Laik devlet dini güncelleyebilir mi ??? Mustafa Solak yazdı





Cumhurbaşkanı Erdoğan bir yandan “İslam’ın hükümlerinin güncellenmesi vardır. Siz İslam’ı 14 -15 asır önceki hükümleriyle kalkıp da bugün uygulayamazsınız”derken bir yandan da “dinde reform yapmıyoruz” diyor. Oysaki Türk Dil Kurumu’nun sözlüğünde reform kelimesinin karşılığı “düzeltme”dir. Yani kendisinin güncelleme yaparak aslında dinde düzeltmeye gidiyor. Sadece hocaların tefe koymasından daha fazlasından çekindiği için söyleyemiyor veya ikisinin aynı anlama geldiğinin farkında değil.
DİN HER AN GÜNCELLENİYOR
Mezhep, tarikat ve cemaatlerin varlığı dini farklı farklı yorumlamaya yani güncellemeye kanıttır. Yani din her an güncellenmektedir. Her gün onlarca kişinin kendi fikirlerini “din budur” diye sunması, Diyanetin “Fetva Usulü” sayfasında sorulara yanıt vermesi de dinin güncellenmesidir.
Güncellemenin dindeki terimsel karşılığı içtihad. İçtihad hükümlerin şartlara göre uyarlanmasıdır. Fıkıh dersi öğretim programında içtihad ile nelere karar verilip verilemeyeceği şu şekilde düzenlenmiştir:

“Zamanın değişmesiyle haramların helalleştirilemeyeceğine ancak sosyal hayatın değişken yapısı nedeniyle içtihadların mekân, zaman ve şartlara göre farklılık arz edebileceğine vurgu yapılacaktır. Ayrıca içtihadların kitap ve sünnetin açık hükümlerine aykırı olamayacağı ve nass varken içtihad yapılamayacağı vurgulanacaktır.” [1]
“İçtihadların mekân, zaman ve şartlara göre farklılık arz edebileceği” ifadesi demokratik, kadın ve insanlık onuruna uygun yorum yapılacağı fikri üzerinden kulağa hoş geliyor. Fakat böyle olacağının garantisi var mıdır?
İçtihad diye en vahşi, insanlık karşıtı IŞİDvari yorumun yapılmayacağı ne malum?

Bu paragraftaki ikinci konu da haramı, helali belirleyecek otoritenin muğlak kaldığıdır. Bunu belirleyecek olanın Kuran ve peygamberin sünneti olduğu Ortaöğretim Temel Dini Bilgiler (İslam 1) dersi öğretim programında görebiliyoruz:

“Helal ve haram koyma yetkisinin Allah ve Resulüne ait olduğu vurgulanacaktır.” [2]
Allah’ın sözleri yani ayetlerin hepsi apaçık mı?

Hayır. Apaçık olsa biraz Arapçası, din bilgisi olan ayetleri farklı farklı Türkçeye çevirmez yani meal etmez ve yorumlamazdı. Dolayısıyla daha en başta ayetlerin Türkçe anlamı yani meali ve bu mealden çıkarılacak yorum (tefsir) üzerinde fikir birliği yok. Örneğin ayetleri cumhuriyete, laikliğe, insan onuruna önem veren şekilde yorumlayan ilahiyatçılar bile aralarında “tarihselciler”, “metine dayalı olanlar” gibi farklı akımlara ayrışmışlardır.
Örneğin kimileri Kuran’da çok eşlilik olduğunu ama Kuran’ın bugün tek eşliliği öngördüğünü belirtmektedir. Kimileri de buna karşı çıkarak zaten geçmişten günümüze tek eşliliği öngördüğünü yorumlamaktadır. Sonuçta ikisi de Kuran’ın tek eşliliği öngördüğünü açıklayan bu iki kadına önem veren akım dahi birbirini Kuran’ı yanlış değerlendirdiğini belirtmektedir.

Dememiz o ki herkes Kuran’ı aynı şekilde anlamıyor. Dolayısıyla Kuran’ı güncellemek; pek çoklarının kabul etmediği, ancak güncellediğini söyleyenin iddiası, hatta dayatması olarak değerlendirilecektir.

İHTİYAÇ “DİNİN GÜNCELLENMESİ” Mİ LAİKLİK Mİ?
Güncelleme konusunda laik Cumhuriyet’in öneminin farkındaki bazı Atatürkçü kesimde de şöyle bir görüş var:

“Yobazlar Kuran’ı anlamıyor. Dayanağımız Kuran-ı Kerim’dir. Kuran’da ne yazıyorsa inanacağız.”
Meal ve tefsir farklılığını getirdik. Hangi tefsiri dikkate alacak böyle düşünenler?

Dahası çağdaş yorumu kabul etseler de bunu, çağdaş kişilerin hepsi kabul etmeyecektir.

Özdemir İnce’nin haklı deyimiyle: “İslâmı, reforme etmek Cumhuriyet devletinin işi değil; bu, bir teokratik devletin işidir. Anayasası laiklik ilkesini kabul etmiş devlet İslâm’ın güncellenmesi ya da reforme edilmesiyle ilgilenmez.” [3]
Güncelleme, kulağa hoş gelse de laik devletin, laiklerin işi değildir. Laik devlet Atatürk’ün belirttiği gibi din ve dünya işini ayırarak dini bireylere yani vicdanlara bırakır. Birey nasıl anlıyorsa anlasın ama toplumsal yaşamı ve devlet düzeni şekillendirmeye çalışmasın, devlet şekillendirme çabasına izin vermesin. Laik devlet, devlet düzenini, hukuku dine dayandırmadığı gibi dinin tarikat, cemaat veya bireyler eliyle toplumsal yaşamı şekillendirmesine de izin vermez.

Laik bireyler de dini bireysel bir konu olarak kabul ederek vicdanının dışına taşırmaz. Toplumsal yaşamı kendi dini inancı yönünde şekillendirmez.

Dolayısıyla laik devlet düzeninde ve laikliğin içselleştirildiği bir toplumda dinin güncellenmesi diye bir konu akıllara gelmez, gelmemelidir.

Dahası  cemaat, tarikat şeyhleri, kimi ilahiyatçı her gün insanlık onuruna, kadına, cumhuriyete aykırı cümleler sarfederken dini güncellemek bunları durdurmaz, ancak dinin kullanılmasını önünü daha fazla açar. Çünkü din bu sefer de “dünyayı güzelleştirmek, kadını savunmak” gibi “demokratik” olarak sunulacak bir gerekçeyle kullanılacaktır. Laikliği önemseyenler bu tuzağa düşmemelidir. Dini güncellemeye değil laikliği tutarlı savunmaya ihtiyaç var. Aksi taktirde “güncelleme” adı altında başka saldırılar gündeme gelecektir.
Toplum Suriye meselesine, şeker fabrikalarının özelleştirilmesine dikkatini yöneltmişken, elbette özellikle kadın üzerinden dinin kullanılması kabul görmez. Dolayısıyla Cumhurbaşkanının söylemi bir yerde bu sıkışmışlıktan kurtulmanın ifadesidir. Bu sebeple“dini güncelliyoruz” diyerek daha alt düzeyde dinin kullanışlı bir araç olarak değerlendirilmesi isteğini görmezden gelmeyelim. Dinin araçsal kullanımının panzehiri olan laikliği daha fazla sahiplenelim.
Birey güncellemeyi her daim vicdanında yapabilir ama devlete ve topluma “dini güncelleme” başlıklı bir gündem sunamaz.

4/3/2018 Bu Haberin Kaynağı:Odatv.com / Okuma Sayısı : 1479


Almanız İçin Tavsiye Ettiğimiz Kitaplar...

Sokratis ve Cinler
[Suphi Varım]

Ünlü Sanatçılar
[İhsan Işık]

Attila
[Okay Tiryakioğlu]

Diğer Haberlerimiz



Destekcilerimiz

YAKLAŞAN ÖNEMLİ GÜNLER

DÖZİV KURU






Hava Durumu