KIZILIRMAK ÜZERİNDE GARİP BİR KEŞİF MACERASI

Zeki Saruhan


       İhtiyaç ve çaresizlik insana her şeyi düşündürür. Kurtuluş Savaşı yıllarındaki çaresizlik içinde güçlü yurtseverlik duyguları, Kuvayı Milliye’de mucize yaratma duygularını geliştiriyordu.

Kurtuluş Savaşı yıllarında Rusya’dan getirilen gemiler dolusu silah Samsun’da yığılıp kalıyordu. Samsun’daki ambarlar, tüccar eşyasını almaya yetmezken bu savaş malzemelerinin korunmasında zorluk çekiliyordu. Yunan gemileri tarafından bunların bombalanması ihtimali de vardı. Bu halde bütün şehrin havaya uçması içten değildi. Nitekim Yunanlılar bunu İnebolu’da ve Samsun’da birer kez denemişlerdir.

Bu malzemeyi en kısa yoldan Ankara’ya ulaştırmanın yol ve yöntemleri aranıyordu. Kara ulaştırma araçlarının dağları, tepeleri aşarak cepheye silah ve cephane taşıması, karada pek zordu ve birçok insanın ve hayvanın ölümüne de neden oluyordu. Kuvayı Milliyecilerin elinden gelse Fatih Sultan Mehmet’in İstanbul’un fethinde yaptığı gibi Samsun’a savaş malzemesi getiren gemileri karadan yürütüp cepheye getirecekti! 

Bir tek yol akla geliyordu. Kızılırmak nehrinden yararlanmak. Kuzey Avrupa’nın ve Rusya’nın böyle nehir ulaşımından yararlandığı biliniyordu. Ancak o nehirler uçsuz bucaksız düzlüklerde akıyorlar ve bol su taşıyorlardı. Nehirlerin bazı yerleri de ıslah edilmişti. Acaba Kızılırmak’ta bu işi yapmak mümkün olur muydu? Ankara’da Bahriye Dairesi Başkanı Kıdemli Yüzbaşı Şevket Bey, Harekât Dairesi Başkanı Yüzbaşı Zeki’ye Kızılırmak nehrini inceleyip rapor etme görevi verdi.

Yüzbaşı Zeki kollarını sıvadı. Yanına marangoz ustası bir er ve denizcilikte uzman bir onbaşı alarak Yahşihan’a gitti. Orada sağladığı kereste ile altı düz bir sandal yaptırdı. Sandal yapılırken harita üzerinden Kızılırmak’ın geçtiği arazinin durumunu inceledi.

1921 Haziran ayında Kızılırmak’ın taşkın dönemi bitmişti. Suyun akışı normal durum alınca bir pazar sabahı sandalı besmeleyle suya indirdiler.

Sandalın kürek takılan yerleri (ıskarmoz) ve bir çift küreği vardı ama su akıntısı kürek çekmeye gerek bırakmıyordu. Yalnızca sandalı doğru yürütmek için kıç tarafından uzattıkları bir kürek dümen görevi yapıyordu. 

İlk iki günlük yolculuk rahat ve eğlenceli geçti. Nehrin kıvrımlarından tatlı meyillerle dolaşarak akşam gün batarken Kalecik civarına ulaştılar. Geceyi sandalda geçirmek istediler ama gece yarısı olmadan hava soğudu. Dondurucu bir ayaz çıktı. Sandalı karaya çekip kuzey rüzgârlarına kapalı bir kayalığın dibinde ateş yakarak uykusuz bir gece geçirdiler.

Ertesi gün Yüzbaşı Zeki, marangoz Mehmet’i yanına alarak Kalecik’e gitti. Askerlik şubesine uğradı. Hem yiyeceklerini takviye ettiler, hem de birer battaniye daha edindiler. Askerlik Şubesinden Ankara’ya gönderdikleri ilk raporda, nehrin bu bölümü hakkında bilgi verdiler,  durumlarını ve ihtiyaçlarını anlattılar. 

Nehrin Kalecik’ten sonraki kısmı engebeliydi. Yükseklik farkları yüzünden suyun akışı bazı yerlerde korkunç dönüşler yapıyor, akıntı sel haline geliyordu.

Birkaç kez devrildiler. Bir defasında hayatları tehlikeye girdi. Yaralandılar. Bereket versin yaraları hafifti. Yaralarını yanlarındaki malzemeyle sardılar. Ancak sandal parçalanmıştı! Onu onarmak için bir dağ dibinde bir hafta konaklamak zorunda kaldılar. Yanlarında getirdikleri çadır imdatlarına yetişti.

Bu kez de yiyecekleri bitti! Ali Onbaşı, yiyecek bulmak için köylere gönderildi. Ali, ancak üçüncü gün çadıra dönebildi. Asker kaçakları tarafından soyulduğunu anlattı. Kaçaklar elbisesinden başka üzerinde ne varsa almışlardı! Buna rağmen Ali Onbaşı boş dönmedi. İskilip köylerinden birinde ona bir sepet dolusu erzak vermişlerdi. Yumurta, yufka, çökelek… Ağızlarına 36 saattir bir lokma girmemiş iki arkadaş bu köy erzakını iştahla yediler.

Sandalın onarım işi bitince yeniden erzak bulup yola çıktılar. Düşe kalka, devrile düzele Karadeniz’e ulaştılar. Bafra’ya varıncaya kadar süren bu heyecanlı ve maceralı yolculuk tam 22 gün sürdü.

Sonuçta Kızılırmak yoluyla ulaşım yapmanın mümkün olmadığı anlaşıldı. Hele denizden içerilere doğru yol almanın imkânı yoktu.

Ancak bu sefer sırasında Kızılırmak hakkında önemli bilgiler edinmiş oldular. O mevsimde nehirdeki suyun hızı ve akışı ölçüldü.

Denizciler bu Kızılırmak macerasına Balat Sandal Sefası adını taktılar. Bu seferi düşünen Yüzbaşı Zeki Işın Balatlıydı. (5 Mart 2016)

 

Kaynak:

Emrullah Nutku, “İstiklal Savaşında Denizciler-Garip Bir Sandal Sefası”, Yakın Tarihimiz, Cilt. 3, s. 408.

          (Bu yazı Bütün Dünya dergisinin Şubat 2016 tarihli sayısında yayımlanmıştır)


3/6/2016
Okuma Sayısı : 1789


Tavsiye Ettiğimiz Kitaplar

Yazarın Diğer Yazıları

İŞŞİZ VE EVSİZ! (130)
SAKARYA SAVAŞI, SURİYE SAVAŞI… (224)
DAHA KÖTÜSÜ OLAMAZ! (63)
İNSAN KAZANMAK (349)
GERİCİLİK JAPONYA’DA DA OLSA… (283)
SİZ GİDİN, BİZ DÜZELTİRİZ! (164)
KÂZIM KARABEKİR HAKLI ÇIKTI (295)
ZAFERİ TÜRKLERİN ÇILGINLIĞINA MI BORÇLUYUZ? (501)
2018’DE OKUDUĞUM KİTAPLAR (556)
ULUSALCILIK, MİLLİYETÇİLİK DEĞİLDİR (468)
SİYASİ İNTİHAR (762)
Andımız Tartışması Üzerine: BİLİP DE BİLMEZLİKTEN GELMEK… (629)
“HEPİMİZ AYNI GEMİDEYİZ” (858)
CHP İLE İGİLİ KAYGILAR (706)
Kurtuluş Savaşı nasıl kazanıldı? (505)
Onlar bir gün mutlaka ayağa kalkacak (871)
DEMOKRASİ KOKUSU (1060)
Vaazlar-8 DEİZM ÜSTÜNE (1286)
Vaazlar-7 TÜRKLER ÜSTÜNE (1000)
Vaazlar-6 MİLLİYETÇİLİK ÜSTÜNE (522)
Vaazlar-5 SAVAŞLAR ÜSTÜNE (638)
Vaazlar-4 DEVLETLER ÜSTÜNE (570)
Vaazlar-3 DİNLER ÜSTÜNE (749)
Vaazlar-2 KADINLAR VE ERKEKLER ÜSTÜNE (671)
Vaazlar-1 & MİLLETLER ÜSTÜNE (542)
İSLAM’IN GÜNCELLENMESİ (1456)
YENİLEN PEHLİVAN GÜREŞE DOYMAZMIŞ (976)
MAHKEMEDE DAYIN VARSA (996)
BİR NEHİRDE İKİ KEZ YIKANILMAZ (842)
HALİFE ORDUSU (1203)
ÜLKENİN BÜTÜN GERİCİLERİ BİRLEŞİN! (856)
KUDÜS, EY KUDÜS! (819)
YERLİ VE MİLLÎ (956)
EN MÜKEMMEL DİN HANGİSİ? (934)
ATATÜRKÇÜ TAYYİP ERDOĞAN! (633)
Biraz da Ezber Bozalım-3 (1086)
Biraz da ezber bozalım-2 (978)
BİRAZ DA EZBER BOZALIM-1 (883)
Çuvala konup denize atılan 280 cariye... (2880)
Çuvala konup denize atılan 280 cariye... (811)
DİL BAYRAMININ DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ (909)
ZAFER HAFTASININ DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ (982)
ATATÜRK’ÜN KOMÜNİZM PROGRAMI (1082)
ERDOĞAN’IN KURUCU OLDUĞU YENİ DEVLET (965)
HALİL VE FETHULLAH HOCALAR (1082)
ERDOĞAN BENİ NASIL YANILTTI? (913)
BOKTAN SİYASET (1050)
KIZIL PİÇLER! (1015)
ESTERGON KALESİ SUBAŞI DURAK (1058)
SIRA CHP’YE GELDİ (1005)
AYDINLAR İSLÂM’LA NİÇİN BARIŞMALIDIR? (1070)
AYDINLAR İSLÂM’LA BARIŞMALIDIR (1060)
AKPINAR’DA OKURKEN (1106)
ÇAMUR DERYASINDAKİ “DERİN” TARİH (1073)
AĞLARSA ANAM AĞLAR (1024)
ŞEYHİM NE DERSE DOĞRUDUR (1059)
BİZ ADAM OLACAK MIYIZ? (1069)
“BİZ PADİŞAHI İSTERİZ” (1240)
16 NİSAN’DA NEYİ OYLUYORUZ? (1128)
YETER, YETER, ANLADIK! (1039)
Kuvvetler Ayrılığı Kötü Müdür? (1019)
O KONUDA HAKLI OLAN İSMET PAŞA’YDI (1233)
Ey milletin evladı, tarihten ders çıkar (1306)
Erdoğan Batı ile neden geçinemiyor? (1127)
HÜNGÜR HÜNGÜR AĞLADIM! (1479)
ZENGİNİN TARİHİ, FAKİRİN TARİHİNİ DÖVÜYOR! (1390)
KEMALİZM YOL AYRIMINDA (1491)
NE OLMUŞ SOLCUYSAM? (1349)
BÜYÜK PİŞMANLIKLAR (1360)
Hayatı Hakikiye Sahneleri-38 (1724)
Bakmayın başlarında fes olduğuna (1821)
CUMHURİYET’SİZ OLMAZ! (1595)
EN KAHRAMAN ASKER (1702)
BİZ TÜRK MÜYÜZ SAHİDEN? (1648)
ORUÇ VE SOSYALİZM (1618)
ALMANLARDAN VAZGEÇMEMEK İÇİN 44 NEDEN (1669)
BURASI TAM YAŞANACAK YER (1727)
OKULUM BEN GELDİM! (1811)
ATATÜRK SAMSUN’A NASIL ve NEDEN ÇIKTI? (2031)
ALÇAKGÖNÜLLÜLÜK MEZİYETTİR (1574)
Ey Oğul-5! AZİMLİ OL (1646)
KUT-ÜL AMERE DE NERDEN ÇIKTI? (1690)
KENDİ TARİHİMİZİ YAZMAK (2034)
KÖY ENSTİTÜSÜ MEZUNLARI SAHABE DEĞİLDİR (1947)
‘’SAPIK’’ EDEBİYATI (1621)
Ey Oğul: 2 (1674)
Ey oğul! 1 (1626)
DİDİM’DE GÜZEL BİR GÜN (1760)
VATANIMIZDAKİ KADIN HARCI (1893)
NEVRUZDAN BALO KÜLTÜRÜNE… (1779)
CHP İÇİN VERİLEN KAVGANIN ANLAMI (1527)