Komplo Teorilerine Neden İnanıyoruz ? (Düz Dünya, İllüminati ve Bermuda Şeytan Üçgeni)




Özellikle internetin modern insanın hayatına girmesiyle birlikte patlak veren toplumsal bir sorun var. Komplo teorileri, sosyal düzenin sağlayıcısı olarak hayatımızda, gündemlerimizde büyük bir yere sahip. Her üçgene illimünati, her gün doğumuna dünyanın düz olduğu söylentileri uyduruluyor. Peki neden bu kadar insan komplo  teorilerine inanıyor?

Dünya oldukça kafa karıştırıcı bir yer, biz de kendi küçük dünyalarımızı bu karmaşadan olabildiğince uzak tutma eğilimindeyiz. Psychology Today ekibinden psikoloji araştırmacısı Prof. Dr. David Ludden’in çalışmalarıyla, bilişsel yanılgılarımızı derinlemesine inceliyoruz.  

Dünyanın düz olduğunu söyleyenler, yeni bir küresel düzen inşa etmeye çalışan illüminatinin varlığından bahsedenler, UFO’lar... Sayısız asılsız inanç var. Hatta muhtemelen bu satırları okurken bile içinizde haklılık payı olduğuna dair düşünceler oluşuyor, çünkü bu elinizde değil. Gerçeklik denilen olgunun tanımı, algınıza göre değişir.



Şimdi bu konuyu biraz daha açalım.  

Zaten Ay’a inmeyip, görüntülerini de Holywood stüdyolarında kaydettiler. Olabilir mi? Evet, olabilir. Peki neden aksi yönde kanıt yokken katı bir şekilde bu düşüncelere inanan insanlar var? Olabilir demekle, kuru kuruya bir söylentiye inanmak kesinlikle aynı şey değil. Arada keskin bir farkındalık çizgisi var.  

İngiliz psikolog Karen Douglas ve meslektaşları, komplo teorilerine duyulan inanca yönelik kapsamlı bir araştırma yaptılar. Araştırmacılara göre bunun 3 nedeni var: 

1. Mutlak suretle anlama ve kesinlik arzusu: 


"İnanmak istiyorum" 

Yaşadığınız, yaşanılan herhangi bir olaya açıklama bulma arzusu oldukça insani bir durum. Çocukları gözünüzün önüne getirin ve düşünün, sürekli bir şeyler sorma ihtiyacı hissederler. Aslında hepimiz öyleyiz, sadece zamanla bu isteği dışarıya yansıtmıyoruz. Elbette her şeyin açılması da o kadar kolay bulunmuyor. Bazı şeylerin cevabını bulmak için yüzyıllarca süregelen merak duygusunun olduğunu aklımıza bile getirmiyoruz. (Mars ilk gözlemlendiğinde antik Mısır İmparatorluğu vardı, hala oraya gitmenin nasıl bir tecrübe olacağını merak ediyoruz) 

Tembellik ya da üşengeçlik, adına ne derseniz deyin meraklarımıza karşılık olarak olabildiğince çabuk ve net cevaplar almak istiyoruz. Örneğin yağmur yağdığında mevsimsel açıklamaları bir kenara bırakıyor, kötü şanslı bir insan olduğumuzu düşünüyoruz.



İsterseniz hemen küçük bir test yapalım. İlk düşündüğünüzü işaretleyin, cevaba bakmak yok: 

Avustralya’nın başkenti neresidir?

Oy ver

... oy

Cevap yazının sonunda, önce neden bu soruyu sorduğumuzu açıklayalım. Genelde günlük yaşantımızda etrafımızdaki söylentilerden çok etkilenir, kişisel düşüncelerimizi fark etmeden bu söylentiler eksininde inşa ederiz. Bunu inkar edenler daha çok yaparlar. İllüminatiyi çok büyük ihtimalle ilk kez bir yakınınızdan duydunuz ya da sosyal medyada bir yakınınız paylaşınca gördünüz.  

Komplo teorilerine katıksız bir şekilde inanan kişiler, araştırmalara göre bir amaca sahipler. Düşüncelerine uymak kaydıyla kitap okuyup, TV programları izleyip, internette dolaşıp, kendilerine destek sunan argümanları çok önemserler. Bu sayede hiç de hoş olmayan belirsizlikleri ortadan kaldırırlar.   

2. Kontrol ve güvenlik arzusu: 

Hayatlarımızı kontrol altında tutmak zorundayız. Bu kontrolü sağlarken güvenli bölgemizden çıkamayız. Çıktığımızda da kendimize hemen yeni bir güvenli bölge oluşturmaya çalışırız. Komplo teorileri ise insanlara hayatlarını daha kolay kontrol etme, daha hızlı güvenli bölge inşa etme imkanı sunar. 

Küresel ısınma örneğini ele alalım. Çoğu insan, geleceğine kesin gözüyle bakılan iklimsel felaketlere karşı ısrarla önlem almıyor, çünkü bu onların rahat yaşam tarzlarını terk etmelerine neden olacak. Bu nedenle küresel ısınmanın kurmaca olduğunu söyleyen uzmanlara inanmak daha kolay. Böylece mevcut rahat yaşamın devam etmesi için gereken argüman bulunuyor. Kontrol ve güvenlik tek inançla sağlanmış oluyor.  

3. Olumlu kişisel imaj oluşturma ve devam ettirme arzusu: 

Sosyal olarak çevrenizdeki diğer insanlara kıyasla daha farklı özelliklere sahipseniz, komplo teorilerine inanma ihtimaliniz daha yüksek. Etrafımızdan pozitif bir tepki aldığımızda bunun devam etmesini isteriz. Bir eş, bir çocuk, bir ebeveyn, bir işveren ya da çalışan olarak üstlendiğimiz roller, negatif olamazlar. Hatta bu konuda çok da ısrarcı olmayan insanlar, sosyal dışlanma yaşayabiliyorlar.  
Küresel ısınmaya inanan insanların hepsi bilim insanı değil. Ay’a gidildiğine inananlar da astronot değil. Sadece bir konu hakkındaki kanıtları görmeden doğruluğuna inanmak istemeyen insanlar. Karşıt görüşlerin kanıt olarak neler sunduğuna dikkat eden, sorgulamadan inanmayan insanlar. Ayrıca bu insanlar, inandıkları şeylerin kolayca değişebileceğine çok alışkınlar. Komplo teorilerine inananlar ise tam tersi.  

Özetlemek gerekirse; dünyayı anlamak, güvende hissetmek, pozitif bir imaj oluşturmak amacıyla komplo teorilerine sığınıyoruz. 1 doların ardındaki piramitin cevabını  bulmak zorunda değiliz, ancak herhangi şeye kuru kuruya inanmamak zorundayız. 

Doğru cevap Sidney değil, Canberra. Muhtemelen Sidney’i çok duyduğunuz ve inanıverdiniz. (Doğru bilenleri tenzih ediyoruz)

10/12/2018 Bu Haberin Kaynağı:ozelbuo / Okuma Sayısı : 168


Almanız İçin Tavsiye Ettiğimiz Kitaplar...

Resimleri Tamamla ve Boya
[Emel Kehri]

Yaşam Döngüleri - Bilime İlk Adım
[Peter Riley]

Giordano Bruno Hayatı ve Felsefi Çalışmaları
[Yuliy Antonovskiy]

Diğer Haberlerimiz



Destekcilerimiz

YAKLAŞAN ÖNEMLİ GÜNLER

DÖZİV KURU






Hava Durumu