BURASI TAM YAŞANACAK YER


Zeki Saruhan


 

Cennetten Mektuplar-1

BURASI TAM YAŞANACAK YER

Sevgili arkadaşlar,

Aranızdan ayrılalı bir hafta oldu. Sizi özledim. Ama istesem de geri dönemem. Buradan geri dönüş yok. Fakat burayı gördükten sonra o gezegene, o acayipler dünyasına geri dönmek isteyene de rastlamadım.

Burası bütün iyi insanların hayallerinde yaşattıkları bir yer. El değmemiş ormanlar, göz alıcı yeşillikleriyle çimenlik yaylalar, gürül gürül akan kirlenmemiş ırmaklar, bereketli sebze ve meyvelerle dolu bahçeler dünyası.

Benim hayalimde cennet sanki sekiz on dönümlük, bizim yaylalardaki Uluçayır gibi içinde atların, koyun ve kuzuların otladığı, üç beş de gölge veren ağacın dibinde insanların tembel tembel oturduğu bir yerdi. Buraya geldikten sonra o çocukça cehaletim karşında güldüm. Çünkü insanlığın başlangıcından beri dünyada yaşamış milyarlarca insan nasıl öyle beş on dönümlük bir yere sığardı? Burası, dünyadan kat kat büyük, uçsuz bucaksız bir yer.

Ben dünyada iken, cennette sınırlı sayıda köşk bulunduğunu en hayırlı insanların bu köşklerde oturduğunu, diğerlerinin ise çayırlarda gezinmekle vakit geçirdiğini sanırdım. Gördüm ki, burada çok sevimli kentler var. Bunlar, doğayı yok etmeden kurulmuşlar. Buranın da dört mevsimi var. Soğuğu var, sıcağı var. Ancak insanlar güneş enerjisinden elde ettikleri ısı ile evlerini ve kentlerini ısıtıyorlar. Kömür kullanmıyorlar. Atom santralleri de yok. Hidroelektrik santralleriyle derelerin suyunu da çalmamışlar.

Sebze ve meyvelerin genleriyle oynanmamış. Ancak ürünün artırmanın ve herkese yetecek bollukta yetiştirmenin yolları da bulunmuş.

Gelecek mektuplarımda buradaki toplumsal düzenden söz edeceğim. Ancak bu mektubumda cennetteki inanç üzerinde duracağım.

Ben küçüklüğümde Allah’ın cennette oturduğunu sanırdım. Sorduğum kişiler ‘’Burada Allah yok!’’ dediler. ‘’Peki, nerdedir?’’ diye sordum. ‘’Bilmiyor musun Allah ne yerde, ne gökte, ne sağda, ne soldadır. O mekândan münezzehtir’’ dediler. Bütün kâinatı, hem sonsuz kudrette bir yaratıcı, hem de onun bütün zerrelerini o yaratıcının parçaları olarak kabul ediyorlar. Bunu duyunca ‘’Enelhak’’ diyen tasavvufçuların bu görüşe yüzyıllar önce ulaştıklarını anladım.

Burada haç çıkarmak, namaz, oruç gibi tapınma işleri de yok, kilise, havra, cami gibi tapınaklar da.  Çünkü bunlar, kötülük yapmayalım, iyi insanlar olalım ve cenneti hak edelim diye dünya insanları için konulmuş. Burada hac da yok. Çünkü burada ne Mekke, ne Kudüs bulunmuyor. İnsanların yaşadığı her yer kutsal sayılıyor. Ne var ki insanlar, kendilerini var ettiği için o sonsuz kudrete şükranlarını sunuyorlar ve ona zarar vermemek için ellerinden geleni yapıyorlar.

 

CEHENNEM CENNET KADAR GENİŞ DEĞİL

Kimlerin burada olduğunu merak ediyorsundur: Dünyada emeği ile topluma katkıda bulunan köylülerin, işçilerin, memurların, zanaatkârların hepsi burada. Bir de insanlığın barış ve refah içinde yaşaması için görüşler ileri süren, buluşlar yapan insanlar burada. Bunların ufak tefek hataları varsa affedilmiş. Benim de dünyada iken hatalarım olduğu halde neden burada yaşamaya hak kazandığımı anlamış olmalısınız.

Burada yaşayan insan toplulukları milletlere bölünmemiş. Ülkeleri ayıran sınırlar da yok. Kalabalıklar, bir ülkeden diğerlerine göç etmek için sınırlara yığılmıyor ve denizlerde boğulmuyorlar. Çünkü burada savaş yok. Başka ülkeleri ele geçirmek istemiş ve bunun için savaşlar çıkarmış insanlardan ölmüş olanları cehenneme gönderilmiş. Henüz hayatta olanların ise dünyayı yaşanmaz bir hale getirmeye devam ettikleri için ataları bildikleri o zalimler gibi cehenneme gidecekleri anlaşılıyor.

Cennetin komşusu olan cehennem de öyle dünyadakilerin inandıkları gibi değil. Orada kıldan ince, kılıçtan keskin bir sırat köprüsü, onun üzerinden cambaz gibi geçmeye çalışan insanlar, köprünün altında kaynayan katran kazanları yok. Bunlar eski çağların cezalandırma usullerinden benzetmeler yapılarak tahayyül edilmiş. Cehennemde en günahkâr olanlara bile insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir ceza verilmiyor. Onlar ya çok soğuk, ya da çok sıcak çöl ikliminin bulunduğu yerlerde. Karınlarını doyuracak kadar bir yiyecek de veriliyor. Yalnız yaptıkları kötülükler karşılığında cennettekilerin yararlandığı pek çok şeyden yararlanamıyorlar. Onlar insanlığın yıkımına sebep olacak işler yaptıkları halde sayıları fazla olmadığından cehennemin genişliği de cennetten çok az.

Cennet ve cehennem halkı hakkında gelecek mektubumda söz edeceğim. (6 Haziran 2016)

 


6/10/2016
Okuma Sayısı : 1657


Tavsiye Ettiğimiz Kitaplar

Yazarın Diğer Yazıları

GERİCİLİK JAPONYA’DA DA OLSA… (30)
SİZ GİDİN, BİZ DÜZELTİRİZ! (52)
KÂZIM KARABEKİR HAKLI ÇIKTI (179)
ZAFERİ TÜRKLERİN ÇILGINLIĞINA MI BORÇLUYUZ? (336)
2018’DE OKUDUĞUM KİTAPLAR (456)
ULUSALCILIK, MİLLİYETÇİLİK DEĞİLDİR (359)
SİYASİ İNTİHAR (657)
Andımız Tartışması Üzerine: BİLİP DE BİLMEZLİKTEN GELMEK… (510)
“HEPİMİZ AYNI GEMİDEYİZ” (763)
CHP İLE İGİLİ KAYGILAR (583)
Kurtuluş Savaşı nasıl kazanıldı? (410)
Onlar bir gün mutlaka ayağa kalkacak (784)
DEMOKRASİ KOKUSU (980)
Vaazlar-8 DEİZM ÜSTÜNE (1195)
Vaazlar-7 TÜRKLER ÜSTÜNE (905)
Vaazlar-6 MİLLİYETÇİLİK ÜSTÜNE (440)
Vaazlar-5 SAVAŞLAR ÜSTÜNE (559)
Vaazlar-4 DEVLETLER ÜSTÜNE (492)
Vaazlar-3 DİNLER ÜSTÜNE (664)
Vaazlar-2 KADINLAR VE ERKEKLER ÜSTÜNE (574)
Vaazlar-1 & MİLLETLER ÜSTÜNE (461)
İSLAM’IN GÜNCELLENMESİ (1383)
YENİLEN PEHLİVAN GÜREŞE DOYMAZMIŞ (889)
MAHKEMEDE DAYIN VARSA (921)
BİR NEHİRDE İKİ KEZ YIKANILMAZ (765)
HALİFE ORDUSU (1027)
ÜLKENİN BÜTÜN GERİCİLERİ BİRLEŞİN! (776)
KUDÜS, EY KUDÜS! (743)
YERLİ VE MİLLÎ (869)
EN MÜKEMMEL DİN HANGİSİ? (856)
ATATÜRKÇÜ TAYYİP ERDOĞAN! (551)
Biraz da Ezber Bozalım-3 (1002)
Biraz da ezber bozalım-2 (905)
BİRAZ DA EZBER BOZALIM-1 (804)
Çuvala konup denize atılan 280 cariye... (1077)
Çuvala konup denize atılan 280 cariye... (727)
DİL BAYRAMININ DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ (832)
ZAFER HAFTASININ DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ (907)
ATATÜRK’ÜN KOMÜNİZM PROGRAMI (1010)
ERDOĞAN’IN KURUCU OLDUĞU YENİ DEVLET (893)
HALİL VE FETHULLAH HOCALAR (1010)
ERDOĞAN BENİ NASIL YANILTTI? (835)
BOKTAN SİYASET (958)
KIZIL PİÇLER! (931)
ESTERGON KALESİ SUBAŞI DURAK (969)
SIRA CHP’YE GELDİ (923)
AYDINLAR İSLÂM’LA NİÇİN BARIŞMALIDIR? (976)
AYDINLAR İSLÂM’LA BARIŞMALIDIR (984)
AKPINAR’DA OKURKEN (1022)
ÇAMUR DERYASINDAKİ “DERİN” TARİH (993)
AĞLARSA ANAM AĞLAR (949)
ŞEYHİM NE DERSE DOĞRUDUR (984)
BİZ ADAM OLACAK MIYIZ? (996)
“BİZ PADİŞAHI İSTERİZ” (1159)
16 NİSAN’DA NEYİ OYLUYORUZ? (1054)
YETER, YETER, ANLADIK! (970)
Kuvvetler Ayrılığı Kötü Müdür? (945)
O KONUDA HAKLI OLAN İSMET PAŞA’YDI (1168)
Ey milletin evladı, tarihten ders çıkar (1237)
Erdoğan Batı ile neden geçinemiyor? (1047)
HÜNGÜR HÜNGÜR AĞLADIM! (1397)
ZENGİNİN TARİHİ, FAKİRİN TARİHİNİ DÖVÜYOR! (1274)
KEMALİZM YOL AYRIMINDA (1422)
NE OLMUŞ SOLCUYSAM? (1268)
BÜYÜK PİŞMANLIKLAR (1282)
Hayatı Hakikiye Sahneleri-38 (1633)
Bakmayın başlarında fes olduğuna (1738)
CUMHURİYET’SİZ OLMAZ! (1519)
EN KAHRAMAN ASKER (1619)
BİZ TÜRK MÜYÜZ SAHİDEN? (1578)
ORUÇ VE SOSYALİZM (1547)
ALMANLARDAN VAZGEÇMEMEK İÇİN 44 NEDEN (1610)
OKULUM BEN GELDİM! (1730)
ATATÜRK SAMSUN’A NASIL ve NEDEN ÇIKTI? (1963)
ALÇAKGÖNÜLLÜLÜK MEZİYETTİR (1499)
Ey Oğul-5! AZİMLİ OL (1576)
KUT-ÜL AMERE DE NERDEN ÇIKTI? (1616)
KENDİ TARİHİMİZİ YAZMAK (1950)
KÖY ENSTİTÜSÜ MEZUNLARI SAHABE DEĞİLDİR (1879)
‘’SAPIK’’ EDEBİYATI (1549)
Ey Oğul: 2 (1601)
Ey oğul! 1 (1557)
DİDİM’DE GÜZEL BİR GÜN (1677)
VATANIMIZDAKİ KADIN HARCI (1820)
KIZILIRMAK ÜZERİNDE GARİP BİR KEŞİF MACERASI (1720)
NEVRUZDAN BALO KÜLTÜRÜNE… (1702)
CHP İÇİN VERİLEN KAVGANIN ANLAMI (1455)