Anayasa Mahkemesi, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ve CHP’nin, bir gazetedeki haber ve köşe yazısında şeref ve itibar hakkının ihlal edildiği iddiasını, kabul edilemez buldu. Başvuruya konu haber ve köşe yazısı, ’ifade ve basın özgürlüğü’ kapsamında değerlendirildi.

Kılıçdaroğlu ve CHP, ulusal ölçekli bir gazetedeki ’CHP cami düşmanı’ başlıklı haber ve ’Demedim mi ben size Kılıçdaroğlu bir projedir’ başlıklı köşe yazısı nedeniyle tazminat davası açtı. Asliye Hukuk Mahkemesi, davanın reddine hükmederken, karar Yargıtay tarafından onandı. Bunun üzerine Anayasa Mahkemesi’ne başvuran Kılıçdaroğlu ve CHP, söz konusu haber ve köşe yazısı nedeniyle Anayasa’nın 17’nci maddesinde güvence altına alınan ’şeref ve itibar hakkı’nın ihlal edildiğini öne sürdü. 8 Mayıs 2019 tarihinde toplanan Anayasa Mahkemesi Birinci Bölümü, Kemal Kılıçdaroğlu ve CHP’nin bireysel başvurusunu görüşerek karara bağladı.

’İFADE ÖZGÜRLÜĞÜ KAPSAMINDA DEĞERLENDİRİLMELİ’

Mahkeme, Kemal Kılıçdaroğlu ve CHP’nin başvurusundaki Anayasa’nın 17’nci maddesinde güvence altına alınan şeref ve itibar hakkının ihlali iddiasının, açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verdi. Karar metninde, "Somut başvuruda olduğu gibi tarihi olayların ve bu olayların yorumlanmasının değişkenlik göstermesi, kişilerin sahip olduğu değer yargıları ile ilgilidir ve şiddeti teşvik etmediği, terör eylemini haklı göstermediği, nefret duygusunun oluşmasını desteklemediği müddetçe ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi gerekir" denildi.

’AĞIR ELEŞTİRİLERİ ÖNGÖRMELİ VE TAHAMMÜL ETMELİ’

Başvurucuların yöneltilen eleştirilere karşı cevap verme konusunda oldukça geniş imkânlarının bulunduğunu belirten Mahkeme, "Ana muhalefet partisi ve onun lideri olarak başvurucuların haklarında değerlendirmeler yapılacağını, ağır eleştirilerde bulunulabileceğini öngörmeleri ve demokratik çoğulculuk açısından bunlara daha fazla tahammül etmeleri gerekir. Bu tespitler çerçevesinde başvuru konusu her iki olayda da ifade ve basın özgürlükleri ile kişinin manevi bütünlüğünün korunması hakkı arasında adil bir dengenin kurulduğu, derece mahkemesinin takdir yetkisine müdahale etmeyi gerekli kılacak bir durumun bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır" dedi.

Kaynak: dha / Tarih: 5/29/2019 / Okunma = 230

Tavsiye Ettiğimiz Kitaplar

Diğer Haberlerimiz