30 Ocak Perşembe günü Piramid Sanat’ta gerçekleşen söyleşide, kendini uzun süredir “Kemalist” olarak tanımlayan, “Le Peré Turc” (Türk Baba) başlıklı resimli romanın  yazarı, Fransız senarist ve müzisyen Loulou Dedola, ilginç vurgular ve Atatürk hakkındaki şaşırtıcı donanımıyla söyleşiyi izlemeye gelen meraklı kalabalığı kendisine hayran bıraktı.

Kendisinin izini sosyal medyadan sürerek bulan Bedri Baykam’ın daveti üzerine İstanbul’a gelen Dedola, yazarlığının yanı sıra, sahnede Atatürk görüntüleri eşliğinde rock şarkıları söyleyen bir müzisyen.

Dedola, Kemalist düşünceyi nasıl keşfettiğini, bu düşünceyi benimseme nedenleriyle beraber anlattı. Söyleşi Baykam’ın soruları ve çevirisiyle ilerlerken Loulou “Mustafa Kemal’in Askerleriyiz” cümlelerini Türkçe olarak tekrarlayarak sık sık bu sloganı Anıtkabir’e taşıyan Fenerbahçe seyircilerine bu nedenle çok hayran olduğunu aktardı.

Atatürk’e diktatör diyen iç ve dış mihraklara karşı Dedola, diktatörlüğün üç kriterini hatırlattı:

“Diktatörlük nepotizm içindedir. Rejimi bir hanedanlığa çevirirler ve ülkenin tüm çıkarlarını eşe dosta, akrabaya peşkeş çekerler. Atatürk bunu yapmadığı gibi kız kardeşine de ‘Atatürk’ soyadını taşımasını yasaklamıştır. İkincisi, kendilerine bir düşman yaratırlar. Atatürk bunu yapmış mıdır? Kesinlikle hayır. Üçüncü kriter, diktatör; komşularının toprağına göz koyar, topraklarını büyütmek ister, savaşa girer. Atatürk’ün ise hepimize ezberlettiği slogan ortadadır: ‘Yurtta sulh, cihanda sulh!”

Fransa’da ve dünyanın değişik yerlerinde Kemalizm ve Mustafa Kemal’i nasıl tanıttığını anlatan Dedola, Fransa’daki genç nüfusun Atatürk hakkında giderek daha çok bilgi sahibi olduğunu belirtti. Lyon’un kenar mahallelerindeki çeşitli gettolarda özellikle Atatürk hakkında hiçbir şey bilmeyen gençlere Kemalizm’i anlatmanın, yanlış bilen insanlara anlatmaktan daha kolay olduğunu, onların kolaylıkla Mustafa Kemal’in fikirleriyle özdeşleşip onun eşsiz bir özgürlük sembolü olduğunu anladıklarını aktardı.

20. yüzyılın içinden geçerken en önemli yazar ve aydınların faşizm veya Bolşevizm’e yöneldiklerini hatırlatan Dedola, bu iki ideolojinin dünyayı kana buladığını ve insanları mutsuz ettiğini, her iki ideoloji tarafından kontrol altında tutulan ülkelerden herkesin kaçmaya çalıştığını söyledi. Köktendincilik ve vahşi kapitalizmin bir çıkış yolu oluşturmadığının tartışılacak bir yönü olmadığını savunan Dedola, 21. yüzyılda ayakta kalan ve dünyayı taşıyabilecek tek ideolojinin Kemalizm olduğuna inandığını söyledi.

Kemalizm’in her şeyden önce toplumu ve insanı mutlu etmek üzere yola çıktığını söyleyen Dedola “Kemalizm karanlık değil ışıktır, savaş değil barıştır, cehalet değil bilgidir, karamsarlık değil umuttur, ağlamak değil gülmektir, kavga değil dostluktur, renktir, sanattır, her şeyden önce özgürlüktür, zincirleri kırmaktır” sözleriyle de büyük takdir topladı.

“Atatürk ve arkadaşları dünyanın 100 yıl ilerisindeydiler” cümlelerini söyleyen Dedola, Kemalist felsefenin 21. yüzyıl sorunlarına toplu bir çözüm getirdiğine olan inancını anlattı. İzleyicilerden gelen sorulardan biri “II. Dünya savaşı esnasında Atatürk yaşasaydı, sizce savaşa etkisi ne olurdu?” olunca Dedola yazdığı resimli roman “Le Peré Turc” (Türk Baba)’nın sonunda da yer alan Winston Churchill’e ait şu cümleyi okuyarak yanıt verdi: "Atatürk yaşasaydı 2. Dünya Savaşı çıkmazdı".

Atatürk’ün evrensel değerlerinin her geçen gün daha da çok anlaşıldığını ifade eden Dedola, bunun ardından artık Kemalist Enternasyonali kurma vaktinin geldiğinin üstüne basarak büyük alkış aldı.

10 Kasım’da Afrika’da bir kahvehanedekilere saygı duruşunda bulunduran Dedola, Piramid Sanat’ta da Ermeni olaylarında iki taraftan da kaybedilen canlar anısına  katılımcıları 1 dakikalık saygı duruşuna davet etti. Sonrasında “Bunu Fransa’da Cezayirliler için hiçbir Fransız’a teklif edemezdiniz ve buna benzer bir gerekçeyle dünyada hiçbir ülke bu olgun ve hümanist duruşu gösteremez. Bu yüzden Kemalizm’in değerini anlamalıyız” cümlelerini ekleyerek salonu alkışladı ve herkesi aynı şeyi yapmaya davet etti. Dedola’nın konuşması sık sık alkışlarla kesildi ve üç saatlik sohbet ve soru cevabın ardından salonu baştan aşağı dolduran izleyicilerin her biri Dedola ile fotoğraf çektirmek için sıraya girdi.

Dedola, “Türk halkı ile nihayet buluştuğum için çok mutluyum. Bunu çok uzun zamandır bekliyordum. Birbirimize geç kavuştuk ama artık hiçbir şekilde ayrılmayacağız” sözleriyle Türkiye’ye gelmekten ve Türk halkıyla buluşmaktan ne kadar mutluluk duyduğunu anlattı.

19 Mayıs 2020’de Bodrum’da Bodrum Belediyesi’nin bir organizasyonunda grubu RPC ile beraber bir konser verecek olan Dedola, ayrıca resimli romanı “Le Peré Turc” (Türk Baba)’nın çevrilerek Türkiye’de yayınlanması için temasların sürdüğünü aktardı.

Loulou Dedola’nın İstanbul seyahatine Pegasus Havayolları ve Elite World Hotels destek verdiler.

Kaynak: Pramid Sanat duyurusu / Tarih: 2/2/2020 / Okunma = 520

Tavsiye Ettiğimiz Kitaplar

Diğer Haberlerimiz