

 

Bu yıldönümü vesilesiyle yayımlaman yazılarda Öğretmen Okulunun “memleketimizin en önemli irfan kurumu sayıldığı” belirtilmektedir. Kutlamalara Maarif Nazırı Sait Bey ile Nezaretin ileri gelenleri de katılmıştır. Törene Sultani Marşı ile başlanmış, sonra bütün öğrenciler Darülmuallimîn Marşı’nı söylemişler, gene bütün öğrenciler tarafından okunan Millet Duası’ndan sonra Müdür Selim Sırrı Bey, davetlilere teşekkür etmiştir. Müdür, okulun amacını “Dinine ve geleneklerine riayetkâr Türk genci yetiştirmek” cümlesiyle özetlemiş, bu amaca ulaşmak için geçmişin övünçlerinin her dalına ilgi göstermek gerekeceğini, millî oyunlar, eski millî şarkılar, resimde eski süsleme ve çini, büyük anıtlar gibi eğitim araçlarına başvurulduğunu söylemiştir. Öğrenciler bunlarla ilgili küçük fakat çok değerli örnekler göstermişlerdir.

 

Öğrencilerden oluşan orkestranın çaldığı eski ve yeni şarkılar, davetliler üzerinde olağanüstü iyi bir etki bırakmıştır. Bu okulun eski mezun ve öğretmenlerinden eski Başkâtip Cevat Bey çok içten ve çok babaca bir hitabe ile konuşma yapan öğrenciye mukabelede bulunmuştur. Nazır Bey de konuşmasında geçmiş ile övünmenin ancak geleceğe parlak bir hazırlığa zemin olmak şartıyla olağanüstü değerde olacağını söylemiştir. Memleketin gençliği ve geleceği hakkında ümitli sözlerle gençlerin ve hazır bulunanların morallerini güçlendirmiştir.

 

Tören, öğretmenlerden Cevat Bey’in okulun ölmüş öğretmenlerine dair etkili bir hitabesi ve onların ruhlarına ithaf edilen Fatihalarla sona ermiştir.

 

Davetliler üst katta öğrenciler tarafından hazırlanan büfeden atıştırmışlar, okulun resim salonu gezilmiştir. Öğrencilerin çeşitli konulara ait karakalemle, suluboya ile yaptıkları resim örnekleri ve el işleri takdirle seyredilmiştir. Vazolar, çerçeveler ve diğer hünerler, hazır bulunanlar üzerinde pekiyi bir etki bırakmıştır. Öğrencilerin kendi aralarında yayımladıkları özel okul dergilerinde dikkat çekici resim, şiir ve başka ürünlerine rastlanmıştır. Nazır Bey, bütün bu şeylere yakından ilgi göstermiş ve her masa başında uzun süre kalıp okulun iş tarzı hakkında fikir edinmiştir. Davetliler, büyük ümitler ve takdirlerle okuldan ayrılmışlardır.[1]

 

Gazete, hizmeti geçen bütün ‘’meslektaşları’’, gösterdikleri bu saygıdan ötürü okulun öğretmen ve öğrencilerini kutlamaktadır. Kutlama haberi, okulda çekilmiş bir grup öğretmen ve öğrenci resmiyle zenginleştirilmiştir.[2]


1918-1919 yılı mezunları: Başlarında fes olması sizi yanıltmasın. Günümüz eğitim yöneticilerinden çok ileri idiler. 1950 başlarına kadar görevde kalmış olmalılar ve cehaletin karanlığı ile savaşarak aydınlık bir Türkiye için nefes tükettiler.

 

1925: “TÜTMEYEN BACALARA ATEŞ VERENLER”

 

İstanbul Erkek Öğretmen Okulu, 1925 yılında kuruluşunun 79. yılını okulda yapılan bir programla kutlamıştır. Cumhuriyet gazetesinin 20 Mart 1925 tarihli sayısının birinci sayfasında yer alan habere göre, 19 Mart günü okulun konferans salonu davetlilerle dolmuştur. Okulun eski mezunlarından İstanbul’da olanlar da programa katılmışlardır. Salona giren şair Abdülhak Hamit uzun alkışlarla karşılanmıştır.

 

Tören ayakta okunan İstiklal Marşı ve Darülmuallimîn Marşı’yla başlamıştır. Okul müdürü Alâeddin Bey yaptığı konuşmada okulun tarihçesinden, müdürlerinden ve öğretmenlerinden söz etmiş, son 38 yıl içinde (1887’den beri) 3935 öğretmen yetiştiğini, o tarihten önceki kayıtlar olsa bile mezun öğrencilerin sayısının bilinmediğini, bununla birlikte bunların sayısının 2000 kadar olduğunu söylemiştir. Öğretmenlerin memlekete yaptıkları hizmeti anan müdür, sözlerini okulun Abdülhak Hamit Bey gibi isim yapması dileğiyle bitirmiştir.

 

Ardından yıldönümü vesilesiyle Maarif Vekili Hamdullah Suphi Bey’den, mebuslardan ve bazı kişilerden gelen telgraflar okunmuş ve alkışlanmıştır. Daha sonra öğretmen adaylarından biri konuşma yaparak okuldan çıkan öğretmenlerin görevlerinden söz etmiş ve öğretmenleri “tütmeyen bacalara ateş verenler”e benzetmiştir.

 

Bundan sonra Darülelhan (Konservatuar) müdürü Süreyya Bey’le öğrencilerden biri tarafından alafranga birkaç parça çalınmış, birkaç öğrenci komedi temsil etmiş, okul şarkıları söylenmiş ve Zeybek oynanmıştır. Birkaç sahne gösterilmiş, beden hareketleri yapılmış, hep birlikte okulun her tarafı gezildikten sonra davetliler salonda hazırlanmış büfeye getirilerek çay ve pastalarla ağırlanmıştır.[3]  (23 Kasım 2016)

 

[1] Tasviriefkâr, No. 2976, 3 Şubat 1920; Tedrisat Mecmuası, No. 52, Şubat 1920, s. 550.

[2] Tasviriefkâr, No. 2976, 3 Şubat 1920.

 

[3] Cumhuriyet, No. 323, 20 Mart 1925, sayfa 1.

 


11/24/2016
Okuma Sayısı : 1824


Tavsiye Ettiğimiz Kitaplar

Yazarın Diğer Yazıları

İŞŞİZ VE EVSİZ! (138)
SAKARYA SAVAŞI, SURİYE SAVAŞI… (224)
DAHA KÖTÜSÜ OLAMAZ! (64)
İNSAN KAZANMAK (349)
GERİCİLİK JAPONYA’DA DA OLSA… (284)
SİZ GİDİN, BİZ DÜZELTİRİZ! (165)
KÂZIM KARABEKİR HAKLI ÇIKTI (297)
ZAFERİ TÜRKLERİN ÇILGINLIĞINA MI BORÇLUYUZ? (502)
2018’DE OKUDUĞUM KİTAPLAR (558)
ULUSALCILIK, MİLLİYETÇİLİK DEĞİLDİR (471)
SİYASİ İNTİHAR (764)
Andımız Tartışması Üzerine: BİLİP DE BİLMEZLİKTEN GELMEK… (631)
“HEPİMİZ AYNI GEMİDEYİZ” (860)
CHP İLE İGİLİ KAYGILAR (707)
Kurtuluş Savaşı nasıl kazanıldı? (507)
Onlar bir gün mutlaka ayağa kalkacak (874)
DEMOKRASİ KOKUSU (1062)
Vaazlar-8 DEİZM ÜSTÜNE (1286)
Vaazlar-7 TÜRKLER ÜSTÜNE (1002)
Vaazlar-6 MİLLİYETÇİLİK ÜSTÜNE (523)
Vaazlar-5 SAVAŞLAR ÜSTÜNE (640)
Vaazlar-4 DEVLETLER ÜSTÜNE (572)
Vaazlar-3 DİNLER ÜSTÜNE (750)
Vaazlar-2 KADINLAR VE ERKEKLER ÜSTÜNE (671)
Vaazlar-1 & MİLLETLER ÜSTÜNE (544)
İSLAM’IN GÜNCELLENMESİ (1459)
YENİLEN PEHLİVAN GÜREŞE DOYMAZMIŞ (977)
MAHKEMEDE DAYIN VARSA (996)
BİR NEHİRDE İKİ KEZ YIKANILMAZ (843)
HALİFE ORDUSU (1206)
ÜLKENİN BÜTÜN GERİCİLERİ BİRLEŞİN! (857)
KUDÜS, EY KUDÜS! (820)
YERLİ VE MİLLÎ (956)
EN MÜKEMMEL DİN HANGİSİ? (936)
ATATÜRKÇÜ TAYYİP ERDOĞAN! (634)
Biraz da Ezber Bozalım-3 (1088)
Biraz da ezber bozalım-2 (979)
BİRAZ DA EZBER BOZALIM-1 (883)
Çuvala konup denize atılan 280 cariye... (2892)
Çuvala konup denize atılan 280 cariye... (813)
DİL BAYRAMININ DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ (912)
ZAFER HAFTASININ DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ (985)
ATATÜRK’ÜN KOMÜNİZM PROGRAMI (1084)
ERDOĞAN’IN KURUCU OLDUĞU YENİ DEVLET (965)
HALİL VE FETHULLAH HOCALAR (1082)
ERDOĞAN BENİ NASIL YANILTTI? (915)
BOKTAN SİYASET (1052)
KIZIL PİÇLER! (1016)
ESTERGON KALESİ SUBAŞI DURAK (1060)
SIRA CHP’YE GELDİ (1005)
AYDINLAR İSLÂM’LA NİÇİN BARIŞMALIDIR? (1070)
AYDINLAR İSLÂM’LA BARIŞMALIDIR (1061)
AKPINAR’DA OKURKEN (1108)
ÇAMUR DERYASINDAKİ “DERİN” TARİH (1075)
AĞLARSA ANAM AĞLAR (1025)
ŞEYHİM NE DERSE DOĞRUDUR (1061)
BİZ ADAM OLACAK MIYIZ? (1069)
“BİZ PADİŞAHI İSTERİZ” (1243)
16 NİSAN’DA NEYİ OYLUYORUZ? (1130)
YETER, YETER, ANLADIK! (1039)
Kuvvetler Ayrılığı Kötü Müdür? (1021)
O KONUDA HAKLI OLAN İSMET PAŞA’YDI (1234)
Ey milletin evladı, tarihten ders çıkar (1307)
Erdoğan Batı ile neden geçinemiyor? (1129)
HÜNGÜR HÜNGÜR AĞLADIM! (1482)
ZENGİNİN TARİHİ, FAKİRİN TARİHİNİ DÖVÜYOR! (1397)
KEMALİZM YOL AYRIMINDA (1493)
NE OLMUŞ SOLCUYSAM? (1351)
BÜYÜK PİŞMANLIKLAR (1360)
Hayatı Hakikiye Sahneleri-38 (1725)
CUMHURİYET’SİZ OLMAZ! (1595)
EN KAHRAMAN ASKER (1703)
BİZ TÜRK MÜYÜZ SAHİDEN? (1651)
ORUÇ VE SOSYALİZM (1619)
ALMANLARDAN VAZGEÇMEMEK İÇİN 44 NEDEN (1671)
BURASI TAM YAŞANACAK YER (1729)
OKULUM BEN GELDİM! (1811)
ATATÜRK SAMSUN’A NASIL ve NEDEN ÇIKTI? (2033)
ALÇAKGÖNÜLLÜLÜK MEZİYETTİR (1574)
Ey Oğul-5! AZİMLİ OL (1647)
KUT-ÜL AMERE DE NERDEN ÇIKTI? (1692)
KENDİ TARİHİMİZİ YAZMAK (2035)
KÖY ENSTİTÜSÜ MEZUNLARI SAHABE DEĞİLDİR (1949)
‘’SAPIK’’ EDEBİYATI (1622)
Ey Oğul: 2 (1676)
Ey oğul! 1 (1626)
DİDİM’DE GÜZEL BİR GÜN (1762)
VATANIMIZDAKİ KADIN HARCI (1898)
KIZILIRMAK ÜZERİNDE GARİP BİR KEŞİF MACERASI (1791)
NEVRUZDAN BALO KÜLTÜRÜNE… (1780)
CHP İÇİN VERİLEN KAVGANIN ANLAMI (1527)