KÖY ENSTİTÜSÜ MEZUNLARI SAHABE DEĞİLDİR

Zeki Saruhan


            Köye yarayışlı eleman yetiştirmek amacıyla 17 Nisan 1940’ta bir kanunla kurulan Köy Enstitüleri, kuruluşlarının 76. yılı nedeniyle birçok etkinlikle anılıyor.  Bu konuda çok kitap da yayımlandı. Mustafa Gazalcı’nın önceki ay yayımlanan ‘’Köy Enstitüleri Sistemi Mezunları Üzerine Bir Araştırma’’ (Ankara, 2015, Bilgi Yayınları, 271 sayfa), enstitüyü konu alan kitaplar arasında bir ilk.

            Kitap, 1990’dan sonra hayatta olup kendilerine ulaşılabilen 165 enstitü mezununa uygulanan bir anketin sonuçlarını veriyor ve bunları yorumluyor.

40 soruluk enstitü mezunlarının öğrencilik, meslek hayatı, siyasi eğilimlerini belirleme amacını güden anketten sonra 34 soruluk açık uçlu soruda, mezunlardan görüşlerini yazmaları istenmiş. 73 tablo yapılmış.

            Anket 25 yıllık bir süreye yayıldığı halde, katılımın neden 165’te kaldığı ve kendilerine anket kâğıdı ulaştığı halde yanıt vermeyenlerin sayısı açıklanmamış. 21 Köy enstitüsünden Pulur yalnız 1,  Beşikdüzü 4, İvriz 8 kişi ile temsil edilirken Gönen’in 34 kişi ile temsil edilmesi, örnekleme açısından bir zaaf oluşturuyor. (Ankete yanıt verenlerin daha çok sosyal demokrat politikalarla ilgilenen, yazarın nispeten kolay ulaşabildiği kesim olduğunu düşünüyorum.)

            Soruları yanıtsız bırakanların yüksek oranda olması  (bazılarında üçte bire kadar yükseliyor) enstitü mezunlarının okulları hakkındaki düşüncelerinin saptanmasını zorlaştırıyor. Bütün bunlarla birlikte önerdiği yöntem açısından olsun, üretilen bilgi açısından olsun önemli bir çalışma.

MEZUNLAR NE DİYOR?

            Ankete yanıt verenlerin çoğu, Enstitüde okumaktan memnundurlar, enstitülerdeki eğitimi beğenmektedirler. Ama hepsi değil. Enstitüde karınlarının doymadığını, yetersiz öğretmenler bulunduğunu, gereğinden fazla çalıştırıldıklarını belirtenlerin sayısı da hesaba katılacak orandadır.

1960’lardan başlayarak Köy Enstitüleri, genç kuşaklar tarafından bir efsane bulutuna büründürülmüştür. Bu durum, dönemin siyasi iktidarının devrimci, halkçı olduğu, bu okullarda okuyanların tümünün halkçı ve iyi birer öğretmen olduğu, Enstitüler kapatılmasaydı Türkiye’nin şimdiye kadar çoktan medeni ve kalkınmış bir ülke olacağı, bu nedenle Enstitülerin yeniden açılması, Köy Enstitüsü adıyla açılamıyorsa ‘’Kent Enstitüleri’’ olarak açılması gerektiği gibi görüşler savunulmuştur.. Türkiye’nin siyasi yapısını, iktidarla eğitimin ilişkisini hesaba katmayan bu yargılar, mezunların da hoşuna gitmiş, 17 Nisan törenlerinde enstitüde aldıkları eğitimin mükemmelliğini övme konusunda birbirleriyle yarış etmişlerdir. Bu toptancılık enstitülerde hiç dayağa başvurulmadığı, mükemmel bir demokrasi ve yönetime katılma olduğunu ileri sürecek kadar ileri gitmiştir.

            Bir konuda gerçeğe ulaşabilmek için araştırma yapmanın, bunun yöntemlerinden biri olarak anket uygulamanın ne kadar gerekli olduğuna Gazalcı’nın kitabı aydınlatıcı bir örnektir. Bu kitaptan sonra, zamanındaki okullara oranla iyi birer eğitim kurumları olmakla birlikte, Köy Enstitülerinin birer cennet olduğu söylenemeyecek, daha gerçekçi değerlendirmeler yapılacaktır.

            Köy Enstitüsü mezunu olduğu için hayatının herhangi bir alanında zorlukla karşılaştığını belirtenler 63 iken, karşılaşmayanların sayısı 92’dir. (10 kişi yanıt vermemiş.) Enstitü mezunu olduğu için askerlikte herhangi bir zorlukla karşılaşanların sayısı 22 iken, karşılaşmayanların sayısı 112’dir. (15 kişi yanıt vermemiş). Bu yanıtlar, enstitü mezunlarının tamamının veya büyük çoğunluğunun siyasi sistemle uyumsuz, radikal devrimciler olduğunu doğrulamıyor. Bununla birlikte enstitü mezunu olduğu için 115’i olumlu tepkiyle karşılanmıştır. Ancak 28’i bundan ötürü olumlu bir tepki almadığını belirtmiş, 22 kişi de soruyu yanıtsız bırakmıştır.

            Bu anket çalışması, enstitülerin 1946’dan sonra CHP ve 1950’den sonra DP iktidarının ileri sürdüğü ve kapatılmalarına gerekçe yapıldığı gibi komünist yetiştirdiği efsanesini de çökertmektedir. 165 mezunun 96’sı hayatının bir evresinde (herhalde emekli olduktan sonra) bir siyasi partiye üye olduğunu 66’sı olmadığını belirtmiş, 3’ü ise soruya yanıt vermemiştir. Bunun hangi parti olduğu sorusuna (birden fazla partiye de üye olunduğu için) 99 işaret konulmuştur. Bunların 75’i CHP, 10’u SHP, 3’ü DSP, 2’si SODEP, 1’i de HP olmak üzere 91’i sosyal demokrat partiler, 2’i merkez sağ partiler, yalnız 5’i sol-sosyalist partilerdir. (TİP 3, TKP 1, ÖDP 1.) üye olmuştur. Bu yanıtlar evreni doğru temsil ediyorsa, Köy Enstitüleri sosyalist değil, CHP’li (Sosyal demokrat) öğretmen yetiştirmiştir. Mezunların üye olduklarını belirttikleri derneklerin başında 38 sayı ile ADD’nin gelmesi de bu kanıyı güçlendiriyor. Yorumcu da enstitü mezunlarının ana siyasi çizgisinin ‘’sol Kemalist’’ olarak tanımlanabileceğini belirtiyor. (s. 153)

            Mezunlardan Cumhuriyet tarihi boyunca en beğendikleri üç siyasetçi adı yazmaları istenmiş, Birinci sırada adı yazılanlar beklendiği gibi Atatürk (121), İsmet İnönü (21), Bülent Ecevit (5)’tir. Onların yetiştiği 1940-1954 yılları arasında öğretmen okullarında okumuş olanların siyasi tutumlarıyla ilgili bir anket çalışması yapılabilseydi iki kesim arasında bir karşılaştırma yapmak mümkün olabilirdi. Diğer bir ihtimal, o dönemde yetişmiş bütün memurların da zaten aynı ideolojiye sahip olduğu, enstitülülerin onlardan farklı olmadığıdır. Buna karar verdirecek verilerden de yoksunuz. 

ENSTİTÜ MEZUNLARINA SAHABE MUAMELESİ

            Enstitü mezunları sırf Enstitüde okuduğu için,  aydınlar tarafından birer ‘’Sahabe’’ gibi kabul edilmektedir. Nitekim bir mezunun dediği gibi son yıllarda hep saygı görmektedirler. Bilindiği gibi sahabe, Hazreti Muhammed’le tanışıp konuşma imkânı bulmuş olanlardır ve sonradan bu kişiler kutsallaştırılmıştır. Yurdun çeşitli yerlerinde 17 Nisan toplantılarında kim olursa olsun sırf enstitüsü mezunu olduğu için herkese onur belgesi verildiği olmuştur.

            Sonuç olarak, bir konuda sağlıklı görüşler edinebilmek için alan çalışması yapmak gerektiği, bazı yetersizlikler taşısa da Gazalcı’nın bu anketi gösteriyor. Ortaya çıkan gerçek ise mezunları köy enstitülü olmaktan memnun ise de bu mezunların birer ‘’sahabe’’ olmadığıdır. Bir Doğu düşünme sistemi olarak ezberciliğin ve kutsallaştırmanın hâlâ yaygın olduğu günümüzde bunu kavratmak kolay olmayacaktır. (11.4.2016)


4/11/2016
Okuma Sayısı : 1949


Tavsiye Ettiğimiz Kitaplar

Yazarın Diğer Yazıları

İŞŞİZ VE EVSİZ! (138)
SAKARYA SAVAŞI, SURİYE SAVAŞI… (224)
DAHA KÖTÜSÜ OLAMAZ! (64)
İNSAN KAZANMAK (349)
GERİCİLİK JAPONYA’DA DA OLSA… (284)
SİZ GİDİN, BİZ DÜZELTİRİZ! (164)
KÂZIM KARABEKİR HAKLI ÇIKTI (297)
ZAFERİ TÜRKLERİN ÇILGINLIĞINA MI BORÇLUYUZ? (502)
2018’DE OKUDUĞUM KİTAPLAR (558)
ULUSALCILIK, MİLLİYETÇİLİK DEĞİLDİR (471)
SİYASİ İNTİHAR (764)
Andımız Tartışması Üzerine: BİLİP DE BİLMEZLİKTEN GELMEK… (631)
“HEPİMİZ AYNI GEMİDEYİZ” (859)
CHP İLE İGİLİ KAYGILAR (706)
Kurtuluş Savaşı nasıl kazanıldı? (507)
Onlar bir gün mutlaka ayağa kalkacak (874)
DEMOKRASİ KOKUSU (1062)
Vaazlar-8 DEİZM ÜSTÜNE (1286)
Vaazlar-7 TÜRKLER ÜSTÜNE (1002)
Vaazlar-6 MİLLİYETÇİLİK ÜSTÜNE (523)
Vaazlar-5 SAVAŞLAR ÜSTÜNE (640)
Vaazlar-4 DEVLETLER ÜSTÜNE (572)
Vaazlar-3 DİNLER ÜSTÜNE (750)
Vaazlar-2 KADINLAR VE ERKEKLER ÜSTÜNE (671)
Vaazlar-1 & MİLLETLER ÜSTÜNE (544)
İSLAM’IN GÜNCELLENMESİ (1459)
YENİLEN PEHLİVAN GÜREŞE DOYMAZMIŞ (976)
MAHKEMEDE DAYIN VARSA (996)
BİR NEHİRDE İKİ KEZ YIKANILMAZ (843)
HALİFE ORDUSU (1206)
ÜLKENİN BÜTÜN GERİCİLERİ BİRLEŞİN! (857)
KUDÜS, EY KUDÜS! (820)
YERLİ VE MİLLÎ (956)
EN MÜKEMMEL DİN HANGİSİ? (936)
ATATÜRKÇÜ TAYYİP ERDOĞAN! (634)
Biraz da Ezber Bozalım-3 (1088)
Biraz da ezber bozalım-2 (978)
BİRAZ DA EZBER BOZALIM-1 (883)
Çuvala konup denize atılan 280 cariye... (2892)
Çuvala konup denize atılan 280 cariye... (813)
DİL BAYRAMININ DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ (912)
ZAFER HAFTASININ DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ (985)
ATATÜRK’ÜN KOMÜNİZM PROGRAMI (1084)
ERDOĞAN’IN KURUCU OLDUĞU YENİ DEVLET (965)
HALİL VE FETHULLAH HOCALAR (1082)
ERDOĞAN BENİ NASIL YANILTTI? (915)
BOKTAN SİYASET (1051)
KIZIL PİÇLER! (1016)
ESTERGON KALESİ SUBAŞI DURAK (1060)
SIRA CHP’YE GELDİ (1005)
AYDINLAR İSLÂM’LA NİÇİN BARIŞMALIDIR? (1070)
AYDINLAR İSLÂM’LA BARIŞMALIDIR (1061)
AKPINAR’DA OKURKEN (1108)
ÇAMUR DERYASINDAKİ “DERİN” TARİH (1074)
AĞLARSA ANAM AĞLAR (1025)
ŞEYHİM NE DERSE DOĞRUDUR (1061)
BİZ ADAM OLACAK MIYIZ? (1069)
“BİZ PADİŞAHI İSTERİZ” (1243)
16 NİSAN’DA NEYİ OYLUYORUZ? (1130)
YETER, YETER, ANLADIK! (1039)
Kuvvetler Ayrılığı Kötü Müdür? (1021)
O KONUDA HAKLI OLAN İSMET PAŞA’YDI (1234)
Ey milletin evladı, tarihten ders çıkar (1307)
Erdoğan Batı ile neden geçinemiyor? (1129)
HÜNGÜR HÜNGÜR AĞLADIM! (1481)
ZENGİNİN TARİHİ, FAKİRİN TARİHİNİ DÖVÜYOR! (1397)
KEMALİZM YOL AYRIMINDA (1492)
NE OLMUŞ SOLCUYSAM? (1351)
BÜYÜK PİŞMANLIKLAR (1360)
Hayatı Hakikiye Sahneleri-38 (1725)
Bakmayın başlarında fes olduğuna (1823)
CUMHURİYET’SİZ OLMAZ! (1595)
EN KAHRAMAN ASKER (1703)
BİZ TÜRK MÜYÜZ SAHİDEN? (1651)
ORUÇ VE SOSYALİZM (1619)
ALMANLARDAN VAZGEÇMEMEK İÇİN 44 NEDEN (1671)
BURASI TAM YAŞANACAK YER (1729)
OKULUM BEN GELDİM! (1811)
ATATÜRK SAMSUN’A NASIL ve NEDEN ÇIKTI? (2033)
ALÇAKGÖNÜLLÜLÜK MEZİYETTİR (1574)
Ey Oğul-5! AZİMLİ OL (1647)
KUT-ÜL AMERE DE NERDEN ÇIKTI? (1692)
KENDİ TARİHİMİZİ YAZMAK (2035)
‘’SAPIK’’ EDEBİYATI (1622)
Ey Oğul: 2 (1676)
Ey oğul! 1 (1626)
DİDİM’DE GÜZEL BİR GÜN (1761)
VATANIMIZDAKİ KADIN HARCI (1897)
KIZILIRMAK ÜZERİNDE GARİP BİR KEŞİF MACERASI (1791)
NEVRUZDAN BALO KÜLTÜRÜNE… (1780)
CHP İÇİN VERİLEN KAVGANIN ANLAMI (1527)