NEVRUZDAN BALO KÜLTÜRÜNE…

Zeki Saruhan


Tarihi çok eskilere giden ve üç bin yıldan beri kutlanan Nevruz’un İran kökenli olduğu bir gerçek. Kuzey Yarımkürede gündüz ve gece uzunluklarının eşitlendiği bu günün  baharın ve yeni yılın başlangıcı olarak kabul edilmesini tam bir isabet saymak gerekir. Çok eski bir uygarlık dili olan Farsça, Türkçe ‘’Yeni Gün’’ anlamındaki Nevruz’u çevresindeki topluluklara da vermiş. Bu halklar şunlar: Afganlılar, Anadolu Türkleri, Arnavutlar, Azeriler, Gürcüler, Karakalpaklılar, Kırgızlar, Kürtler, Tacikler, Türkmenler ve Zazalar. (Vikipedi, Özgür Ansiklopedi). Nevruz için Fars kültürü Demirci Kava’nın halkı zalim Dehak’ın elinden kurtarışı, Türk kültürü ise Ergenekon’dan çıkış efsanelerini yaratarak ona millî birer kurtuluş günü anlamını kazandırmışlar.
Başka bazı toplulukların da yeni yıla giriş günleri var. Örneğin Batılıların yeni yılı 1 Ocak’ta başlıyor. Çinlilerin, Arapların millî takvimleri daha başka. 

Kurtuluş Savaşı yıllarında hükümetin yarı resmi yayın organı Hâkimiyeti Milliye’nin 21 Mart 1922 tarihli 461. Sayısında, birinci sayfada şu küçük haber yayımlanmıştır:

“Yarınki Resmi Geçit: Yarın Nevruz münasebetiyle şehrimizde bulunan kıtaat Büyük Millet Meclisi önünde bir resmigeçit icra ettikten sonra şehri dolaşacaktır.”
Bu resmigeçidin ve kutlamanın haberi ise aynı gazetenin 23 Mart 1922 tarihli Perşembe günkü 463. sayısında verilmektedir. Metin sadeleştirdiğiz dili ile şöyledir:

“RESMİGEÇİT
BÜTÜN GÖĞÜSLERİ KABARTACAK DERECEDE
MUNTAZAM OLMUŞTUR

Nevruz ananevi ve halkımızın riayet ettiği bir  gam dağıtma, gezinti ve sevinç günüdür. O kadim anane ve âdete uyarak dün askerlerimiz daha sabahtan şehir içinde harekete başlamışlardı.
Öğleden sonra saat birde Meclis önündeki meydanlığa Erkek Öğretmen Okulu binası yanlarına, Taşhan önüne, Millet Bahçesi’ne kadın erkek birçok halk toplanmaya başlamışlardı.
Saat üçte Meclis’te bütün mebuslar ve vekiller toplanmış olduğu gibi hariçte de binlerce halk toplanmıştı. Uzaktan Karaoğlan Çarşısı yönünden mızıkası işitilmeye başlanınca kahraman askerlerimizi görmek için halktaki heyecan arttı.
Meclis kapısının önünde bir polis müfrezesi iki tarafı tutmuştu.
Meclis üyeleri Meclis bahçesinde ve balkonlarda bulunuyorlardı.
Bando gelerek karşıda durdu ve resmigeçide karşı çalmaya devam ediyordu.
Sırasıyla aşağıdaki kıtalar gayet muntazam elbise, teçhizat ve kahramanlara yakışan duruş ve intizam ile Meclis’in ve halkın alkışları arasında geçti.
1.       Atlı subaylar ve bir atlı kıtası.
2.       Gök sancakla bir piyade kıtası.
3.       Al sancakla bir piyade kıtası.
4.       Sarı sancakla yine bir piyade kıtası.
5.       Al yeşil sancakla yine bir piyade kıtası.
6.       Sıhhiye kıtası sıhhiye gereçleri ile.
7.       Yeşil sancakla makineli tüfek kıtası.
8.       Milli elbise ile pek mükemmel ve donanmış Giresun maiyet gönüllü bölükleri.
9.       Merkez Taburu ve diğer piyade kıtası.
10.   Mükemmel itfaiye kıyafeti ve gereçleri itfaiye bölüğü         
Resmigeçitten evvel askeri birlikler kışlalarından hareketle Müdafaai Milliye Vekâleti’nde saat bir buçukta toplanmışlar ve Müdafaai Milliye Vekili Kâzım Paşa huzurunda resmigeçit yapmışlardır.
Askerlerimiz saat iki buçukta Müdafaai Milliye’den hareketle Koyun Pazarı’nı takiben Karaoğlan Çarşısı’ndan Meclis önüne gelmişler ve İstasyon’a giden caddeden hareketle kışlalarına dağılmışlardır.”

(İkdam’daki haberin başlığı “Türklerin Kurtuluş Günü Ergenekon’un Ankara’da kutlanışı” ,Yenigün’ün 22 Mart tarihli sayısında Kütahya Mebusu Besim Atalay’ın “9-22 Mart: Ergenekon Türklerin Kurtuluş Günü” başlıklı bir yazısı da vardır, Yakup Kadri’nin İkdam’daki  yazısının başlığı da Nevruz’dur. )
Sonuçlar:
1.       Kurtuluş Savaşı Ankara’sı geleneksel olarak kutlanan baharın gelişini hem Nevruz, hem Ergenekon Kurtuluş günü olarak kabul etmektedir.
2.       Hükümet askeri geçitlerle kutlayarak bu güne resmî bir mahiyet vermiştir. Böylece gelenekle resmiyeti birleştirmiştir.
3.       Nevruz’un renkleri olan yeşil, kırmızı ve sarı, askeri birliklerin sancaklarında yer almıştır. 
    Törende Mustafa Kemal Paşa’nın bulunmayış nedeni o sırada Akşehir’de olmasındandır.

    Yukarıya aldığım gazete haberini 27 Mart 2013 günü paylaşmıştım. Amacım Kürtler kutluyor diye Nevruz’a tepki duymanın doğru olmadığını, bunun Türklerle Kürtlerin (hatta başka bazı Doğu milletlerinin) ortak bayramı olduğunu ima etmekti. Nitekim Birleşmiş Milletler Manevi Kültür Mirası Koruma Kurulu tarafından ‘’Dünya Manevi Kültür Mirası’’ listesine (2009) alınan Nevruz, ertesi yıl Birleşmiş Milletler tarafından ‘’Dünya Nevruz Bayramı’’ olarak kabul edilmiştir.

NEVROZ’DAN DANS KÜLTÜRÜNE

Bu kez, içimden 1922’den sonraki yıllarda da Nevruz’un resmi olarak kutlanılıp kutlanılmadığını araştırmak geldi. Birkaç gazetenin arşivine baktım. Bir bilgiye ulaşamadım. Cumhuriyet gazetesinin 22 Mart 1925 tarihli sayısında İstanbul’daki İran Elçiliğinde dünkü Nevruz Bayramı nedeniyle yapılan bir törenden söz edilerek Nevruz’un İran’ın resmi bayramı olduğuna vurgu yapılıyor.

Aynı gazetenin 17 Mart 1926 tarihli sayısında ‘’Yeni Balolar’’ başlıklı haberde İstanbul’daki yabancı ve gayrimüslim okulların Türk Muallimleri Cemiyetinin Perapalas’ta görkemli bir balo vermeye hazırlandığı, bunun için büyük gayret gösterdiği, balonun büyük rağbet göreceğinin beklendiği  yazılmıştır. Aynı sütunda şu haber de yer alıyor:

‘’Galatasaray Terbiyei Bedeniye Kulübü de 8 Nisan’da Tokatlıyan salonlarında bir balo vermeye hazırlanmaktadır. Geçenlerde verilen balo, Galatasaray’ın Denizcilik Şubesi tarafından verilmiştir. Bu balo ise Kulübün Genel Merkezi tarafından verilecektir. Güzide bir tertip heyeti tarafından hazırlanan balonun Denizcilik balosuna çok üstün olması için her şey yapılmaktadır.’’

Aynı gazetenin Nevruz haberi var mı diye baktığımız 21 Mart 1926 tarihli sayısında ‘’Anadolu’da Dans Merakı’’ başlıklı bir haberle karşılaşıyoruz: Konya’da yayımlanan Babalık gazetesinden aktarıldığına göre Konya Muallimler Birliğinde bir dans salonu açılmıştır.

Kurtuluş Savaşı’nda Türkiye, kendisini devrimci Doğu’nun Batı’ya karşı bir koçbaşı sayıyordu. Nevruz’un resmi olarak kutlanması bunun ifadesidir. Savaştan sonra bunun yerini Yakup Kadri’nin Ankara romanında anlattığı gibi alafranga olma çabası almıştır. Halk değilse de devlet Nevruz’a yabancılaşmıştır.

Nevruz yaklaşırken bu konuyu biraz tartışsak iyi olacak. (2 Mart 2016)

 

(Fotoğraf temsîlidir)


3/2/2016
Okuma Sayısı : 1779


Tavsiye Ettiğimiz Kitaplar

Yazarın Diğer Yazıları

İŞŞİZ VE EVSİZ! (130)
SAKARYA SAVAŞI, SURİYE SAVAŞI… (224)
DAHA KÖTÜSÜ OLAMAZ! (63)
İNSAN KAZANMAK (349)
GERİCİLİK JAPONYA’DA DA OLSA… (283)
SİZ GİDİN, BİZ DÜZELTİRİZ! (164)
KÂZIM KARABEKİR HAKLI ÇIKTI (295)
ZAFERİ TÜRKLERİN ÇILGINLIĞINA MI BORÇLUYUZ? (500)
2018’DE OKUDUĞUM KİTAPLAR (556)
ULUSALCILIK, MİLLİYETÇİLİK DEĞİLDİR (468)
SİYASİ İNTİHAR (761)
Andımız Tartışması Üzerine: BİLİP DE BİLMEZLİKTEN GELMEK… (628)
“HEPİMİZ AYNI GEMİDEYİZ” (858)
CHP İLE İGİLİ KAYGILAR (706)
Kurtuluş Savaşı nasıl kazanıldı? (505)
Onlar bir gün mutlaka ayağa kalkacak (870)
DEMOKRASİ KOKUSU (1060)
Vaazlar-8 DEİZM ÜSTÜNE (1286)
Vaazlar-7 TÜRKLER ÜSTÜNE (999)
Vaazlar-6 MİLLİYETÇİLİK ÜSTÜNE (521)
Vaazlar-5 SAVAŞLAR ÜSTÜNE (637)
Vaazlar-4 DEVLETLER ÜSTÜNE (570)
Vaazlar-3 DİNLER ÜSTÜNE (749)
Vaazlar-2 KADINLAR VE ERKEKLER ÜSTÜNE (671)
Vaazlar-1 & MİLLETLER ÜSTÜNE (542)
İSLAM’IN GÜNCELLENMESİ (1456)
YENİLEN PEHLİVAN GÜREŞE DOYMAZMIŞ (975)
MAHKEMEDE DAYIN VARSA (995)
BİR NEHİRDE İKİ KEZ YIKANILMAZ (841)
HALİFE ORDUSU (1203)
ÜLKENİN BÜTÜN GERİCİLERİ BİRLEŞİN! (855)
KUDÜS, EY KUDÜS! (819)
YERLİ VE MİLLÎ (955)
EN MÜKEMMEL DİN HANGİSİ? (934)
ATATÜRKÇÜ TAYYİP ERDOĞAN! (632)
Biraz da Ezber Bozalım-3 (1086)
Biraz da ezber bozalım-2 (978)
BİRAZ DA EZBER BOZALIM-1 (883)
Çuvala konup denize atılan 280 cariye... (2878)
Çuvala konup denize atılan 280 cariye... (811)
DİL BAYRAMININ DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ (908)
ZAFER HAFTASININ DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ (982)
ATATÜRK’ÜN KOMÜNİZM PROGRAMI (1082)
ERDOĞAN’IN KURUCU OLDUĞU YENİ DEVLET (965)
HALİL VE FETHULLAH HOCALAR (1082)
ERDOĞAN BENİ NASIL YANILTTI? (913)
BOKTAN SİYASET (1050)
KIZIL PİÇLER! (1015)
ESTERGON KALESİ SUBAŞI DURAK (1058)
SIRA CHP’YE GELDİ (1005)
AYDINLAR İSLÂM’LA NİÇİN BARIŞMALIDIR? (1070)
AYDINLAR İSLÂM’LA BARIŞMALIDIR (1060)
AKPINAR’DA OKURKEN (1106)
ÇAMUR DERYASINDAKİ “DERİN” TARİH (1073)
AĞLARSA ANAM AĞLAR (1024)
ŞEYHİM NE DERSE DOĞRUDUR (1058)
BİZ ADAM OLACAK MIYIZ? (1069)
“BİZ PADİŞAHI İSTERİZ” (1240)
16 NİSAN’DA NEYİ OYLUYORUZ? (1128)
YETER, YETER, ANLADIK! (1039)
Kuvvetler Ayrılığı Kötü Müdür? (1019)
O KONUDA HAKLI OLAN İSMET PAŞA’YDI (1233)
Ey milletin evladı, tarihten ders çıkar (1306)
Erdoğan Batı ile neden geçinemiyor? (1126)
HÜNGÜR HÜNGÜR AĞLADIM! (1479)
ZENGİNİN TARİHİ, FAKİRİN TARİHİNİ DÖVÜYOR! (1390)
KEMALİZM YOL AYRIMINDA (1491)
NE OLMUŞ SOLCUYSAM? (1348)
BÜYÜK PİŞMANLIKLAR (1359)
Hayatı Hakikiye Sahneleri-38 (1724)
Bakmayın başlarında fes olduğuna (1821)
CUMHURİYET’SİZ OLMAZ! (1594)
EN KAHRAMAN ASKER (1702)
BİZ TÜRK MÜYÜZ SAHİDEN? (1648)
ORUÇ VE SOSYALİZM (1618)
ALMANLARDAN VAZGEÇMEMEK İÇİN 44 NEDEN (1669)
BURASI TAM YAŞANACAK YER (1726)
OKULUM BEN GELDİM! (1811)
ATATÜRK SAMSUN’A NASIL ve NEDEN ÇIKTI? (2030)
ALÇAKGÖNÜLLÜLÜK MEZİYETTİR (1574)
Ey Oğul-5! AZİMLİ OL (1645)
KUT-ÜL AMERE DE NERDEN ÇIKTI? (1689)
KENDİ TARİHİMİZİ YAZMAK (2034)
KÖY ENSTİTÜSÜ MEZUNLARI SAHABE DEĞİLDİR (1947)
‘’SAPIK’’ EDEBİYATI (1620)
Ey Oğul: 2 (1673)
Ey oğul! 1 (1626)
DİDİM’DE GÜZEL BİR GÜN (1760)
VATANIMIZDAKİ KADIN HARCI (1893)
KIZILIRMAK ÜZERİNDE GARİP BİR KEŞİF MACERASI (1788)
CHP İÇİN VERİLEN KAVGANIN ANLAMI (1527)