Reel ekonomi, sanal ekonomi ! (*)

A.Baha Tuğsuz


      Bu yazıyı okuyanlar sonunda, en az iki şey düşünecekler ! Ama telaşlanmayın çok fazla abartmayacağım !  Öncelikle, önermelerin bir çoğunu biliyorsunuz, fazla didaktik olmaya gerek yok, sayılar da vermeyeceğim, zaten istendiğinde açık kaynaklardan bulup, değerlendirirsiniz.

       Bugün, T.Büyük Millet Meclisinde 2015 Bütçe Kesin Hesap Yasası Kabul edildi ve milletçe nasıl kandırıldığımız belgelendi. Bizim paramızla nasıl har vurup, harman savrulduğu açıklanmaya daha doğrusu savunulmaya çalışıldı, muhalefetten de pek öyle ahım şahım bir eleştiri gelmedi. Ne yapsın garipler, denetim süreçleri yok edilmiş bütçe harcamalarını sevseler ne olur, yerseler ne olur ?

     Anlatılan öykülere bakarsanız çok iş yapılmış, başarı sağlanmış da biz anlayamıyoruz ! Milletin parasını, milletin iktidarı , kafasına göre harcamış, aslında popomuzdaki delik daha da büyümüş ama olsun, istikrar var diyorlar ! Kendimi tutamayıp, ayrıntılara girdikçe benim bildiğim iktisat bilimi, hesap , kitap, maliyet­ fayda , gereklimi, gereksizmi kavramları anlamsız kalıyor! Hele faiz, döviz, dış ticaret, sanayi, fakirlik, işsizlik, pahalılık, enflasyon, dış­ iç borçlar dokunulamayacak konular ! Eh ne yapalım, biz de duyduklarımıza değil gördüklerimize inanırız.

       İşte tam burada reel ekonomi ile ilgili birkaç temel sorunu hatırlamaya çalışalım : Biliyorsunuz, ülkenin, yani insanlarımızın bir yılda uğrasıp, didinip yaratabildiği toplam gelir gayri safi milli hasılayı oluşturuyor ! Çok yakında OECD, Dünya Bankası , IMF gibi uzman kuruluşlar kendilerine verilen (verilmesi uygun görülen ) verileri düzenleyip açıklarlar ve dünya ölçeğinde nereden nereye geldik anlarız. Muhtemelen şöyle yaptık, böyle ettik laflarının pek de geçerli olmadığı, aslında ülkenin üretim potansiyelinin doğru dürüst kullanılamadığı, açığın büyüdüğü ve sıcak para akışının bir şekilde sağlanamadığı takdirde daha da zor günlere doğru hızla yol aldığımız görülecektir ! Yani reel (gerçek ) ekonomimizin aslında sanal olduğu , saklanmaya çalışılsa da sibek gibi ortada kaldığı anlaşılır ! Bu, bana göre ne reel ne de sanal ekonomi kavramı ile açıklanabilecek bir durumdur ve “kötü” bir şeydir.

     Pekiy, sanal ekonomi ne ola ki? Bu parası olan adamla olmayan adam arasında müthiş farklılıklar gösteren bir olgudur. Söz gelişi piyango bileti alırsınız, yüklüce bir para da kazanırsanız kafanıza göre harcarsınız, sanki alış verişle yaratılan cironun artışına destek olursunuz ama toplamda yurt içi para miktarını değiştiremezsiniz. Çünkü kazanamayan milyonların kaybettiği paranın bir bölümü bu işte kullanılmıştır, geri kalanı idarenin kötü tasarrufuna bırakılmıştır. Parası olan adam, borsadan kağıt alır , hayal kurar, borsa yukarı mutludur, borsa aşağı, mutsuz ! Hiçbir iktisadi değer yaratmaksızın, yuvarlanıp gider !

      Daha bir çok örnek verilebilir ama işin özeti, toplumun katma değer yaratmaksızın yaptığı tüm parasal faaliyetler sanal bir süreci var eder, fakirliği tetikler, moral yıkıntıya neden olur. İşte bu daha da “kötü” bir şeydir.

     Bir de reel ekonomide yapılan faaliyetlerden uğranılan kayıplar var ki o daha fecidir.

Üretilip, yurt dışına ihraç edilen mal ve hizmetlerin fiyatları adeta dip seviyelerdedir ve burada  yaratılan katma değer bize bırakılmaz, dışardaki alıcılar sizin malınızı kendi fiyatları ile değerlendirip karın büyüğünü yurt dışında bırakırlar. Yani boğaz tokluğuna çalışıp, ithal ürünleri kazıklanarak alırsınız, fakirleşirsiniz, daralırsınız. Küreselleşmenin getirdiği açmazlara metazori katlanıp, hayal tacirliği yapanları, oy çokluğu ile başa getirirsiniz, borçlanırsınız, köleleşirsiniz, geçmişte yaratılan milli ekonomi ile elde edilmiş varlıkları özelleştirme furyası ile ona buna peşkeş çeker, “90 yıllık enkaz aldık” edebiyatı yaparsınız...

 Sonuç :

Başta da söylediğim gibi şimdi en az iki şey düşünüyorsunuz :

1. Çok kötümser bir yazı, yine aynı terane, çözümden bahis yok !

2. Ben bu işin neresindeyim, çıkış var mı, yoksa öldük mü?

Her zaman çıkış vardır ama zamanı gelmedi herhalde ! ( T faktörü)

Ben hep söylerim meraklı bir ekonomist iyi yazı yazamaz ! Yine de bir sonraki yazıyı kaçırmayın !

Esen kalın !

* Ayhan Baha Tuğsuz,
1946, Istanbul Fatih doğumlu, iktisat ve Uluslar arası ilişkiler eğitimi aldı, bankacılık, bağımsız
denetim ve profesyonel yöneticilikler yaptı, Ingilizce okuyup , anlayıp, yazıp, konuşabiliyor.


3/10/2016
Okuma Sayısı : 1914


Tavsiye Ettiğimiz Kitaplar