Millet sosyal medyada şimdi günlerdir Diyanet İşleri Başkanı’nın sözleri hakkında yazıp duruyor, sanki başka derdimiz kalmamış gibi gündeme bu işi getirmesinin ne kadar lüzumsuz olduğunu söylüyor ve “Din adına yapılan öteki hatâlardan bahsetsene!” diyorlar…



Prof. Dr. Ali Erbaş’ın söylediklerine karşı çıkıldı ama meselenin bir başka boyutu maalesef farkedilmedi: Son zamanlarda Türkçe’yi budamaya merak salan bazı kurumların arasında artık Diyanet’in de katılmış olması! Bu “budama” modasını geçen senelerde Türk Dil Kurumu başlatmış, “çağdaş”, “feminist”, “özgürlükçü”, “eşitlikçi” vesaireci çevrelere şirinlik etmek maksadıyla bazı kelimeleri Türkçe sözlükten çıkarmaya kalkışmış, hattâ bir mahkeme de lügatten bazı kelimelerin kazınmasına karar vermişti…


Aynı kervana şimdi maalesef Diyanet İşleri Başkanı da katıldı; zira Türkçe’de asırlardan buyana mevcut bulunan bir sözün, yani “şeker bayramı” ifadesinin yanlış olduğunu iddia edip artık kullanılmamasını istemek ile “Filânca kelimenin mecazî mânâsı ayıp kaçıyor, sözlükten kazınması gerekir” demek arasında hiçbir fark yoktur!

Tartışmalar sırasında “şeker bayramı” sözü hakkında bundan dört sene önce yazdığım bir yazı da sosyal medyaya düştü, Diyanet İşleri Başkanı’nın görüşüne karşı çıkanlar yazdıklarımın bazı yerlerini kullandılar ama yazım kesilip biçildiği için mesele tam olarak anlaşılamadı…

Burada, dört sene önceki sözünü ettiğim bahsi elden geçirip daha anlaşılır hâle getirerek yeniden yayınlıyorum:

Ramazan’ın nihayetinde gelen ve şimdi “Ramazan Bayramı” da denen üç günlük bayram, bundan 20-25 sene öncesine kadar ve genellikle de şehirlerde “şeker bayramı” diye bilinirdi…

Ama, eski devirlerde “Ramazan”, “şeker” ve hatt⠓kurban bayramı” ayırımı yoktu; her iki bayram için de “bayram”ın Arapça karşılığı olan “ıyd” sözü kullanılır, sohbet sırasında yahut bu mevzu hakkında neşredilen yazılarda hangi bayramın kastedildiği cümlenin siyakından, yani gelişinden zaten anlaşıldığı için ayırım yapmaya lüzum hissedilmezdi.

Bayramlar arasındaki ifade farkı sadece resmî yazılarda mevcuttu: “Bayram” karşılığı olarak Arapça “ıyd” sözü kullanılır, şeker bayramına “yaratılış” ve “oruç görevinin tamamlanması bayramı” demek olan“ıyd-i fıtr”, kurban bayramına da “kurban” anlamına gelen “edh┠kelimesinin ilâvesi ile “ıyd-i edh┠denir; “mübarek bayram” kavramı sadece “ıyd-i said” diye ifade edilirdi, o kadar…

“ŞÜKÜR” NASIL “ŞEKER” OLDU?

Eski devrin üstad yazarlarına ve din âlimlerine göre “şeker bayramı” sözünün aslı “şükür bayramı” idi!

Ramazan boyunca dinî mükellefiyetlerini yani oruç tutma vazifelerini ifa etmiş olanlar Ramazan’ın nihayetinde bu vazifelerini yerine getirmenin verdiği memnuniyetle “Allah’a şükürler olsun, orucu ve diğer ibadetlerimizi tamamlayıp mübarek bir ayı daha hayırlısı ile idrâk ettik” derlerdi ve ifadede geçen “şükür” kelimesi zamanla bayramın da ismi oldu, Ramazan bayramına asırlarca “şükür bayramı” dendi. Derken, “şükür” kelimesi “şeker”e döndü ve “şükür bayramı” da “şeker bayramı” haline geliverdi!

Kelimedeki değişmenin sebebi, bir okuma hatâsıydı…

“Şükür” ve “şeker” kelimeleri eski harflerle aynı şekilde yani “şın-kef-rı” ile yazılırlar. Metinde geçen kelimenin “şükür” mü yoksa “şeker” mi olduğu sözün gelişinden anlaşılır ve kelime cümlede hangi mânâya geliyorsa öyle okunur.

Halkın “şükür bayramı” dediği eskinin “ıyd-i fıtr”ının zamanla “şeker bayramı” hâlini almasının sebebi, işte bu okuma hatası idi. Asırlar boyunca doğru şekilde, yani “şükür” diye okunan kelime sonraları hatâ neticesinde “şeker” diye okununca bayramın ismi de değişiverdi…

Eskilerin “şeker bayramı-şükür bayramı” hakkında bu söyledikleri doğru yahut yanlış olabilir; ama sebep her ne ise “şeker bayramı” sözü Türkçe’de asırlardan buyana mevcuttur ve bir kelimeyi “Yanlış!” diye palayı kapıp kazımaya kalkışmak işgüzarlıktan ibarettir!

Kaynak: Habertürk.co / Tarih: 6/8/2019 / Okunma = 99

Tavsiye Ettiğimiz Kitaplar

Diğer Haberlerimiz