https://jurnalist.com.tr/ Etkin Seçkin Haber Sitesi tr 19.5.2021 02:46:17 Jurnalist Jurnalist Haber Deyay - Jurnalist Haber Sitesi

Gazi bu ülkeyi parlamenter sistemle mi yönetmişti?





Asrın liderimiz, Meclis çatısı altında konuştu.

“Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminden rahatsız olanlar var, biliyorum. Bu sistem bizim geleneğimize ters bir yapı diyorlar. Acaba Gazi, parlamenter sistemle mi yönetmişti bu ülkeyi?” diye sordu.

Akp milletvekilleri alkışladı.


Birincisi, evet, bu sistem bizim geleneğimize ters bir yapıdır.

Bunu söyleyen de bizzat asrın liderimizdir.

1993 yılında Erbakan ın yanında siyaset yaparken, bizzat kendi ağzıyla “başkanlık sistemi bir özentinin sonucudur, Amerikan emperyalizminin bize tavsiyesidir” diyen, kendisidir.


İkincisi, evet, Atatürk bu ülkeyi parlamenter sistemle yönetti.


Meclis binasının pencerelerinde cam yoktu, çatısında kiremit yoktu, iç sıvası bile yapılmamıştı, elektrik yoktu.

Başkanlık kürsüsünün arkasındaki duvarda yarık vardı, soğuk giriyordu, Ali Fuat paşa nın seccadesi oraya çivilenmişti.

Bir okuldan sıralar getirilmişti, soba kurulmuştu, kahvelerden toplanan gaz lambaları tavandan sarkıtılmıştı.

Ankara da kiralık ev yoktu, zaten para da yoktu, milletvekilleri öğretmen okulunda 25 kişilik koğuşlar halinde kalıyorlardı, karyolalar yetmemişti, yer yataklarını bitiştirip yatıyorlardı, battaniye benzeri örtü ayarlayıp açık arazide, çayırlarda, ağaç altlarında yatanlar bile vardı, çoğu sıtmaya yakalandı.

Yemek ciddi sorundu, adam başı 55 er kuruş toplayıp, tabldot sistemi kurmuşlardı, bakkalın manavın malına çökmüyorlardı, veresiye talep etmiyorlardı, parasını ödemeden ekmek bile almıyorlardı.

Meclis tutanakları dilekçe kağıtlarının arkasına yazılıyordu, hatta kese kağıtlarına bile yazılıyordu.

Milletvekillerinin çoğu fiilen cephede vuruşuyordu, şimdiki gibi “bedelli asker milletvekili” yoktu!


Mustafa Kemal her zaman, kapıdan girince sol tarafta Diyap ağa nın yanına otururdu.

Önünde daima bir defter, elinde bir kurşun kalem olurdu, kürsüde dile getirilenleri not alırdı.

Konuşmak için söz istediğinde kaleminin tersiyle sıraya üç defa vururdu.


Tek tip düşünce yoktu.

Biat yoktu.

Meclis, Mustafa Kemal i sevenlerden çok, sevmeyenlerden oluşuyordu, kıyasıya fikir mücadelesi verilirdi.


Kavgalar çıkardı.

Hatta bir gün… Resmi nikah için tıbbi muayene şartı tartışılıyordu, gelin ve damat adaylarının mutlaka doktor kontrolünden geçirilmesi önerilmişti, muhalif bağnaz grup “kızlarımızı muayeneden geçirtmeyiz” diye bağırıyordu.

Mustafa Kemal tıbbi muayene önerisini desteklemek için kürsüdeydi, konuşma yapıyordu.

İlk günden beri Mustafa Kemal e karşı olan Erzurum milletvekili Hüseyin Avni, kendini tutamadı, sobanın önünde yığınla duran odunlardan birini kaptı, kürsüye doğru hışımla fırlattı!

Zabıt katiplerinden Hamdi nin suratına denk geldi, dişleri kırıldı, adamcağız bayıldı.

Mustafa Kemal soğukkanlılığını kaybetmedi, bu çirkin saldırı hiç yaşanmamış gibi, bilimsel verilerle anlatmaya devam etti.

Hüseyin Avni utandı, Meclis ten özür diledi, sonra da oturdu, sustu.


Karşıt fikirlere engin hoşgörülüydü.

Muhalif bir milletvekilini kendisine şikayet ettiklerinde “namus kriteri”ni izah ediyordu…

“O mebusun muhalefetine katlanın, çünkü namuslu adamdır, diyelim ki onu bertaraf ettiniz, yerine hem muhalif hem namussuz biri geldi, ne yapacaksınız?” diye soruyordu.


Meclis te muhalefet olmasını özellikle teşvik ediyordu.

“Meclis i oyun olsun diye mi kurduk? Bilakis, fikir ve kanaatlerini açıkça söylesinler diye kurduk. Elbette tenkit edecekler, tenkit de vazifedir, niçin sinirleniyorsunuz, yoksa kendinizden emin değil misiniz, icraatınızda müdafaa edemeyeceğiniz noktalar mı var?” diyordu.


TBMM de az daha öldürülecekti!

Aralarında milletvekillerinin de bulunduğu suikast şebekesi, Laz İsmail ve Gürcü Yusuf isimli tetikçileri İstanbul dan Ankara ya getirtmişti, ceplerine bol miktarda para konulmuş, Parabellum marka tabancalar verilmişti.

Tetikçiler misafir davetiyesiyle Meclis e girip, dinleyici sıralarında oturumları izliyormuş gibi görünürken, keşif yapıyorlardı.

Dinleyici sıralarından Gazi nin oturduğu yere olan mesafeyi ölçüyor, fırlatacakları bombaların etki alanını hesaplıyorlardı.

Silahlı pusu planı da yapmışlardı. Çankaya Köşkü nün etrafında, Mustafa Kemal in sık sık geldiği Ankara Kulübü nün etrafında, sürekli kullandığı güzergahlarda inceleme yaptılar. Saldırıdan sonra kaçıp saklanacakları çiftliği bile belirlemişlerdi.

Neyse ki kuvvacıların kulağı delikti…

Bu iki tuhaf kişinin habire Meclis e gelmeleri, bazı milletvekilleriyle fısır fısır konuşmaları, hep aynı milletvekillerinin evlerine girip çıkmaları şüphe uyandırdı. Gölge gibi takip başlatıldı.

Suikast şebekesi huylandı, baskın yiyeceklerini anladılar, planı iptal ettiler. Tetikçiler apar topar İstanbul a gönderildi.


(Aynı ekip altı yıl sonra İzmir de sahneye çıktı… Mustafa Kemal in içinde bulunduğu makam otomobiline İzmir Kemeraltı da bombalı saldırı planladılar, karşılıklı iki dükkandan bombaları atacaklar, üstüne çapraz ateş açacaklar, yan sokakta bekleyen otomobille Urla tarafına kaçıp, balıkçı motoruyla Sakız adasına geçeceklerdi. Gene beceremediler.)


Amerikalı gazeteci Clarence Streit, Public Ledger gazetesinin muhabiriydi, ki aslında, Amerikan ordusunun istihbarat elemanıydı.

Mustafa Kemal le direksiyon binasında röportaj yaptı, gözlemlerini detaylı rapor haline getirdi, gazetesinde haberleştirdi.

Aynen şu cümleleri kullandı…

“Diğer devlet başkanlarında gördüğümüz şaşaa ve merasimin hiçbiri Mustafa Kemal Paşa da yoktu.

Çok az insan beni bu kadar etkilemiştir.

İnsanların onun uğrunda ölmek isteyeceği tipte bir adam.

Samimi bir demokrat.

Batı ona diktatör gözüyle baktı, bu adamla karşılaşmak ve onu Ankara daki gündelik hayatın içinde görmek, diktatör iddiasının saçmalık olduğunu fark etmek için yeterlidir.

Meclis in yasalarına bağlı.

ABD Başkanı nın veto hakkına bile sahip değil.

Bütün gücünü demokratik temeller için kullanıyor.

Nasıl diktatör?

Ankara sokaklarında yalnız şekilde yürüyebiliyor, halkın arasında, rastlaştığıyla konuşuyor, şakalaşıyor.

Sakin bir özgüvene sahip, gücünün farkında ama kibirli değil.

Onunla görüştükten sonra yurttaşlarının ona neden bu kadar inandığını, sözlerinin neden bu kadar itibar gördüğünü anladım.”


O dönemde, Ankara dan Washington a gönderilen Amerikan istihbarat raporlarında, TBMM nin tek blok olmadığı, üç gruba ayrıldığı açıkça ifade ediliyordu.

Birinci grup, Mustafa Kemal e gönülden bağlı olan, Mustafa Kemal gibi düşünen kuvvacılardı.

İkinci grup, padişahın maşası, saltanatın devamını isteyenlerdi.

Üçüncü grup, aslında demokrasi ve padişahlık arasında herhangi bir tercihi olmayan, sadece maddi menfaat için mebus olanlardı.


1921… İngiliz hükümeti aracılar gönderdi, Anadolu direnişinden vazgeçmesi karşılığında, Mustafa Kemal e dilediği miktarda para ve İtalya da villa teklif etti.

1923… Şubat ayıydı, henüz cumhuriyet ilan edilmemişti, padişahçı milletvekilleri TBMM başkanlığına önerge verdi, “memleketin yönetiminden uzaklaşması, bir kenara çekilmesi koşuluyla, Mustafa Kemal e özel bir saray tahsis edilmesini ve ayda 10 bin lira maaş bağlanmasını” teklif etti!

Mustafa Kemal acı acı gülümsedi…

Meclis teki padişahçı milletvekillerinin bu utanç verici teklifi, İngiliz hükümetinin iki yıl önceki teklifiyle birebir örtüşüyordu.


Lozan görüşmeleri devam ederken, aynı milletvekili grubu “seçim yasası teklifi” verdi.

Bu teklife göre “doğduğu şehir ülke sınırları dışında kalanlar ve göçmen olarak yerleştirildiği şehirde sürekli olarak beş yıl oturmamış olanlar milletvekili seçilemeyecek”ti.

Gayet açıktı…

Selanik artık ülke sınırları dışındaydı.

Kurtuluş Savaşı boyunca cepheden cepheye koştuğu için hiçbir şehirde beş yıl sürekli oturamamıştı.

Mustafa Kemal in milletvekili olması istenmiyordu.

Bizzat kurduğu TBMM den atılmak isteniyordu!

Bu ahlaksız teklif reddedildi ama, en başta Mustafa Kemal tüm kuvvacılar biliyordu ki, İngiliz zihniyeti TBMM deydi.


Mustafa Kemal in erkek kardeşi yoktu.

Ama, kardeşten öte arkadaşı vardı.

Nuri Conker.

Çocukluk arkadaşı, mahalle, okul, silah arkadaşıydı.

Annesi ve eşinden başka “Kemal” diye hitap edebilen tek kişiydi.

Can yoldaşıydı, sırdaşıydı.

Nuri siz sofraya oturmazdı.

Sadece Nuri nin nazını çekerdi.

Sadece Nuri nin sesini yükseltme imtiyazı vardı.

Zaten davudiydi, gümbür gümbür bağırırdı, çok kafası bozulduğunda masaya yumruğunu vura vura konuşurdu.

Hareket ordusu, Trablusgarp, Çanakkale, Muş cephesi, Kurtuluş Savaşı… Mustafa Kemal nerede, Nuri oradaydı.

Paşa olabilirdi.

Bakan olabilirdi.

Başbakan olabilirdi.

TBMM başkanı olabilirdi.

İstemedi.

Teklif bile etmedi.

Arkadaş kalmayı tercih etti.

Arkadaşlığını hiç suistimal etmedi.


Mustafa Kemal, kızkardeşini milletvekili yapabilirdi, yapmadı.


Kızkardeşi Makbule, 1935 yılında ikinci defa evlendi, Edirne milletvekili Mecdi Boysan la nikahlandı.

Düğün yapılmadı.

Nikah fotoğrafları basında yeralmadı.

Mecdi Boysan ın İstanbul Mecidiyeköy de fabrikası vardı, Makbule yle evlenir evlenmez müteahhitliğe başladı, dikkat çekici hızla zenginleşiyordu.

Mustafa Kemal in kulağına tatsız laflar geliyordu.

Bir akşam sofradayken maliye bakanı Abdülhalik Renda yı hemen yanındaki sandalyeye oturttu, “ne yapıp yap, bizim enişteye iltimas geçilmesine mani ol, benim namıma iş yaptığı zannedilebilir, kendisinin öyle niyeti olmasa bile öyle zannederler” dedi.

Lisanı münasiple “defterini dür” demişti!

Çok geçmeden fabrika kapandı.

Mecdi Boysan ın iflas ettiği duyuldu.

1939 da milletvekilliği sona erdi.

Aynı yıl boşandılar.


Mustafa Kemal, manevi çocuklarını milletvekili yapmadı.

“Politikaya girmeyeceksiniz” diye vasiyeti vardı.

Rahmetli olduktan sonra, siyasi partiler manevi çocuklarına teklif üstüne teklif götürdü, CHP dahil, her defasında “hayır” cevabı aldılar.


Mustafa Kemal, akrabalarını milletvekili yapmadı.

Baba tarafından akrabaları, amcasının çocukları İstanbul da yaşıyordu, onca işinin arasında kuzenlerini ihmal etmezdi, hepsiyle yakından ilgilenirdi, ihtiyaçları olursa, Makbule üzerinden haberdar olurdu, nişanlarını yaptırdı, düğünlerini yaptırdı, davetiyelerini bile bizzat hazırlattı. Hiçbirini milletvekili yapmadı.

Mustafa Kemal in akrabaları, Mustafa Kemal e yaraşır bir hayat sürdüler. Ne menfaat talep ettiler, ne şöhret gayreti sarfettiler.

Son derece mütevazı, sıradan yurttaşlar olarak yaşadılar.

Dördüncü beşinci kuşaklar da bugün aynı böyle devam ediyorlar.


“Liyakat aşığıyım” diyen Mustafa Kemal, asla adam kayırmazdı.

Asla torpil yapmazdı.

Yağcılıktan, yalakalıktan, dalkavukluktan tiksinirdi.

“Hayatta en kötü şey riyakarlıktır” diyordu.


Dürüst cevapları seviyordu.

“Birbirimize daima hakikati söyleyeceğiz, felaket veya saadet getirsin, iyi veya fena olsun, daima hakikatten ayrılmayacağız” diyordu.

“Hakikatin ta gözünün içine bakmak lazımdır” diyordu.


Methedilmekten hoşlanmazdı, konuyu değiştirirdi.

Sırıta sırıta pohpohlayanları çevresinden uzaklaştırırdı.

“Şunu yanıma sokmayın, fena muamele yaparım” diye uyarırdı.


1923… Bazı işgüzar milletvekilleri, vatana hizmetinden ötürü para ödülü vermeye kalkıştı.

“Hidemat-ı vataniyesine mükafaten Gazi Mustafa Kemal Paşa hazretlerine bir milyon lira ihdas edilmiştir” diye kanun teklifi bile hazırlandı. İmzaya açıldı.

Mustafa Kemal in haberi oldu…

“Küstahlık etmişler, ayıptır” dedi.

Söz konusu kanun teklifini getirtti, bizzat yırttı attı.


Yalakalığından sıkıldığı kişiler için çok çarpıcı bir benzetme yapıyordu.

“Çöp tenekesine her türlü süprüntüler konur, ne kadar boşaltsanız da, dibinde yapışık bir şeyler kalır, işte bunlar o şeylerdendir” diyordu.


1928-1933 yılları arasında Ankara da bulunan Fransa büyükelçisi Charles de Chambrun “mütevazı lideri” şöyle tarif etmişti:

“Mustafa Kemal hükümdar, halife, diktatör olabilirdi. Fakat büyük adam olmak için parlak unvanlara ihtiyacı yoktu. Hiç şüphesiz tahta çıkabilirdi, basireti buna mani oldu. Kibirsizdi. Gösterişi sevmez, övünmesini bilmezdi. İhtiraslarını tahdit etmesini biliyordu. Hergün biraz daha filozoflaşıyor, halk arasında kıymeti artıyordu. Orijinal adamdı.”


1932-1933 yılları arasında Ankara da görev yapan ABD büyükelçisi Charles Sherrill “muhalefete hoşgörü”sünü şöyle anlatıyordu:

“Mustafa Kemal akıl, mantık, hakkaniyetle hareket ediyordu. Fikirlerine iştirak etmediğiniz zaman, bu ayrılığınızın sebeplerini araştırıyordu. Sizi, kendisinden başka türlü düşündüren şeyi öğrenmek istiyordu.”


Mustafa Kemal, menfaat odaklı yandaşları sevmezdi.

Hem özel yaşamında, hem TBMM de kendisinden uzak tutardı.

“Bana muhalif olanlara bir şey diyemem, bunlar kendi görüş ve düşüncelerinde serbesttirler, hatta böylelerini takdir bile ederim. Fakat hiçbir fikre dayanmayarak, beni seven halka karşı güya benimle berabermiş gibi göstermeye kalkanların ikiyüzlü siyasetlerine müsamaha gösteremem” diyordu.


“Birbirimizi tenkit etmekte yalnızca fayda vardır.

Bundan asla zarar gelmez.

Fakat aksinden çok zarar görüleceği tecrübelerle sabittir” diyordu.


Evet…

Yazar Sayfası: Yazarın Köşesi: / Tarih: 7.11.2019 00:00:00 / Okunma = 3928

Yazarın Diğer Yazıları

Psikojenik Amnezi (Yakınsak Aklın Unuttukları)
[ Ali Kurt ]

Bir Akıllının Taşınamaz Sırları
[ Ali Kurt ]

Evlilik mi, Bir Daha Düşün?
[ Ali Kurt ]

Kemik Kıran
[ Ali Kurt ]

Solak Nene, Eski Defter
[ Ali Kurt ]

Askıda Kalan Hayatlar
[ Ali Kurt ]

Delimsek
[ Ali Kurt ]

Pandeminin Kutusu Pandeminin Kutusu (89)
Cübbeli Amirali Kim Koruyor? Cübbeli Amirali Kim Koruyor? (120)
Arife Arife (135)
Güzel Günler Görecek miyiz? Güzel Günler Görecek miyiz? (384)
Ramazanı siyasete alet etmeye kalktılar, ramazanda içki satış rekoru kırdılar! Ramazanı siyasete alet etmeye kalktılar, ramazanda içki satış rekoru kırdılar! (576)
Al sana soykırım (3) Al sana soykırım (3) (622)
Al sana soykırım (2) Al sana soykırım (2) (642)
Al sana soykırım Al sana soykırım (749)
Sözde Ermeni Soykırımının Var Olmayan Toplu Mezarları Sözde Ermeni Soykırımının Var Olmayan Toplu Mezarları (901)
Bari Bir “Müzik Notası” Verseydiniz!.. Bari Bir “Müzik Notası” Verseydiniz!.. (769)
Ar damarı Ar damarı (792)
DEMOKRASİYE DARBE! DEMOKRASİYE DARBE! (1044)
Darbeler bitti paranoyası  kaldı yadigar! Darbeler bitti paranoyası kaldı yadigar! (1188)
Çöküş Döngüsü: Yolsuzluk, Yoksulluk, Yoksunluk Çöküş Döngüsü: Yolsuzluk, Yoksulluk, Yoksunluk (1209)
Üç Kuvvet Komutanına Peşin Ceza… Bu Ne Acele?.. Bu Ne Vefasızlık?.. Üç Kuvvet Komutanına Peşin Ceza… Bu Ne Acele?.. Bu Ne Vefasızlık?.. (1229)
Uzaktan çalışmanın görünmez esasları Uzaktan çalışmanın görünmez esasları (1358)
Şeytan Taburu Şeytan Taburu (1303)
SİYASETİN AKLI BAŞINDAN GİTMİŞ! SİYASETİN AKLI BAŞINDAN GİTMİŞ! (1319)
PUDRA ŞEKERİ… PUDRA ŞEKERİ… (1588)
Üretime Katkısı Olmayan Meslekler Üretime Katkısı Olmayan Meslekler (2330)
Tekkedeki Apoletli Amiralin Hikâyesi!.. Tekkedeki Apoletli Amiralin Hikâyesi!.. (1863)
ATEİST, DEİST, SOSYALİST… ATEİST, DEİST, SOSYALİST… (1840)
Montrö Montrö (1784)
Gezi Parkı... Gezi Parkı... (1913)
NEREDEN İNCELDİYSE… NEREDEN İNCELDİYSE… (2065)
Sürü Sürü (2343)
Biden’a Bir “Ucu Yanık Mektup” Daha!.. Biden’a Bir “Ucu Yanık Mektup” Daha!.. (2197)
MEHMET’İN TARİHSEL YANILGISI MEHMET’İN TARİHSEL YANILGISI (2393)
Fosforlu Cevriye Fosforlu Cevriye (2423)
KADIN ERKEKTEN ÜSTÜNDÜR! KADIN ERKEKTEN ÜSTÜNDÜR! (2696)
Türkiye Satılığa Çıkıyor Türkiye Satılığa Çıkıyor (3187)
İdlib’de 34 Şehit… Putin… Ve “Barbarlık”… İdlib’de 34 Şehit… Putin… Ve “Barbarlık”… (3904)
Kıbrıs Sorununa Hindistan-Pakistan Çözümü Kıbrıs Sorununa Hindistan-Pakistan Çözümü (3921)
Atatürk’ün Emanetleri Arasında CHP’nin Yeri Atatürk’ün Emanetleri Arasında CHP’nin Yeri (4587)
İskilipli Atıf’a rahmet okuyanlar İskilipli Atıf’ın bildirisini de okusun! İskilipli Atıf’a rahmet okuyanlar İskilipli Atıf’ın bildirisini de okusun! (5597)
18 Yıllık İktidar İcraatı 18 Yıllık İktidar İcraatı (6104)
Muammer  Aksoy ve Tüm Devrim Şehitleri Anısına Muammer Aksoy ve Tüm Devrim Şehitleri Anısına (7409)
Ayçiçeği Ayçiçeği (6784)
Ülkenin İçi Boşaltılıyor… Ülkenin İçi Boşaltılıyor… (7955)
TÜRKİYE’DE FAŞİZMİN AYAK SESLERİ TÜRKİYE’DE FAŞİZMİN AYAK SESLERİ (8272)
Beşparmak Dağları'ndaki Bayrağımız Beşparmak Dağları'ndaki Bayrağımız (8260)
PUL PUL YILDIZLI SANCAK… PUL PUL YILDIZLI SANCAK… (13544)
2021 ve Sonrasında Açlıktan Ölen Sayısı Virüsten Ölen Sayısını Geçecek 2021 ve Sonrasında Açlıktan Ölen Sayısı Virüsten Ölen Sayısını Geçecek (15266)
AÇLIĞA MAHKÛM EDEN ASGARİ ÜCRET VE EMEKÇİ CENNETİ AÇLIĞA MAHKÛM EDEN ASGARİ ÜCRET VE EMEKÇİ CENNETİ (15279)
Aşı olanı mı, olmayalım mı? Aşı olanı mı, olmayalım mı? (15318)
2020, Salgında Ruh Sağlığım Dr. Kitap’a Emanet 2020, Salgında Ruh Sağlığım Dr. Kitap’a Emanet (20532)
Redneck Redneck (14260)
TRUMP BAŞARSAYDI… TRUMP BAŞARSAYDI… (18377)
Türkiye nin Doğu Akdeniz politikası ve KKTC Türkiye nin Doğu Akdeniz politikası ve KKTC (19876)
Ülkemizin Düze Çıkması İçin 2021 Yılında Yapılması Gerekenler Ülkemizin Düze Çıkması İçin 2021 Yılında Yapılması Gerekenler (19756)
KUMSAL KATLİAMI NASIL OLDU KUMSAL KATLİAMI NASIL OLDU (23121)
ÜLKEMİZDEKİ YENİ CEPHELEŞME  ve  DEVRİMCİLERİN BARIŞ PROGRAMI ÜLKEMİZDEKİ YENİ CEPHELEŞME ve DEVRİMCİLERİN BARIŞ PROGRAMI (20622)
Yobazın tehtidi Yobazın tehtidi (20832)
YAĞMUR DUASI: CEHALET İKTİDARDA YAĞMUR DUASI: CEHALET İKTİDARDA (17557)
Neye Kriz Diyoruz, Neye Demiyoruz? Neye Kriz Diyoruz, Neye Demiyoruz? (21239)
Tank Palet... Tank Palet... (21794)
Türkiye Kornovirüs’ü ve Diğer Bulaşıcı Hastalıkları Yenebilir mi? Türkiye Kornovirüs’ü ve Diğer Bulaşıcı Hastalıkları Yenebilir mi? (19698)
TÜRK’ÜN İTİ ŞEHRE İNİNCE… TÜRK’ÜN İTİ ŞEHRE İNİNCE… (21849)
Gargara Gargara (20152)
İrini Operasyonu Sorumlularına Türkiye Tutuklama Emri Çıkartmalı İrini Operasyonu Sorumlularına Türkiye Tutuklama Emri Çıkartmalı (23555)
ZORAKİ DEMOKRAT! ZORAKİ DEMOKRAT! (16269)
AB AB (17370)
Erdoğan Reformları Yapabilir mi? Erdoğan Reformları Yapabilir mi? (17929)
Camiler Halka Devredilmeli Camiler Halka Devredilmeli (17923)
Meslek hayatımın en büyük onurunu ilk kez açıklıyorum Meslek hayatımın en büyük onurunu ilk kez açıklıyorum (19378)
İnsanlık Destani İnsanlık Destani (19900)
Ülkenin en cahili bile doların kaç TL olacağını biliyor. Ülkenin en cahili bile doların kaç TL olacağını biliyor. (19233)
CUMHURİYETİ DEMOKRASİ İLE TAÇLANDIRMAK CUMHURİYETİ DEMOKRASİ İLE TAÇLANDIRMAK (23357)
Fransa Fransa (18546)
Karen Fogg’un çocukları devrede! Karen Fogg’un çocukları devrede! (28193)
Kimsin sen... Kimsin sen... (17791)
E-Taşeronluk Sistemi ve CHP Zihniyetinin Mücadele Çabaları E-Taşeronluk Sistemi ve CHP Zihniyetinin Mücadele Çabaları (20346)
TÜRKİYE AYDINLANMANIN NERESİNDE? TÜRKİYE AYDINLANMANIN NERESİNDE? (20626)
Anayasa var mı ki, mahkemesi olsun? Anayasa var mı ki, mahkemesi olsun? (18348)
Maraş’ta tabular yıkılıyor Maraş’ta tabular yıkılıyor (20658)
Entarili hekim Entarili hekim (16556)
Mary Mary (15826)
Yazı bilmem... Yazı bilmem... (45276)
Basit Usulde Ekonomik Kriz Hesabı Basit Usulde Ekonomik Kriz Hesabı (21476)
Fransa, Türkiye’yi Afrika’daki Sömürgeleri ile Karıştırdı Fransa, Türkiye’yi Afrika’daki Sömürgeleri ile Karıştırdı (18965)
MUSTAFA KEMAL PAŞA MI?  ATATÜRK MÜ? MUSTAFA KEMAL PAŞA MI? ATATÜRK MÜ? (24435)
Eyyy Moody’s, ezanı susturamayacaksınız Eyyy Moody’s, ezanı susturamayacaksınız (21340)
Orta Doğu’da Değişen Dengeler Orta Doğu’da Değişen Dengeler (18389)
ABD Rumlara arka mı çıkıyor? ABD Rumlara arka mı çıkıyor? (15882)
30 Ağustos ve Doğu Akdeniz 30 Ağustos ve Doğu Akdeniz (19249)
Diktayla Yönetilen Ülkelerde Halk ya Dönek ya da Denek Olur! Diktayla Yönetilen Ülkelerde Halk ya Dönek ya da Denek Olur! (25366)
BÜYÜK ZAFER’İN ŞİFRELERİ BÜYÜK ZAFER’İN ŞİFRELERİ (20383)
CHP’nin planları tamamen altüst olacak. CHP’nin planları tamamen altüst olacak. (16474)
Türkiye nin ve KKTC nin  Kaderi Değişecek Türkiye nin ve KKTC nin Kaderi Değişecek (16911)
Koca Atatürk’ün partisi CHP’yi Kılıçtaroğlu cebine sığdırdı. Koca Atatürk’ün partisi CHP’yi Kılıçtaroğlu cebine sığdırdı. (15910)
SENİ KARDEŞLİKTEN REDDEDİYORUM! SENİ KARDEŞLİKTEN REDDEDİYORUM! (16610)
Muharrem İnce parti kurmakta haklıdır Muharrem İnce parti kurmakta haklıdır (16356)
Seçimle başkan olan Kılıçtaroğlu seçimle gitmeyecek Seçimle başkan olan Kılıçtaroğlu seçimle gitmeyecek (15597)
KILIÇTAROĞLU’NUN KERİM DEVLETİ KILIÇTAROĞLU’NUN KERİM DEVLETİ (15611)
Yeni Sosyal Medya Yasası’nın Amacı Nedir? Yeni Sosyal Medya Yasası’nın Amacı Nedir? (16533)
1920’de bir asır ilerdeydi 2020’de bir asır gerideler 1920’de bir asır ilerdeydi 2020’de bir asır gerideler (23583)
Son Mutlu Seçim Son Mutlu Seçim (15506)
CHP’deki Uyuşukluk Hastalığı CHP’deki Uyuşukluk Hastalığı (19627)
Kadın yoktu öyle mı? Kadın yoktu öyle mı? (17313)
YAŞAYAN FETİH RUHU ve MUSTAFA KEMAL PAŞA YAŞAYAN FETİH RUHU ve MUSTAFA KEMAL PAŞA (18423)